Benim tek youtube

Benim Hala Umudum Var 28. bölümü izlemek için tıkla. Benim Hala Umudum Var dizisinin tüm bölümleri yüksek görüntü kalitesi ve hızlı yüklenen yayın özellikleriyle bu sayfada Anneliğin, tüm zorluklara rağmen vazgeçmek değil aksine çocukları için hayata sımsıkı tutunmak olduğunu konu alan “Melek”in ilk bölümü şöyle;Yıllar önce ailesinden koparak Berlin’de yaşamaya başlayan Melek evli ve üç çocuk annesidir. Bir sabah aldığı kötü haberle bütün ... Benim Adım melek youtube tek parça izle! TRT dizi bittikten sonra Benim Adım Melek yeni bölümlerini youtube kanalına full bir şekilde ekliyor. İsteyen Benim adım melek dizisini aşağıdaki resmi youtube sayfalarından izleyebilir. BENİM ADIM MELEK 18.BÖLÜM TEK PARÇA YOUTUBE İZLE TIKLA. Benim Adım Melek 29. Bölüm izle 2 Eylül 2020 Çarşamba Trt1de başladığında canlı olarak izleyebilir, bitincede full hd tek parça olarak izleyin Arkadaşlar sitemizde izlediğiniz dizi veya programlarda ''içerik silindi'' veya ''Bu video telif hakları sebebi ile kaldırıldı'' gibi ibareler görürseniz lütfen yorum yaparak ... Rızvan Khan (Shahrukh Khan) küçüklüğünü annesiyle (Zarina Vahab) ıssız bir yerde geçiren bir müslümandır. Annesi öldükten sonra Amerika'ya küçük kardeşinin yanına gider. Orada tanıştığı ve aşık olduğu Mandira (Kajol) adında dul ve Hindu bir kadın ile evlenir. Rızvan Khan aynı zamanda da Asperger sendromu hastasıdır. With Bugra Gülsoy, Beren Gokyildiz, Leyla Lydia Tugutlu, Serhat Teoman. Eight-year-old Öykü is an exceptional little girl, who unlike her peers is very empathetic and perceptive of the world around her. When her aunt, who has been her caregiver since birth, abandons her, Öykü will have to find her father, Demir. Unfortunately Demir, an irresponsible adult and a swindler who grew up in an ... Canım Kardeşim Benim Film Fragmanı Full izle 2016. Chandra Kandel. 4:42. Fazilet Hanım ve Kızları 15. Bölüm Benim Kardeşim Değilsin. Fazilet Hanım ve Kızları ...

(Kuram) Jon Snow Hayalet’i Nasıl Buldu?

2020.09.20 11:20 griljedi (Kuram) Jon Snow Hayalet’i Nasıl Buldu?

(Kuram) Jon Snow Hayalet’i Nasıl Buldu?

https://preview.redd.it/s1lvqcsss9o51.png?width=1280&format=png&auto=webp&s=69f3fc3767185650e0b544d139db95acf639cea1
ASOIAF Youtuber Talking Thrones’un “The Real Reason Jon Snow Found Ghost” isimli videosunu izlediğimde genel olarak hoşuma gitti, çevirmek bugüne kısmetmiş. Her zaman ki gibi kendi cümlelerim, yorumlarım ve eklemelerimle yazıyı hazırlıyorum.
Bildiğimiz gibi Bran I POV’da ölü bir ulu kurt ve beş yavru bulunmuştu; üç erkek, iki dişi. Bunlar Ned Stark’ın beş meşru evladının sayısına ve cinsiyetlerine denk geliyordu. Lord Stark ilk başta yavruları istemese de Jon’un ikna becerisiyle Ned ikna edildi ve çocuklar kurtları aldı. Ortalıkta Jon için bir kurt yoktu. Herkes atlara binip köprüye kadar atlarını sürdüklerinde Jon bir anda atını durdurdu.
Atlarına binip yola çıktıklarında, Bran zaferin şekerli tadını ağzında hissediyordu. Yavru kurdunu kıyafetindeki deri katlarının arasında sarmalamış, sıcak bedenine yaslamış, yolculuk için güvene almıştı. Şimdi yavrusuna ne isim vereceğini düşünüyordu.
Köprünün yarısına geldiklerinde Jon aniden durdu.
"Ne oldu Jon?" diye sordu babası.
"Duymuyor musunuz?"
Bran ağaçları sallayan rüzgârı, demir ağacından yapılmış köprüye vuran nal seslerini, aç yavrudan gelen gurultuları duyuyordu ama Jon bambaşka bir şeyi dinliyor gibiydi.
"İşte!" dedi Jon. Hemen atını çevirdi ve tam ters istikamete, köprünün başına doğru koşturdu. Ölü ulu kurdun olduğu yerde atından inip yere çöktü. Bir an sonra, yüzünde bir gülümsemeyle, kafileye doğru geliyordu.
"Diğer yavrulardan uzakta kalmış olmalı," dedi Jon.
"Ya da uzağa bırakılmış," dedi babaları altıncı yavruya bakarken. Bu yavrunun tüyleri bembeyazdı. Gözleri kan kadar kırmızıydı. Bran, diğer yavruların gözleri henüz açılmamışken, bu beyaz yavrunun gözlerinin neden açık olduğunu merak etti.
"Bu bir albino," dedi Theon Greyjoy. Eğleniyor gibiydi. "Bu enik diğerlerinden de önce can verir."
Jon Kar babasının himayesindeki çocuğa uzun ve soğuk bir bakışla cevap verdi. "Ben senin gibi düşünmüyorum Greyjoy," dedi. "Bu yavru benim."
Burada dikkat çeken ilk şey, Jon Snow ve diğerleri 6. yavruyu ilk başta göremiyor çünkü yavru, diğerleriyle beraber değil. Kurt, muhtemelen sürünerek diğerlerinden ayrıldı, yahut Ned’in söylediği gibi “bırakılmış” dahi olabilir. Yani eğer bu yavru kurt, aslında başka bir kurttan doğmuşsa ve buraya bir başkası tarafından (diğer kurtları gönderen) kastten bırakıldıysa, tamam ama hepsi aynı kurttan doğdu ise bırakılma şansı olduğunu sanmıyorum ama burada Ned’in ağzından GRRM’in Jon’un kimliğine de gönderme yapıldığını düşünüyorum. Jon’un ebeveynleri ile ilgili gerçeği göz önüne aldığımızda o da aslında Ned Stark’ın ellerine bırakıldı ve gerçek ailesinden uzağa gönderildi. Zaten kurdun renginin beyaz olması GRRM’in ifadesiyle Jon’un piç olarak büyümesine, dışlanmışlığına bir işaretti ve bence diğer Stark kurtlarından farklı bir kurt olduğuna da bir işaret. Unutmayın ki bu kurt, ayrıca diğerlerinin aksine, gözleri açık olan tek kurttu. Yeni doğan kurt, köpek, kedi vb. Canlıların gözleri ilk aşama kapalı olur ve sonraki haftalarda açılır. İlk doğan ayrıca en iri olandır da... Burada Hayalet’in gözleri açık. Bunun sebebini bir türlü anlamamıştım, ya bu hayvan hepsinden önce doğdu ya da hepsinden daha hızlı gelişen, büyüyen ve güçlenen kurt, Hayalet ki gerçekten de Hayalet, sonrasında diğerlerinden daha hızlı büyüyordu. Bu da belki Jon’un geleceğine işaret olabilir, bir çocuk olmasına rağmen daha ilk iki senesinde Gece Nöbeti’nin Lord Kumandan’ı seçilmeyi başarmıştı ve kendi kardeşlerinden de daha olgun olmasının yanı sıra hızla büyüyen biriydi.
Bu kısmı geçersek gelelim ana konu olan kurdun bulunma şekline... Hayalet ile ilgili ilginç bir bilgi verdikten sonra devam edelim. Bunun için JON I POV’a geçiyoruz.
Jon tavuğun bir budunu koparmak için uzandığında aklına daha iyi bir fikir geldi. Tavuğun tamamını bıçağına geçirip bacaklarının arasından masanın altına kaydırdı. Masanın altındaki Hayalet, sessiz bir vahşilikle kendisine verilen yiyeceği yemeye başladı.
...
Benjen soğan yerken Hayalet'i neşeyle izliyordu. "Çok sessiz bir kurt bu," dedi.
"Diğerlerine hiç benzemiyor," diyerek karşılık verdi Jon. "Hiç ses çıkarmıyor. Ona bu yüzden Hayalet adını verdim ve bembeyaz tüyleri yüzünden. Diğer yavrular siyah ya da gri, hepsi koyu renk."
Bunun gibi birkaç alıntı daha görmek mümkün; kısacası Hayalet, hiç ses çıkartmıyor, ismi bu yüzden Hayalet. GRRM sonraki kitaplarda bile bunu bize hatırlatıyor. O zaman şu soruyu soralım; Jon Snow, Hayalet’in sesini nasıl duydu da onu gidip buldu? Öyle ya, bu kurt hırlamıyor bile, mırıldandığını bile okumadık, dilsiz bir hayvan gibi, sessizce işini hallediyor. O zaman Jon’un bu kurdu duyması mümkün değil ki diğerleri de duymadı zaten. Bran, elindeki kurtların mırıltısını ve diğer bir çok şeyin sesini duydu ama Hayalet’i duymadı.
“...O sıradan bir kurt değil. İri Jon, ulu kurtların çocuklarınıza kuzeyin eski tanrıları tarafından gönderildiğini söylüyor.”
Catelyn, oğullarının kurtları karlar arasında bulduğu günü hatırladı. Üçü erkek ikisi dişi beş kurt yavrusu vardı, Stark Hanedanı’nın beş öz çocuğu için beş kurt... ve altıncısı, beyaz tüylü, kırmızı gözlü, Ned Stark’ın piç oğlu Jon Kar için. Onlar sıradan kurtlar değiller, diye düşündü. Gerçekten değiller.
Kurtların sıradan olmadığı aşikar, başkaları da bunu sezinleyebiliyor, birkaç yerden bu yönde ifadeler okuduk. Yaz, Bran’ın komadayken ölmesine engel dahi olmuştu ve dahası hayvanlar, sahiplerinin ölüm tehlikesine girdiğinde anlıyor ve uyarıyor ve karşı tarafın içindeki kötülüğü sezinleyip yine uyarıyor. Hepsinden önemlisi bu kurtar, Stark çocuklarının warg yeteneklerini asıl tetikleyen unsurdur. Yani kanlarındaki büyü ile bu hayvanların bir bağlantısı, ilişkisi var. Sadece sayı değil cinsiyetlerin de birebir uyuşması, hayvanların çok önemli olduğuna ve sıradan olmadıklarına işaret ve İri Jon haklı olabilir, bu kurtlar gerçekten de kuzeyin eski güçleri tarafından gönderilmiş olabilir ki mantıklı olan da budur, yoksa 200 senedir Sur’un güneyinde görülmeyen bir kurdun, Sur’u geçip Starkların bulması için doğum yapması mümkün değildir.
Bazı okuyucular ulu kurtların, sıradan kurtardan daha büyük; hoş özellikli koca köpekler gibi görse de bu kurtların içinde Melisandre’nin de ifadesiyle “güç” olduğunu yani “büyü” olduğunu çok rahat gözlemleyebiliyoruz. Zaten başka türlü warg yeteneğini tetiklemeleri mümkün olmaz. Unutmayın sadece 1000 kişiden 1’i warg olabilir ama bir evde etkin olarak warg gücüne sahip olduğundan emin olduğumuz 4 çocuk var, Robb rüya gördü mü hiç bilmiyoruz (ama diğerleri gibi onunla çok vakit harcadığı için tetiklenmesi mantıklı olan) ve Sansa’nın, kurdu öldüğü için, var olan warg yeteneğinin tetiklenmediğini ve haliyle hiç kurt rüyaları görmediğini biliyoruz ama Leydi ölmeseydi ve onunla zaman geçirmeye devam etseydi, Sansa da etkin bir warg olacaktı çünkü altı çocuk da warg, kanlarında o büyüyle doğmuşlar.
“Boz Rüzgâr’ın hoşlanmadığı her adam, senin yanında olmasını istemediğim adamdır. Bu kurtlar, kurttan öte yaratıklar Robb. Bunu biliyor olmalısın. Belki de onları bize tanrılar gönderdi. Babanın tanrıları, kuzeyin eski tanrıları...”
...
"Sizin de beş meşru evladınız var. Üç oğul, iki kız. Ulu kurt Stark Hanedanı'nın arması. Bu yavrular sizin çocuklarınız tarafından sahiplenilmek için doğmuş." Jon Snow, Bran I
...
Kırmızı gözler, diye fark etti Jon ama Melisandre’nirı gözleri gibi değil. Kırmızı gözler, kırmızı ağız, beyaz kürk. Kan ve kemik, bir yürek ağacı gibi. Bu hayvan eski tanrılara ait ve bütün ulu kurtların içinde yalnızca bu kurt beyazdı. Robb ve Jon yaz karlarının arasında altı yavru bulmuşlardı; beş yavru gri, siyah ve kahverengiydi, Starklar için beş yavru ve bir beyaz yavru, Kar gibi beyaz. Jon cevabını almıştı artık.
Gördüğünüz gibi birden fazla kişi bu kurtların, kuzeyin eski güçleri tarafından gönderildiğini düşünüyor ve hatta Jon’un alıntısı bize Kankuzgun’un görünüşünü de tarif ediyor. Hayalet ve Kankuzgun’un tarifi neredeyse aynı; kemik/kar kadar beyaz ten/kürk ve kan kırmızısı gözler. Kemik ve Kan. Bu ayrıca Büvet ağaçlarının da tarifidir. Yani Büvet Ağaçları, Hayalet ve Kankuzgun’un görünüşleri aynı. Bu da kurtların ve kuzey güçlerinin ilişkisine bir gönderme. Yani kurtlar, Kankuzgun’u ve Şarkıcılar tarafından gönderilmiş olabilir. Bazı okuyucular, kuzeyin eski tanrılarının aslında eskiden yaşamış ve ölmüş ve ruhlarının Büvet ağaçlarının içine girmiş olan yeşil görenler olduğunu düşünüyor. Bu kadar çok ve isimsiz olmalarının sebebi buna bağlanıyor ki mantıklı. İnsanın ilkel aklıyla da böyle güçleri olan ve bu şekilde iletişim kuran kişiler, zamanla ilah gibi görülmeye başlanmıştır. Bu da bize eski kuzey ilahlarının neden Büvet ağaçları olmadan güçlerini kullanmadıklarını, bu ağaçların olmadığı yerde güç sahibi olmadıklarını açıklıyor çünkü yeşil görenler, bu ağaçlar aracılığı ile güçlerini kullanıyor.
Jon’a ve Hayalet’e dönelim...
"Ne oldu Jon?" diye sordu babası.
"Duymuyor musunuz?"
Jon’un, ses çıkarmadığı için, Hayalet’i duymasının mümkün olmadığında anlaştık sanırım? Oradaki onca insanın da kurdun çıkardığı sesi duymamasının aslında tam da bu sebeple olduğunu anlamışızdır. Jon, köprünün yarısına geliyor, atlar zaten ayrı ses çıkartıyor ve diğer sesler de var ama kimse duymaz iken Jon, kurdun sesini duyuyor. Onca mesafe ve sesin içinde kurdun, sesini duyurması için, çok fazla ses çıkarması beklenir ki böylece sadece Jon değil, diğerleri de duysun ama kimse Hayalet’i duymadı çünkü kurt yavrusu aslında hiçbir şekilde ses çıkarmadan orada duruyordu, en azından sesi dışından çıkarmadı.
O zaman Jon nasıl duydu? Aslında soruyu birkaç kere sorsak da kesin bir cevap vermek mümkün değil ama yüksekle ihtimal buna imkan veren şey Jon’un warg yeteneği ve bu kurdun onun için olmasından kaynaklı. Yukarıda söylemiştim, kurtlar ve sahipleri arasında bir bağ var; sadece sayısı değil, cinsiyetleri de çocuklara denk ve warg yeteneklerinin tetiklenmesiyle bağlantılılar. Hepsi warg kanını taşıyor, Jon da bu şekilde Hayalet’in duyuyor; zihnini... Yani bir çeşit ön-warglama gibi diyebiliriz belki. Sonraki kitaplarda uyanıkken de kurdun varlığını hissettiğini biliyoruz, yanında olmasa bile (bir tek Sur ötesinde ayrıldıklarında ve Jon geri döndüğünde, bir süre hissedemedi ve rüyasında göremedi) ve Jon’un Hayalet’in hislerini, açlığına kadar hissettiğini de biliyoruz, doğal olarak hayvanın içinden/zihninden ses çıkardığını ve Jon’un, kurtla bağlantısı sayesinde, bunu duyduğunu söylemek mümkündür.
Bran, diğer yavruların gözleri henüz açılmamışken, bu beyaz yavrunun gözlerinin neden açık olduğunu merak etti. - Bran POV I
...
Bütün yavrulardan hızlı büyüyen Hayalet onu kokladı, dikkatli ve hafif birkaç ısırıktan sonra iki kurt da yere yattı. - Arya POV I
Hayalet’in gözlerinin hepsinden önce açık olmasının belki de sebebi ve amacı buydu? Biliyorsunuz “gözlerinin açılması” terimi, kitaplarda güçlerini keşfetme ve kullanmayla ilişkili bir durum. GRRM buna gönderme yapmak istemiş olabilir. Belki de bu yüzden Hayalet, diğerlerinden daha hızlı bir şekilde büyümüştür... warg bağlantısı çift taraflıdır; Jon ile hızlı kurduğu bağlantı, belki de kurdun hızla büyümesine de sebep olmuştur?
Videoyu hazırlayanın başka bir düşüncesi var ve daha çok bu düşünce üstünde duruyor; Bloodraven ya da gelecekteki Bran’ın etkisiyle Hayalet’i duymuş olması/fark etmiş olduğu... Jon’un “Duymuyor musunuz?” sorusu üstüne Bran’ın ilk duyduğu şeyin ağaçları sallayan rüzgarın sesi olduğuna dikkat çekiyor. Belki de diyor, gelecekteki Bran’ın fısıltısını duymuştur ve bunu Hayalet’in çıkardığı bir ses olarak algılamıştır. Sonuçta hayvanın da nasıl bir ses çıkardığınız bilmiyorsak da bence bunun bir “kelime” olması pek olası değil, kelime olsaydı zaten bu Jon için dikkate değer bir şey olurdu. Gelecekteki Bran’ın da köpek sesi çıkardığı düşüncesi çok saçma geliyor yahut Kankuzgun’un.
Bu düşünceye temel olarak daha sonraki bölümlerde de Büvet ağacı kullanıldığında, dinleyen kişi için ağaçların-rüzgarın fısıltısı şeklinde bir şey duyduğuna dair örnekler vermiş. Örneğin geçmişteki Ned’e seslenmesi ve BR’nin rüzgar duydu vs. şeklinde bir açıklaması veya Theon’un Kışyarı’nda iken Bran’ı fısıltı-rüzgar şeklinde duyması gibi.
Belki gelecekteki Bran sayesindedir, bilemiyoruz ama bana göre “rüzgar fısıltısı” alıntıları bunun için yeterli bir delil değil, bu sadece ama sadece bir yeşil görenin “etkisi” olduğuna dair bir işaret olabilir ki kurtları gönderenin bir yeşil gören olduğu fikrine sıcak baktığımızı farz ediyorum. Haliyle orada halihazırda olan biteni izleyip, Jon’un kendi kurdunu bulduğundan da emin olmak isteyecektir.
Gelecekteki Bran kuramı popüler sayılan bir düşünce ama bu fikre çok soğuk bakıyorum. Yani neden illa sittin sene sonraki x kişi geçmişe müdahale etmek zorunda ki? Hele ki elimizin altında sittin senedir Starkları izleyen ve çevresinde dolanan yaşayan en güçlü yeşil gören varken? O yapabilecekken niye 100 sene sonraki Bran yapsın? Mantık nedir? “Bakın, gemişe müdahale edebiliyor, çok güçlü biri!” demek için mi? 100 tane olayla bunu anlatabilirsin. Örnek? Bir insanı (Hodor) warglayarak. Bu yüzden Gelecekteki Bran kuramlarına, ikna edici kanıtlar görmediğim yahut doğrudan bu konuda sahne görmediğim sürece, pek ihtimal vermeyeceğim.
Konuyu sonuca bağlayıp bitirirsek; bana göre Hayalet ve Jon arasındaki bağ, (muhtemelen) 3. kişilerin (yeşil gören; BR?) vesilesiyle, o anda kurulmuştu ve bu sayede de kurdu zihninde duyması ve bulması mümkün oldu.
İnşallah yazıyı beğenmişsinizidir, okuduğunuz için teşekkürler.
submitted by griljedi to asoiaf_tr [link] [comments]


2020.09.11 16:30 bugpun1998 31 den sonrasini gulmekten okuyamadim

geri zekalı listesi
1- Hümanistler
2- Ancomlar
3- Home of seksüelliği savunanlar
4- Türk hariç etnik kökenlere saygı duyanlar
5- Serbest piyasayı savunanlar
6- Süpyancılar
7- Anime izleyenler
8- Dine inananlar(Spagetti canavarı hariç)
9- Amsalaklar
10- Discordda 7/24 lol oynayanlar
11- Lol oynayanlar
12- Fiziksel sporları takip edip takım tutanlar (Denizli sporu hariç)
13- Facebookta siyaset yapanlar
14- Rap dinleyenler
15- Mutlu olanlar
16- Amsalak olup olmadığını iddia edenler
17- Suratının yarısını paylaşan feminen varlıklar
18- Atatürk ve enver paşa düşmanları
19- Sigara ve alkole laf edenler
20- İstanbul türkçesi dışında konuşulan şivelere gülenler
21- Mesaja anında cevap verenler
22- Özenti orospu evlatları
23- Kekemeler
24- Filme diziye özenip türkçesini değiştirenler
25- Kükürtlerin kültürü olduğunu savunanlar
26- Irkçılar
27- Home of fobikler
28- Depresif orospu evlatları
29- İsmi kuranda geçenler
30- Kuran kursunda smackdown oynayanlar
31- ALĞDSKGPOĞASLGPĞASLGP
32- Alkol şişelerini sosyal medyada paylaşanlar
33- Sigara fotoğrafı paylaşanlar
34- 184ten uzun olanlar
35- Gözleri yuvarlak olanlar (ermeni gözü)
36- Asyalı kadınları çekici bulanlar
37- Pale ten rengi sevenler
38- İsmi 3 harfli olanlar
39- Soy adı fiil olanlar
40- İnternette fake isim kullananlar
41- Bakir olmayanlar
42- 2. dünya savaşındaki herhangi bir lideri iyi bir lider zannedenler
43- Nasyonel sosyalistleri ''ya abi onlar olmasaydı tıp gelişmezdi bu kadar gelişmiş olmazdık dünyayı 100 yıl ileri taşıdılar ya'' diye savunanlar
44- Japonca öğrenmeye başlayanlar
45- Kilolu insanlar
46- Zayıf insanlar
47- Kilosuyla kafayı bozup kalori sayan insanlar
48- Aşkenaziler
49- Müslümanlar
50- Eşitliğe inananlar
51- Herkese saygı duyulması gerektiğini düşünenler
52- Trap dinleyenler
53- Rap dinleyenler
54- Zencilerin yaptığı tek müzik türünü hiphop zannedip hayaında 1 kere bile blues dinlemeyen insanlar
55- Esmer sevmeyenler
56- 3 ismi olanlar
57- İnanç özgürlüğüne saygı duyanlar
58- Kendini aptal olarak görenler
59- Fazla rekabetçi olan insanlar
60- Yunan mitolojisine ilgi duyanlar
61- Facebook yorumlarında bir tartışma sırasında gördüğü cümleyi hayatının merkezine koyan insanlar
62- Anlamadığı kitaplardan alıntı yapanlar
63- Profilinde anime fotoğrafı olanlar
64- Asyalıların dünyanın en dejenere toplumu olduğunu kabul etmeyenler
65- Türklerin iyi bir devleti/kültürü olduğunu düşünenler
66- Sokratesi okuyup anladığını iddia eden ama sokrates denilen yavşağın hiç anlaşılacak bir şey söylemediğini bilmeyen insanlar
67- Freuddan alıntı yapanlar
68- Zerdüştün ilk 3 sayfasını okuyup nihilist takılanlar
69- ALSDMKGJMLKASGJMLŞKASGASLKGASĞG
70- Antidepresan kullananlar
71- Kendi kendine psikiyatrik/psikolojik teşhis koyanlar
72- Facebooktan sevgili bulanlar
73- Fotoğrafları editlemeye uğraşıp komikli görseller yapmaya çalışanlar
74- Komik olmayan insanlar
75- Japon oyunu oynayan insanlar
76- Amerikalıların en iyi kültüre/devlete sahip olmadığını düşünen insanlar
77- Türkiyede yaşamanın çoğu ülkeden daha iyi olduğunu bilmeyenler
78- İngilizce bilmeyenler
79- Biseksüeller
80- Yemek yapmayı bilmeyenler
81- Arabada müziği son ses açanlar
82- Rock müzik sevmeyenler
83- Klasik müzik dinlemeyenler
84- Hayatında hiç tiyatroya gitmemiş insanlar(okuldakiler sayılmaz)
85- Sosyal medyada ironik olmayarak ağlayan lucifer portresini paylaşanlaprofil/kapak fotoğrafı yapanlar
86- Avrupalıların asyalılardan büyük sikinin olduğunu düşünenler
87- Siyahilerin genetik olarak diğer etnik kökenlerden daha gelişmiş olduğunu kabul etmeyenler
88- Sanat filmi izleyenler
89- Fransız filmi izleyenler
90- İspanyol filmi izleyenler
91- 2000 yılından önce çıkmış herhangi bir şeyi sevenler (müzik hariç)
92- İngilizlerin dünyayı daha güzel bir yer yaptığını kabul etmeyenler
93- İngilizler olmasaydı şu an dinlediği müziklerin yüzde 90ının var olmayacağını bilmeyenler
94- Amerikalıların en aptal millet olduğunu bilmeyenler
95- Kadınlara saygı duyanlar
96- Cinsel yönelimini kişiliğinin merkezi belirleyen kişiliksiz yüzeysel insanlar
97- Facebook biosuna komik şeyler yazanlar
98- Pronounlara takılanlar
99- Şişkoseverler
100- Buraya kadar okuyanlar
101- Hırsızlık yapanlar
102- Irkıyla övünenler
103- Tembel insanlar
104- Kıvırcık saçlılar
105- Uzun saçlı erkekler
106- Çirkin translar
107- Çirkin insanlar
108- Çirkin olduğunu anlamayıp sosyal medyaya fotoğraf atanlar
109- Lolü kötü oynayanlar
110- Türk ismi olanlar
111- Liya/Miya/Mirel/Maya gibi yeni nesil ismi olanlar
112- Okulda en arkaya oturanlar
113- 1 kere bile kavga etmemiş insanlar
114- Mbti testini bilimsel zannedenler
115- Günde 6 saat ders çalışanlar
116- Astım olanlar
117- Yaz çocukları
118- Yaz sevenler
119- Aşık olanlar
120- Siki kalkanlar
121- Büyük meme sevmeyenler
122- Küçük memeliler
123- Kıl sevenler
124- Ayak fetişistleri
125- Bir insanı fetişlerine göre yargılayanlar
126- Annesini babasını öldürme planı yapanlar
127- Anime izlerken ağlayanlar
128- Rüya görmeyenler
129- Kahve sevmeyenler
130- Çay içenler
131- Kola içenler
132- Ice tea içenler
133- Ülker çikolatalı gofret sevenler
134- Düzenli kitap okumayanlar
135- İsmi mehmet olanlar
136- Militaristler
137- How I met your mother ve Friends sevenler
138- Nirvana sevmeyenler
139- Uyuşturucuyu rapçilerden öğrenenler
140- Batman sevenler
141- Superman sevmeyenler
142- Dcnin iyi film yaptığını savunanlar
143- Marvel filmlerinin iyi olduğunu savunanlar
144- Marvel filmlerindeki aktöaktrislerin iyi aktöaktris olduğunu düşünenler (RDJ hariç belki)
145- Seri katillerle alakalı videolar izleyenler
146- Komplo teorilerine inananlar
147- Thom Yorke'un geleceği gördüğüne inanmayanlar
148- AC/DC sevenler
149- ASMR dinleyenler
150- Lilia oynayanlar
151- OTPler
152- Trendyol linki paylaşanlar
153- Twitch izleyenler
154- Vtuber izleyenler
155- Komünist bir aktivistle aynı ismi paylaşanlar
156- Soy adı koç olanlar
157- Soy adında Türklükle alakalı bir şeyler geçenler
158- Annesi üzülmesin diye intihar etmeyenler grubunda takılanlar
159- İstanbulda yaşayanlar
160- Ege bölgesinde yaşanlar
161- Karadenizde yaşayanlar
162- Burnu büyük olanlar
163- En az 3 dil bilmeyenler
164- Lolde 1800lp altı kasanlar
165- Lolde ban yemeyenler
166- Metin2 oynayanlar
167- Bir şey yapacağım diyip yapmayanlar
168- İsmi s ile başlayanlar
169- İsmini sevmeyenler
170- Flashı f de kullananlar
171- Msnde yılmazı silmeyenler
172- Netflix kullanmayanlar
173- Iphone kullananlar
174- Youtuberların yaptığı şarkıları dinleyenler
175- FPS oyunu oynayanlar
176- Türkanime kullananlar
177- Hentai izleyenler
178- Kendinden küçük insanlara ilgi duyanlar
179- Parayı hayatının merkezi yapmayan insanlar
180- Evlenip mutlu mesut yaşayacağına inananlar
181- İsmi Murat olanlar
182- İsmi Umut olanlar
183- Yu-gi-oh sevenler
184- Persona oynayanlar
185- Persona 5 sevmeyenler
186- Dark Souls sevenler
187- Death Grips dinleyenler
188- Piercing yapanlar
189- Mecha izleyenler
190- Anime kızı kapıştıranlar
191- FFXV yükleme ekranını izleyenler
192- Gacha oyunları oynayanlar
193- Soy adı Kılıç olanlar
194- Dostoyevski sevenler
195- İsmi Tolga olanlar
196- Dedesinin ismi Hayrullah olmayanlar
197- Ailesinden nefret edenler
198- Çocukken sokakta bir sincap görüp o sincapı sapanla vurup öldürtükten sonra hiçbir şey hissetmediğini farkedip ''acaba bir insanı öldürsem de hala hiçbir şey hissetmemeye devam eder miyim'' diye içinden geçirmiş olan insanlar
199- Popculture referanslarını anlamayanlar
200- Tarantinonun iyi film yapmasının tek sebebinin ayak fetişisti ve çirkin olması olduğunu bilmeyenler
201- Community izlemeyenler
202- Sembolizmi önemli bir şey sananlar
203- İnsanların annesine durup dururken küfür edenler
204- Brad Pitt'i yakışıklı bulmayanlar
205- Barbara Palvin'e 100 üzerinden 50+ verenler
206- Sevgili yaptıktan sonra arkadaşları ile konuşmayı bırakanlar
207- Kendinden nefret edenler
208- 165ten kısa olanlar
209- İsmi Muhammed olanlar
210- Annesi babası olanlar
211- Yetimler
212- Amputeler
213- Gülüşü çirkin olanlar
214- Unisex ismi olanlar
215- Türk olanlar
216- İlkokul/ortaokul/lise/üniversite mezunu olanlar
217- Meslek sahibi olanlar
218- Türklerin yemeklerinin aslında arap yemeği olduğunu bilmeyenler
219- Lahmacun sevmeyenler
220- Deniz ürünleri sevmeyenler
221- Küçük asya mutfaklarını sevenler (Tayland/Tayvan/Hindistan)
222- Eti çok pişmiş sevenler
223- Light kola içenler
224- Fanta/Yedigün sevenler
225- Kadınlara ilgi duyanlar
226- Parasocial ilişkileri olanlar
227- Çin markası telefon kullananlar
228- En az 1 kere kuran okumuş olanlar
229- Minecraft oynayanlar
230- Türkçe youtube kanalı takip edenler
231- Barış Özcan takip edenler
232- Hayatında en az 1 kere Ruhi Çenet izlemiş olanlar
233- 81 ilin en az 1inde doğmuş olmak
234- Hajime No Ippo izlemiş olanlar
235- Sokra-Desu sayfasını takip edenler
236- İsmi Volkan Nuri Binici olanlar
237- Opera browser kullananlar
238- En az bir Discord sunucusunda moderatör olanlar
239- Yüzünü yıkayanlar
240- İşeyenler
241- Bardaktan su içenler
242- Makarnayı yoğurtla yiyenler
243- Salata yiyenler
244- İsmi Elif olanlar
245- Aşık Veysel sevenler
246- Polisiye sevenler
247- Fringe sevmeyenler
248- Türk dizisi izleyenler
249- Yabancı dizi seyredenler
250- K-pop dinleyenler
251- J-pop dinleyenler
252- Anime ostsi dinleyenler
253- Naruto izleyenler
254- Saçını boyayanlar
255- Manga okuyanlar
256- Saçını kestirenler
257- Saçını uzatanlar
258- Karpuz sevenler
259- Kavun sevenler
260- Pazara gidenler
261- Bim'den alışveriş yapanlar
262- A101'den alışveriş yapanlar
263- Çiçek yetiştirenler
264- Köyde yaşayanlar
265- Evcil hayvanı olanlar
266- Pantolon giyenler
267- Slip külot giyenler
268- Kaslı olanlar
269- Şişmanlar
270- Discord'da ekran paylaşanlar
271- Omegle kullananlar
272- Nude isteyenler
273- Süslümanlar
274- Akp düşmanları
275- Intel işlemci kullananlar
276- AMD işlemci kullananlar
277- Ekran kartı olanlar
278- Ram kullananlar
279- Ruj sürenler
280- Apolitikler
281- Y kuşağı
282- Z kuşağı
283- Dokunmatik telefon kullananlar
284- Ders çalışanlar
285- Tuşlu telefon kullananlar
286- Hayatında en az 1 kere dershaneye gitmiş olanlar
287- Event isteyenler
288- Control+c, Control+v yapanlar
289- Geri zekalı listesi yapanlar
290- Atatürk'ü sevenler
291- Tayyip'i sevmeyenler
292- Facebook sayfası olanlar
293- Berak Albayrak'ın kötü bir ekonomist olduğunu düşünenler
294- Türk lirası harcayanlar
295- Hayatında en az 1 kere istiklal marşı okumuş olanlar
296- Şafak sönmeyeceği için korkmayanlar
297- Kemal Sunal'ı komik bulanlar
298- Tencere yemeği yiyenler
299- Televizyonu olanlar
300- Babasının sakalı olanlar
301- Bıyık bırakanlar
302- Sakalını kesenler
303- Sakalını kesmeye üşenenler
304- Discord'a gelen ouz
305- Discord'da mikrofonu kapalı olanlar
306- İronik olmayarak emoji kullananlar
307- İronik olarak emoji kullananlar
308- WhatsApp kullananlar
309- Biz diyenler
310- King diyenler
311- Yok mu diyenler
312- Var mı diyenler
313- O ses Türkiye izleyenler
314- Survivor takip edenler
315- Magazin takip edenler
316- Twitter kullananlar
317- Ekşi sözlük kullananlar
318- 208. maddeye ayıp oluyor diyenler
319- 319 Kilodan az olanlar
320- Muz sevenler
321- Baklava sevenler
322- İyi Türkler de var diyenler
323- Köpekler kedilerden iyi diyenler
324- Kedi videosu izleyenler
325- Kedi videosu paylaşanlar
326- Ermeniler
327- İsmi 3 harfli olan ermeniler
328- 325ten 327ye atlayanlar
329- Lazlar
330- Profil fotoğrafı olanlar
331- Sakaryada yaşayanlar
332- Ece'yi rüyasında görenler
333- Ömer'e gülenler
334- 2 yıldır para biriktirip bilgisayar alamayanlar
335- Bilgisayarı minecraft oynarken kapananlar
336- Faturacıda çalışanlar
337- Fatura ödeyenler
338- Fatura öderken kuş sevenler
339- Andımızı ezbere bilenler
340- İsmi İrem olanlar
341- Soy adı Duman olanlar
342- Alarm kuranlar
343- Uyuyanlar
344- Uyananlar
345- Uyumakla ilgili depresif cümleler kuranlar
346- Kör olanlar
347- Köri sosu sevenler
348- Franchise yemek yiyenler
349- Acı çekenler
350- Şefim 349 çok acı çekmiş
351- Annesini sevmeyenler
352- Babasını dövmeyenler
353- Nişantaşı'ndan burs alamayanlar
354- Soy adı kılıç olanlar
355- Benim adım ''....'' diye başlayıp adını söyleyenler
356- Soy adı Giovanna olanlar
367- Jojo izleyenler
368- Aynı maddeyi 3 kere yazanlar
369- Soy adı Akyüz olanlar
370- Kanser çocuklar
371- Translar
372- Femboylar
373- Benim suy adımı bilmeyenler
374- Furryler
375- Azgınlar
376- Azgın olmayanlar
377- Soy adında Gün olanlar
378- Soy adında Ay olanlar
379- Abi diyenler
380- Bu ne diyenler
381- Abi bu ne diyenler
382- WTF yazanlar
383- BTW yazanlar
384- BGYliler
385- Benimle arkadaş olanlar
386- Hemşireler
387- Hemşeriler
388- Ensest sevmeyenler
389- Cennet mahallesi izleyenler
390- Kelime daramcığı dar olanlar
391- Öğretmenler
392- Ateistler
393- Deistler
394- Maymun paylaşanlar
395- Smackdown izleyenler
396- Jeff Hardy sevmeyenler
397- Kürt Ahmet'i sevmeyenler
398- İsmi Aybars olanlar
399- Hukuk okuyanlar
400- İsmi Nisa olanlar
401- Nisa suresi 36. ayeti okuyup hala müslüman olanlar
402- İsmi a ile başlayanlar
403- İsmi b ile başlayanlar
404- İsmi c ile başlayanlar
405- İsmi ç ile başlayanlar
406- İsmi d ile başlayanlar
407- İsmi e ile başlayanlar
408- İsmi f ile başlayanlar
409- İsmi g ile başlayanlar
410- İsmi ğ ile başlayanlar
411- İsmi h ile başlayanlar
412- İsmi ı ile başlayanlar
413- İsmi i ile başlayanlar
414- İsmi j ile başlayanlar
416- İsmi k ile başlayanlar
417- İsmi l ile başlayanlar
418- İsmi m ile başlayanlar
419- İsmi n ile başlayanlar
420- İsmi o ile başlayanlar
421- İsmi ö ile başlayanlar
422- İsmi p ile başlayanlar
423- İsmi r ile başlayanlar
424- İsmi s ile başlayanlar
425- İsmi ş ile başlayanlar
426- İsmi t ile başlayanlar
427- İsmi u ile başlayanlar
428- İsmi ü ile başlayanlar
429- İsmi v ile başlayanlar
430- İsmi y ile başlayanlar
431- İsmi z ile başlayanlar
432- İsmi q ile başlayanlar
433- İsmi x ile başlayanlar
434- İsmi w ile başlayanlar
435- İsmi lamelifle başlayanlar
436- Sübhanekeyi bilmeyenler
437- Sübhanekeyi bilenler
438- TFT oynayanlar
439- Antivirüs programı kullananlar
440- Karbon bazlı canlılar
441- Protein tüketenler
442- Vücudunun yüzde 75i su olanlar
443- Bu listeye yardım edenler
444- Ergenken sivilceli olanlar
445- 20 yaş üstündekiler
446- 19 yaş altındakiler
447- Pedofili olmayanlar
448- İsmi Sena olanlar
449- Fifa oynayanlar
450- Buraya kadar okuyanlar
451- Yumurta yiyenler
452- Sebze yiyenler
453- İntihar edenler
454- Mehmet Pişkin
455- İsmi Mehmet olanlar
456- Chpye oy verenler
457- Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde %0.27 oy alanlar
458- Hemen seçimden önce doğalgaz rezervi bulmayanlar
459- Cumhurbaşkanı olmayanlar
460- Almancılar
461- Almanlar
462- 1 yaşında olanlar
463- Amdan çıkanlar
464- İstanbul sözleşmesini destekleyenler
465- Karısını dövmeyenler
466- Kız kardeşine tecavüz etmeyenler
467- Rana'yı haksız bulanlar
468- Vur ipneyi kafasından vur
469- PUBG oynayanlar
470- PUBG mobil oynayanlar
471- Telefonunun bataryası olanlar
472- Doğumda ölen bebekler
473- Anayasa yazanlar
474- Kan şekeri düşenler
475- Swinger partisine katılmayanlar
476- Müzik dinleyenler
477- Arkadaşlarından yardım isteyenler
478- Arkadaşları olanlar
479- Sosyal olanlar
480- Asosyal olanlar
481- 3 boyutlu varlıklar
482- Anasını sikmeyenler
483- Ülkesine servis yapanlar
484- Amerikan filmi izleyenler
485- Çayı sütsüz içenler
486- Kaçak çay içenler
487- Çenobilde ölenler
488- Oy kullananlar
489- Maske takanlar
490- Corona olanlar
491- Heteroseksüeller
492- Sağlık görevlileri
493- Erken boşalanlar
494- Uykusunda boşalanlar
495- Beşiktaşlılar
496- Bilgisayarı ısınanlar
497- Klavye kullananlar
498- Yazım kurallarına uymayanlar
499- İnterneti kötü olanlar
500- Ayasofya'da namaz kılmayanlar
501- Osmanlıyı sevmeyenler
502- Felsefe okuyanlar
503- GTA oynayanlar
504- Migreni olanlar
505- I'm going back to 505
If it's a seven hour flight or a forty-five minute drive
In my imagination you're waiting, lying on your side
With your hands between your thighs
Stop and wait a sec
Oh, when you look at me like that, my darling
What did you expect?
I probably still adore you with your hands around my neck
Or I did last time I checked
Not shy of a spark
A knife twists at the thought that I should fall short of the mark
Frightened by the bite though it's no harsher than the bark
Middle of adventure, such a perfect place to start
I'm going back to 505
If it's a seven hour flight or a forty-five minute drive
In my imagination you're waiting, lying on your side
With your hands between your thighs
But I crumble completely when you cry
It seems like once again you've had to greet me with goodbye
I'm always just about to go and spoil a surprise
Take my hands off of your eyes too soon
I'm going back to 505
If it's a seven hour flight or a forty-five minute drive
In my imagination you're waiting, lying on your side
With your hands between your thighs and a smile!
506- Döner sevenler
507- İskender sevenler
508- Daft Punk sevmeyenler
509- Boş kelimesini çok kullananlar
510- Valorant oynayanlar
511- Discord'da lol gelcek var mı abi diyenler
512- Memelerin seksi bir şey olmadığını iddia edenler
513- Görüldü atanlar
514- İsmi Mert olanlar
515- İsmi Gürdal Adar olanlar
516- Siyahi'ler
517- Bir anda konuşmayı kesenler
518- Bipolar olanlar
519- Messenger grubu olan
520- Babaannesine en az 1 kere şiddet göstermemiş insanlar
521- Bağırsakları ağrıyanlar
522- Soy adı anime olanlar
523- INTJ olanlar
524- Pornhub hariç sitelerden porno izleyenler
525- Rüyasında tecavüze uğrayanlar
526- Skyrim oynamış olanlar
527- MGS sevenler
528- Kojima sevenler
529- PES'i Fifa'dan iyi bulanlar
530- Japonları sevenler
531- Burçlara inanmayanlar
532- Uzaya araba gönderenler
533- Cennetten arsa almayanlar
534- Cennetten çiçek toplamayanlar
535- İsmi ''Ulan''a benzeyenler
536- Pewdiepie izleyenler
537- En az bir kere yarrak yalamak istememişler
538- Patlıcanlı et yemeği dinleyenler
539- 1den fazla sevgilisi olmuş olanlar
540- En az 1 kere doktora gitmiş olanlar
541- Saksafon sevenler
542- Shrek ile alakalı en az 1 cinsel rüyası olmayanlar
543- Yalancılar
544- Erkekler
545- İsmi Atalay olanlar
546- 31 çekenler
547- Pokemon sevmeyenler
548- Polisten nefret etmeyenler
549- Tarkan'ın gay olmadığını düşünenler
550- Can Yaman'ı çekici bulanlar
551- Taner Tolga Tarlacı'ya gülenler
552- Atatürk'ün ilkelerini ezbere bilenler
553- Doları takip edenler
554- Otistik erkekler
555- Orhan Pamuk okumayanlar
556- Japon tarihine ilgi duyanlar
557- Midem bulanmaya başladı
558- Kan şekerim düşüyor
559- Başım ağrıyor
560- Risk Of Rain 2de huntress oynayanlar
561- Koyun tüccarları
562- 9 yaşında kızla evlenen peygamberler
563- Hira mağrasına giden araplar
564- Elindeki toprağı kuşa çevirenler
565- Gölü şaraba çevirenler
566- Kuyuya atılanlar
567- Spiderman sevmeyenler
568- Melisa isimliler
569- İsmi e ile başlayanlar
570- Japonca 3 kelime bilenler
571- Yılında doğmayanlar
572- Romatizması olmayanlar
573- Buraya kadar okuduysan gerçekten sorunları var
574- Dezenfektan kullananlar
575- Smackdown izleyip Cmpunk sevmeyenler
576- En az bir kere güreşmemişler
577- Home of sexuallar
578- Akdenizde yaşayanlar
579- Kuzey ve Güney izlemeyenler
580- Aşk-ı memnu izlemeyenler
581- The Office en iyi sitcom diyenler
582- Rick and Morty izleyenler
583- Reçel Tarçın Ersoğan sevmeyenler
584- İsmi İsmet olanlar
585- İnstagram kullananlar
586- Atak helikopteri esprisi yapanlar
587- Feminizmi kötü bir şey sananlar
588- Afrikalı'lara üzülmeyenler
589- Dersim bombalanmasını doğru bulanlar
590- İsmi çince olanlar
591- Spotify kullanmayanlar
592- Youtube Music kullananlar
593- İsmi Merve olanlar
594- Bu listede 10 tane kendi özelliğini görenler
595- İsmi fake olanlar
596- Boynuma kramp girdi
597- Gerçekten bu kadar uzun bir şey yazmak ne kadar mantıklı acaba
598- 1 yaşında öldürüldüm vsvs
599- 2012den önce 10 yaşına girenler
600- 23 şubatın önemini bilmeyenler
601- 602. maddeyi okuyanlar
602- 601. maddeyi okuyanlar
603- Ankara'da yaşayanlar
604- The Bomboks sevmeyenler
605- Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
609- Fiziksel formumu geride bırakıyorum
610- hz. Muhammed bu yılda mıı ölmüştü
611- Allahümme vebihamdik
612- Its john cena
613- Scoby Doo sevmeyenler
614- Allah'a inananlar
615- Lol oynamayanlar
616- Jojo izleyip gay olmadığını iddia edenler
617- İnternet gittiğinde uyuyanlar
618- Lucifer'ın yeni sezonunu izleyenler
submitted by bugpun1998 to KGBTR [link] [comments]


2020.09.09 11:46 fgmer Gerizekalı insanlar tam liste

geri zekalı listesi
1- Hümanistler
2- Ancomlar
3- Home of seksüelliği savunanlar
4- Türk hariç etnik kökenlere saygı duyanlar
5- Serbest piyasayı savunanlar
6- Süpyancılar
7- Anime izleyenler
8- Dine inananlar(Spagetti canavarı hariç)
9- Amsalaklar
10- Discordda 7/24 lol oynayanlar
11- Lol oynayanlar
12- Fiziksel sporları takip edip takım tutanlar (Denizli sporu hariç)
13- Facebookta siyaset yapanlar
14- Rap dinleyenler
15- Mutlu olanlar
16- Amsalak olup olmadığını iddia edenler
17- Suratının yarısını paylaşan feminen varlıklar
18- Atatürk ve enver paşa düşmanları
19- Sigara ve alkole laf edenler
20- İstanbul türkçesi dışında konuşulan şivelere gülenler
21- Mesaja anında cevap verenler
22- Özenti orospu evlatları
23- Kekemeler
24- Filme diziye özenip türkçesini değiştirenler
25- Kükürtlerin kültürü olduğunu savunanlar
26- Irkçılar
27- Home of fobikler
28- Depresif orospu evlatları
29- İsmi kuranda geçenler
30- Kuran kursunda smackdown oynayanlar
31- ALĞDSKGPOĞASLGPĞASLGP
32- Alkol şişelerini sosyal medyada paylaşanlar
33- Sigara fotoğrafı paylaşanlar
34- 184ten uzun olanlar
35- Gözleri yuvarlak olanlar (ermeni gözü)
36- Asyalı kadınları çekici bulanlar
37- Pale ten rengi sevenler
38- İsmi 3 harfli olanlar
39- Soy adı fiil olanlar
40- İnternette fake isim kullananlar
41- Bakir olmayanlar
42- 2. dünya savaşındaki herhangi bir lideri iyi bir lider zannedenler
43- Nasyonel sosyalistleri ''ya abi onlar olmasaydı tıp gelişmezdi bu kadar gelişmiş olmazdık dünyayı 100 yıl ileri taşıdılar ya'' diye savunanlar
44- Japonca öğrenmeye başlayanlar
45- Kilolu insanlar
46- Zayıf insanlar
47- Kilosuyla kafayı bozup kalori sayan insanlar
48- Aşkenaziler
49- Müslümanlar
50- Eşitliğe inananlar
51- Herkese saygı duyulması gerektiğini düşünenler
52- Trap dinleyenler
53- Rap dinleyenler
54- Zencilerin yaptığı tek müzik türünü hiphop zannedip hayaında 1 kere bile blues dinlemeyen insanlar
55- Esmer sevmeyenler
56- 3 ismi olanlar
57- İnanç özgürlüğüne saygı duyanlar
58- Kendini aptal olarak görenler
59- Fazla rekabetçi olan insanlar
60- Yunan mitolojisine ilgi duyanlar
61- Facebook yorumlarında bir tartışma sırasında gördüğü cümleyi hayatının merkezine koyan insanlar
62- Anlamadığı kitaplardan alıntı yapanlar
63- Profilinde anime fotoğrafı olanlar
64- Asyalıların dünyanın en dejenere toplumu olduğunu kabul etmeyenler
65- Türklerin iyi bir devleti/kültürü olduğunu düşünenler
66- Sokratesi okuyup anladığını iddia eden ama sokrates denilen yavşağın hiç anlaşılacak bir şey söylemediğini bilmeyen insanlar
67- Freuddan alıntı yapanlar
68- Zerdüştün ilk 3 sayfasını okuyup nihilist takılanlar
69- ALSDMKGJMLKASGJMLŞKASGASLKGASĞG
70- Antidepresan kullananlar
71- Kendi kendine psikiyatrik/psikolojik teşhis koyanlar
72- Facebooktan sevgili bulanlar
73- Fotoğrafları editlemeye uğraşıp komikli görseller yapmaya çalışanlar
74- Komik olmayan insanlar
75- Japon oyunu oynayan insanlar
76- Amerikalıların en iyi kültüre/devlete sahip olmadığını düşünen insanlar
77- Türkiyede yaşamanın çoğu ülkeden daha iyi olduğunu bilmeyenler
78- İngilizce bilmeyenler
79- Biseksüeller
80- Yemek yapmayı bilmeyenler
81- Arabada müziği son ses açanlar
82- Rock müzik sevmeyenler
83- Klasik müzik dinlemeyenler
84- Hayatında hiç tiyatroya gitmemiş insanlar(okuldakiler sayılmaz)
85- Sosyal medyada ironik olmayarak ağlayan lucifer portresini paylaşanlaprofil/kapak fotoğrafı yapanlar
86- Avrupalıların asyalılardan büyük sikinin olduğunu düşünenler
87- Siyahilerin genetik olarak diğer etnik kökenlerden daha gelişmiş olduğunu kabul etmeyenler
88- Sanat filmi izleyenler
89- Fransız filmi izleyenler
90- İspanyol filmi izleyenler
91- 2000 yılından önce çıkmış herhangi bir şeyi sevenler (müzik hariç)
92- İngilizlerin dünyayı daha güzel bir yer yaptığını kabul etmeyenler
93- İngilizler olmasaydı şu an dinlediği müziklerin yüzde 90ının var olmayacağını bilmeyenler
94- Amerikalıların en aptal millet olduğunu bilmeyenler
95- Kadınlara saygı duyanlar
96- Cinsel yönelimini kişiliğinin merkezi belirleyen kişiliksiz yüzeysel insanlar
97- Facebook biosuna komik şeyler yazanlar
98- Pronounlara takılanlar
99- Şişkoseverler
100- Buraya kadar okuyanlar
101- Hırsızlık yapanlar
102- Irkıyla övünenler
103- Tembel insanlar
104- Kıvırcık saçlılar
105- Uzun saçlı erkekler
106- Çirkin translar
107- Çirkin insanlar
108- Çirkin olduğunu anlamayıp sosyal medyaya fotoğraf atanlar
109- Lolü kötü oynayanlar
110- Türk ismi olanlar
111- Liya/Miya/Mirel/Maya gibi yeni nesil ismi olanlar
112- Okulda en arkaya oturanlar
113- 1 kere bile kavga etmemiş insanlar
114- Mbti testini bilimsel zannedenler
115- Günde 6 saat ders çalışanlar
116- Astım olanlar
117- Yaz çocukları
118- Yaz sevenler
119- Aşık olanlar
120- Siki kalkanlar
121- Büyük meme sevmeyenler
122- Küçük memeliler
123- Kıl sevenler
124- Ayak fetişistleri
125- Bir insanı fetişlerine göre yargılayanlar
126- Annesini babasını öldürme planı yapanlar
127- Anime izlerken ağlayanlar
128- Rüya görmeyenler
129- Kahve sevmeyenler
130- Çay içenler
131- Kola içenler
132- Ice tea içenler
133- Ülker çikolatalı gofret sevenler
134- Düzenli kitap okumayanlar
135- İsmi mehmet olanlar
136- Militaristler
137- How I met your mother ve Friends sevenler
138- Nirvana sevmeyenler
139- Uyuşturucuyu rapçilerden öğrenenler
140- Batman sevenler
141- Superman sevmeyenler
142- Dcnin iyi film yaptığını savunanlar
143- Marvel filmlerinin iyi olduğunu savunanlar
144- Marvel filmlerindeki aktöaktrislerin iyi aktöaktris olduğunu düşünenler (RDJ hariç belki)
145- Seri katillerle alakalı videolar izleyenler
146- Komplo teorilerine inananlar
147- Thom Yorke'un geleceği gördüğüne inanmayanlar
148- AC/DC sevenler
149- ASMR dinleyenler
150- Lilia oynayanlar
151- OTPler
152- Trendyol linki paylaşanlar
153- Twitch izleyenler
154- Vtuber izleyenler
155- Komünist bir aktivistle aynı ismi paylaşanlar
156- Soy adı koç olanlar
157- Soy adında Türklükle alakalı bir şeyler geçenler
158- Annesi üzülmesin diye intihar etmeyenler grubunda takılanlar
159- İstanbulda yaşayanlar
160- Ege bölgesinde yaşanlar
161- Karadenizde yaşayanlar
162- Burnu büyük olanlar
163- En az 3 dil bilmeyenler
164- Lolde 1800lp altı kasanlar
165- Lolde ban yemeyenler
166- Metin2 oynayanlar
167- Bir şey yapacağım diyip yapmayanlar
168- İsmi s ile başlayanlar
169- İsmini sevmeyenler
170- Flashı f de kullananlar
171- Msnde yılmazı silmeyenler
172- Netflix kullanmayanlar
173- Iphone kullananlar
174- Youtuberların yaptığı şarkıları dinleyenler
175- FPS oyunu oynayanlar
176- Türkanime kullananlar
177- Hentai izleyenler
178- Kendinden küçük insanlara ilgi duyanlar
179- Parayı hayatının merkezi yapmayan insanlar
180- Evlenip mutlu mesut yaşayacağına inananlar
181- İsmi Murat olanlar
182- İsmi Umut olanlar
183- Yu-gi-oh sevenler
184- Persona oynayanlar
185- Persona 5 sevmeyenler
186- Dark Souls sevenler
187- Death Grips dinleyenler
188- Piercing yapanlar
189- Mecha izleyenler
190- Anime kızı kapıştıranlar
191- FFXV yükleme ekranını izleyenler
192- Gacha oyunları oynayanlar
193- Soy adı Kılıç olanlar
194- Dostoyevski sevenler
195- İsmi Tolga olanlar
196- Dedesinin ismi Hayrullah olmayanlar
197- Ailesinden nefret edenler
198- Çocukken sokakta bir sincap görüp o sincapı sapanla vurup öldürtükten sonra hiçbir şey hissetmediğini farkedip ''acaba bir insanı öldürsem de hala hiçbir şey hissetmemeye devam eder miyim'' diye içinden geçirmiş olan insanlar
199- Popculture referanslarını anlamayanlar
200- Tarantinonun iyi film yapmasının tek sebebinin ayak fetişisti ve çirkin olması olduğunu bilmeyenler
201- Community izlemeyenler
202- Sembolizmi önemli bir şey sananlar
203- İnsanların annesine durup dururken küfür edenler
204- Brad Pitt'i yakışıklı bulmayanlar
205- Barbara Palvin'e 100 üzerinden 50+ verenler
206- Sevgili yaptıktan sonra arkadaşları ile konuşmayı bırakanlar
207- Kendinden nefret edenler
208- 165ten kısa olanlar
209- İsmi Muhammed olanlar
210- Annesi babası olanlar
211- Yetimler
212- Amputeler
213- Gülüşü çirkin olanlar
214- Unisex ismi olanlar
215- Türk olanlar
216- İlkokul/ortaokul/lise/üniversite mezunu olanlar
217- Meslek sahibi olanlar
218- Türklerin yemeklerinin aslında arap yemeği olduğunu bilmeyenler
219- Lahmacun sevmeyenler
220- Deniz ürünleri sevmeyenler
221- Küçük asya mutfaklarını sevenler (Tayland/Tayvan/Hindistan)
222- Eti çok pişmiş sevenler
223- Light kola içenler
224- Fanta/Yedigün sevenler
225- Kadınlara ilgi duyanlar
226- Parasocial ilişkileri olanlar
227- Çin markası telefon kullananlar
228- En az 1 kere kuran okumuş olanlar
229- Minecraft oynayanlar
230- Türkçe youtube kanalı takip edenler
231- Barış Özcan takip edenler
232- Hayatında en az 1 kere Ruhi Çenet izlemiş olanlar
233- 81 ilin en az 1inde doğmuş olmak
234- Hajime No Ippo izlemiş olanlar
235- Sokra-Desu sayfasını takip edenler
236- İsmi Volkan Nuri Binici olanlar
237- Opera browser kullananlar
238- En az bir Discord sunucusunda moderatör olanlar
239- Yüzünü yıkayanlar
240- İşeyenler
241- Bardaktan su içenler
242- Makarnayı yoğurtla yiyenler
243- Salata yiyenler
244- İsmi Elif olanlar
245- Aşık Veysel sevenler
246- Polisiye sevenler
247- Fringe sevmeyenler
248- Türk dizisi izleyenler
249- Yabancı dizi seyredenler
250- K-pop dinleyenler
251- J-pop dinleyenler
252- Anime ostsi dinleyenler
253- Naruto izleyenler
254- Saçını boyayanlar
255- Manga okuyanlar
256- Saçını kestirenler
257- Saçını uzatanlar
258- Karpuz sevenler
259- Kavun sevenler
260- Pazara gidenler
261- Bim'den alışveriş yapanlar
262- A101'den alışveriş yapanlar
263- Çiçek yetiştirenler
264- Köyde yaşayanlar
265- Evcil hayvanı olanlar
266- Pantolon giyenler
267- Slip külot giyenler
268- Kaslı olanlar
269- Şişmanlar
270- Discord'da ekran paylaşanlar
271- Omegle kullananlar
272- Nude isteyenler
273- Süslümanlar
274- Akp düşmanları
275- Intel işlemci kullananlar
276- AMD işlemci kullananlar
277- Ekran kartı olanlar
278- Ram kullananlar
279- Ruj sürenler
280- Apolitikler
281- Y kuşağı
282- Z kuşağı
283- Dokunmatik telefon kullananlar
284- Ders çalışanlar
285- Tuşlu telefon kullananlar
286- Hayatında en az 1 kere dershaneye gitmiş olanlar
287- Event isteyenler
288- Control+c, Control+v yapanlar
289- Geri zekalı listesi yapanlar
290- Atatürk'ü sevenler
291- Tayyip'i sevmeyenler
292- Facebook sayfası olanlar
293- Berak Albayrak'ın kötü bir ekonomist olduğunu düşünenler
294- Türk lirası harcayanlar
295- Hayatında en az 1 kere istiklal marşı okumuş olanlar
296- Şafak sönmeyeceği için korkmayanlar
297- Kemal Sunal'ı komik bulanlar
298- Tencere yemeği yiyenler
299- Televizyonu olanlar
300- Babasının sakalı olanlar
301- Bıyık bırakanlar
302- Sakalını kesenler
303- Sakalını kesmeye üşenenler
304- Discord'a gelen ouz
305- Discord'da mikrofonu kapalı olanlar
306- İronik olmayarak emoji kullananlar
307- İronik olarak emoji kullananlar
308- WhatsApp kullananlar
309- Biz diyenler
310- King diyenler
311- Yok mu diyenler
312- Var mı diyenler
313- O ses Türkiye izleyenler
314- Survivor takip edenler
315- Magazin takip edenler
316- Twitter kullananlar
317- Ekşi sözlük kullananlar
318- 208. maddeye ayıp oluyor diyenler
319- 319 Kilodan az olanlar
320- Muz sevenler
321- Baklava sevenler
322- İyi Türkler de var diyenler
323- Köpekler kedilerden iyi diyenler
324- Kedi videosu izleyenler
325- Kedi videosu paylaşanlar
326- Ermeniler
327- İsmi 3 harfli olan ermeniler
328- 325ten 327ye atlayanlar
329- Lazlar
330- Profil fotoğrafı olanlar
331- Sakaryada yaşayanlar
332- Ece'yi rüyasında görenler
333- Ömer'e gülenler
334- 2 yıldır para biriktirip bilgisayar alamayanlar
335- Bilgisayarı minecraft oynarken kapananlar
336- Faturacıda çalışanlar
337- Fatura ödeyenler
338- Fatura öderken kuş sevenler
339- Andımızı ezbere bilenler
340- İsmi İrem olanlar
341- Soy adı Duman olanlar
342- Alarm kuranlar
343- Uyuyanlar
344- Uyananlar
345- Uyumakla ilgili depresif cümleler kuranlar
346- Kör olanlar
347- Köri sosu sevenler
348- Franchise yemek yiyenler
349- Acı çekenler
350- Şefim 349 çok acı çekmiş
351- Annesini sevmeyenler
352- Babasını dövmeyenler
353- Nişantaşı'ndan burs alamayanlar
354- Soy adı kılıç olanlar
355- Benim adım ''....'' diye başlayıp adını söyleyenler
356- Soy adı Giovanna olanlar
367- Jojo izleyenler
368- Aynı maddeyi 3 kere yazanlar
369- Soy adı Akyüz olanlar
370- Kanser çocuklar
371- Translar
372- Femboylar
373- Benim suy adımı bilmeyenler
374- Furryler
375- Azgınlar
376- Azgın olmayanlar
377- Soy adında Gün olanlar
378- Soy adında Ay olanlar
379- Abi diyenler
380- Bu ne diyenler
381- Abi bu ne diyenler
382- WTF yazanlar
383- BTW yazanlar
384- BGYliler
385- Benimle arkadaş olanlar
386- Hemşireler
387- Hemşeriler
388- Ensest sevmeyenler
389- Cennet mahallesi izleyenler
390- Kelime daramcığı dar olanlar
391- Öğretmenler
392- Ateistler
393- Deistler
394- Maymun paylaşanlar
395- Smackdown izleyenler
396- Jeff Hardy sevmeyenler
397- Kürt Ahmet'i sevmeyenler
398- İsmi Aybars olanlar
399- Hukuk okuyanlar
400- İsmi Nisa olanlar
401- Nisa suresi 36. ayeti okuyup hala müslüman olanlar
402- İsmi a ile başlayanlar
403- İsmi b ile başlayanlar
404- İsmi c ile başlayanlar
405- İsmi ç ile başlayanlar
406- İsmi d ile başlayanlar
407- İsmi e ile başlayanlar
408- İsmi f ile başlayanlar
409- İsmi g ile başlayanlar
410- İsmi ğ ile başlayanlar
411- İsmi h ile başlayanlar
412- İsmi ı ile başlayanlar
413- İsmi i ile başlayanlar
414- İsmi j ile başlayanlar
416- İsmi k ile başlayanlar
417- İsmi l ile başlayanlar
418- İsmi m ile başlayanlar
419- İsmi n ile başlayanlar
420- İsmi o ile başlayanlar
421- İsmi ö ile başlayanlar
422- İsmi p ile başlayanlar
423- İsmi r ile başlayanlar
424- İsmi s ile başlayanlar
425- İsmi ş ile başlayanlar
426- İsmi t ile başlayanlar
427- İsmi u ile başlayanlar
428- İsmi ü ile başlayanlar
429- İsmi v ile başlayanlar
430- İsmi y ile başlayanlar
431- İsmi z ile başlayanlar
432- İsmi q ile başlayanlar
433- İsmi x ile başlayanlar
434- İsmi w ile başlayanlar
435- İsmi lamelifle başlayanlar
436- Sübhanekeyi bilmeyenler
437- Sübhanekeyi bilenler
438- TFT oynayanlar
439- Antivirüs programı kullananlar
440- Karbon bazlı canlılar
441- Protein tüketenler
442- Vücudunun yüzde 75i su olanlar
443- Bu listeye yardım edenler
444- Ergenken sivilceli olanlar
445- 20 yaş üstündekiler
446- 19 yaş altındakiler
447- Pedofili olmayanlar
448- İsmi Sena olanlar
449- Fifa oynayanlar
450- Buraya kadar okuyanlar
451- Yumurta yiyenler
452- Sebze yiyenler
453- İntihar edenler
454- Mehmet Pişkin
455- İsmi Mehmet olanlar
456- Chpye oy verenler
457- Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde %0.27 oy alanlar
458- Hemen seçimden önce doğalgaz rezervi bulmayanlar
459- Cumhurbaşkanı olmayanlar
460- Almancılar
461- Almanlar
462- 1 yaşında olanlar
463- Amdan çıkanlar
464- İstanbul sözleşmesini destekleyenler
465- Karısını dövmeyenler
466- Kız kardeşine tecavüz etmeyenler
467- Rana'yı haksız bulanlar
468- Vur ipneyi kafasından vur
469- PUBG oynayanlar
470- PUBG mobil oynayanlar
471- Telefonunun bataryası olanlar
472- Doğumda ölen bebekler
473- Anayasa yazanlar
474- Kan şekeri düşenler
475- Swinger partisine katılmayanlar
476- Müzik dinleyenler
477- Arkadaşlarından yardım isteyenler
478- Arkadaşları olanlar
479- Sosyal olanlar
480- Asosyal olanlar
481- 3 boyutlu varlıklar
482- Allah
483- Ülkesine servis yapanlar
484- Amerikan filmi izleyenler
485- Çayı sütsüz içenler
486- Kaçak çay içenler
487- Çenobilde ölenler
488- Oy kullananlar
489- Maske takanlar
490- Corona olanlar
491- Heteroseksüeller
492- Sağlık görevlileri
493- Erken boşalanlar
494- Uykusunda boşalanlar
495- Beşiktaşlılar
496- Bilgisayarı ısınanlar
497- Klavye kullananlar
498- Yazım kurallarına uymayanlar
499- İnterneti kötü olanlar
500- Ayasofya'da namaz kılmayanlar
501- Osmanlıyı sevmeyenler
502- Felsefe okuyanlar
503- GTA oynayanlar
504- Migreni olanlar
505- I'm going back to 505
If it's a seven hour flight or a forty-five minute drive
In my imagination you're waiting, lying on your side
With your hands between your thighs
Stop and wait a sec
Oh, when you look at me like that, my darling
What did you expect?
I probably still adore you with your hands around my neck
Or I did last time I checked
Not shy of a spark
A knife twists at the thought that I should fall short of the mark
Frightened by the bite though it's no harsher than the bark
Middle of adventure, such a perfect place to start
I'm going back to 505
If it's a seven hour flight or a forty-five minute drive
In my imagination you're waiting, lying on your side
With your hands between your thighs
But I crumble completely when you cry
It seems like once again you've had to greet me with goodbye
I'm always just about to go and spoil a surprise
Take my hands off of your eyes too soon
I'm going back to 505
If it's a seven hour flight or a forty-five minute drive
In my imagination you're waiting, lying on your side
With your hands between your thighs and a smile!
506- Döner sevenler
507- İskender sevenler
508- Daft Punk sevmeyenler
509- Boş kelimesini çok kullananlar
510- Valorant oynayanlar
511- Discord'da lol gelcek var mı abi diyenler
512- Memelerin seksi bir şey olmadığını iddia edenler
513- Görüldü atanlar
514- İsmi Mert olanlar
515- İsmi Gürdal Adar olanlar
516- Siyahi'ler
517- Bir anda konuşmayı kesenler
518- Bipolar olanlar
519- Messenger grubu olan
520- Babaannesine en az 1 kere şiddet göstermemiş insanlar
521- Bağırsakları ağrıyanlar
522- Soy adı anime olanlar
523- INTJ olanlar
524- Pornhub hariç sitelerden porno izleyenler
525- Rüyasında tecavüze uğrayanlar
526- Skyrim oynamış olanlar
527- MGS sevenler
528- Kojima sevenler
529- PES'i Fifa'dan iyi bulanlar
530- Japonları sevenler
531- Burçlara inanmayanlar
532- Uzaya araba gönderenler
533- Cennetten arsa almayanlar
534- Cennetten çiçek toplamayanlar
535- İsmi ''Ulan''a benzeyenler
536- Pewdiepie izleyenler
537- En az bir kere yarrak yalamak istememişler
538- Patlıcanlı et yemeği dinleyenler
539- 1den fazla sevgilisi olmuş olanlar
540- En az 1 kere doktora gitmiş olanlar
541- Saksafon sevenler
542- Shrek ile alakalı en az 1 cinsel rüyası olmayanlar
543- Yalancılar
544- Erkekler
545- İsmi Atalay olanlar
546- 31 çekenler
547- Pokemon sevmeyenler
548- Polisten nefret etmeyenler
549- Tarkan'ın gay olmadığını düşünenler
550- Can Yaman'ı çekici bulanlar
551- Taner Tolga Tarlacı'ya gülenler
552- Atatürk'ün ilkelerini ezbere bilenler
553- Doları takip edenler
554- Otistik erkekler
555- Orhan Pamuk okumayanlar
556- Japon tarihine ilgi duyanlar
557- Midem bulanmaya başladı
558- Kan şekerim düşüyor
559- Başım ağrıyor
560- Risk Of Rain 2de huntress oynayanlar
561- Koyun tüccarları
562- 9 yaşında kızla evlenen peygamberler
563- Hira mağrasına giden araplar
564- Elindeki toprağı kuşa çevirenler
565- Gölü şaraba çevirenler
566- Kuyuya atılanlar
567- Spiderman sevmeyenler
568- Melisa isimliler
569- İsmi e ile başlayanlar
570- Japonca 3 kelime bilenler
571- Yılında doğanlar
572- Romatizması olmayanlar
573- Buraya kadar okuduysan gerçekten sorunları var
574- Dezenfektan kullananlar
575- Smackdown izleyip Cmpunk sevmeyenler
576- En az bir kere güreşmemişler
577- Home of sexuallar
578- Akdenizde yaşayanlar
579- Kuzey ve Güney izlemeyenler
580- Aşk-ı memnu izlemeyenler
581- The Office en iyi sitcom diyenler
582- Rick and Morty izleyenler
583- Reçel Tarçın Ersoğan sevmeyenler
584- İsmi İsmet olanlar
585- İnstagram kullananlar
586- Atak helikopteri esprisi yapanlar
587- Feminizmi kötü bir şey sananlar
588- Afrikalı'lara üzülmeyenler
589- Dersim bombalanmasını doğru bulanlar
590- İsmi çince olanlar
591- Spotify kullanmayanlar
592- Youtube Music kullananlar
593- İsmi Merve olanlar
594- Bu listede 10 tane kendi özelliğini görenler
595- İsmi fake olanlar
596- Boynuma kramp girdi
597- Gerçekten bu kadar uzun bir şey yazmak ne kadar mantıklı acaba
598- 1 yaşında öldürüldüm vsvs
599- 2012den önce 10 yaşına girenler
600- 23 şubatın önemini bilmeyenler
601- 602. maddeyi okuyanlar
602- 601. maddeyi okuyanlar
603- Ankara'da yaşayanlar
604- The Bomboks sevmeyenler
605- Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
609- Fiziksel formumu geride bırakıyorum
610- Muhammed bu yılda mıı ölmüştü
611- Allahümme vebihamdik
612- Its john cena
613- Scoby Doo sevmeyenler
614- Allah'a inananlar
615- Lol oynamayanlar
616- Jojo izleyip gay olmadığını iddia edenler
617- İnternet gittiğinde uyuyanlar
618- Lucifer'ın yeni sezonunu izleyenler
619- Denzili sporlular
620- 0- 619 madde yazip anasayfa siken orospu cocuklari
submitted by fgmer to kopyamakarna [link] [comments]


2020.09.08 17:12 biajansnet Web Sitesi Yaparken Dikkat Edilmesi Gerekenler 2020 Web Site Fiyatları

Web Sitesi Açarken Dikkat Edilmesi Gerekenler

Web Sitesi Nedir?

Web sitesi, web üzerindeki sayfalar; metin, görsel ve animasyon şeklinde ziyaretçisine bilgi aktaran veya hizmet sunan sayfaların tümünü kapsayan bir doküman topluluğudur. Kaynak: Wikipedia
Web sitesi nedir? Sorusunun cevabının daha anlaşılır olması için farklı bir açıdan bakalım; Web sitesi Google Chrome, Safari, İnternet Explorer, Firefox gibi tarayıcılar üzerinden ulaşılabilen, ilgili ziyaretçinin ilgisini içeriğinde barındıran (resim, video, müzik, yazı, haber vb.) global gösterime açık web sayfalarıdır.
Her web sitesi kullanıcılarının amaçları vardır. Örnek vermek gerekirse; bir web sitesi internet üzerinden gündemde ki haberleri anlatırken bir diğer web sitesi kendi ürünlerini insanlara gösterir. Bir başka web sitesi ise kişisel kimlik veya özgeçmiş amacı ile kullanır. Mesela biajans.net sitesi Sosyal Medya, Adwords, SEO ve Web Tasarımı gibi birden fazla amacı tek bir web sitesinde topluyor. Sonuç olarak bir web sitesi aslında dijital dünyada her şeydir.
Bu yazıya önerilen diğer blog yazıları: 5 Adımda İnstagram Reklam Vermek Google’da Reklam Vermek İsteyenler İçin 10 İpucu

Web Sitesi Neden Açılır?

Web sitesi neden açılır? Sorusuna en iyi cevap aslında ihtiyaçtır. Hepimiz biliyoruz ki artık dijital bir dünyada yaşıyoruz. Artık insanlar alışveriş yapmak için interneti tercih ediyorlar. Bir hizmet satın almak için yine interneti seçiyoruz. En uç noktalarda bile, örneğin fiziksel bir kitap satın alıp okumak yerine internetteki kaynaklardan indirdiğimiz veya satın aldığımız kitapları okuyoruz. Evcil hayvanlarımız için alışverişimizi internet sitelerinden sağlıyoruz.
Sadece alışveriş yada hizmet satın almak için kullanmıyoruz internet sitelerini. Bir CV oluşturmak ve kendimizden bahsetmek içinde kullanıyoruz. Web sitesi neden açılır sorusuna tekrar gelecek olursak, aslında dijital çağa ayak uydurmak için olduğu gayet ortada.
Web sitesi neden açılır? Gelin bir bakalım;

Devam edersek eğer bu sayfa baya büyür. Bir çok çeşitli iş veya amaca bağlı olarak web sitesi açılabilir. Yukarıdakiler bunların birkaç tanesiydi.
Kullanıcılar web sitesi neden açılır, neden bir web sitesi açmalıyım gibi soruları çok kez soruyor. Umarım bu başlık web sitesi neden açılır sorusuna yanıt olmuştur.

Web Sitesi Nasıl Açılır?

İster kendiniz için ister işletmeniz için olsun bir web sitesi açmak için 5 adımda web sitesi kurulumunu yapabilirsiniz;
Yukarıda okuduğunuz 5 madde ile bir web sitesini kurabilir ve yayınlayabilirsiniz. Şimdi gelelim detaylara.
Kişisel yada işletmeniz için web sitesi açmaya karar verdiğinizi varsayıyorum. Web sitesi açarken en önemli konu seçeceğiniz hosting firmasıdır. Çünkü hosting firmasının size sağladığı hizmetler kötüyse bu sizi Google sıralamasında çıkmanızı zorlaştıracaktır. Örneğin; biajans.net web sitesi olarak biz Güzel Hosting isimli hosting firması ile çalışıyoruz. Yaptığımız araştırmalara göre Güzel Hosting firması son 3 yıldır kullanıcılarına verdiği hız, kalite, güvenlik hizmetleri diğer hosting firmalarına göre çok daha iyi. Güzel Hosting firmasını tavsiye ederim ben bugüne kadar herhangi bir sorun yaşamadım. Farklı bir hosting firması ile çalışacaksanız hostinginizi seçmeden önce araştırmanızı yapmanızı tavsiye ederim.

Web sitesi açarken hedef kitlenizi tanımlayın
Bir web sitesi açarken yada açtıktan sonra hedef kitlenizi tanımlamaya önem verin. Hedef kitlenizin kim olabileceği konusunda daha iyi bir fikre sahip olmanız için;
Bu gibi demografik bilgiler ile hedef kitlenizi daraltın ve alakasız kişilere sitenizi göstermekten kaçının. Örneğin bir kedi maması satan web siteniz var ve hedef kitle tanımlaması yapmadınız. Bu durumda web siteniz genel tüm kullanıcılara gösterilir. Yani kedi sahibi olmayan kişilere de gösterilecek ve gereksiz trafik almış olacaksınız. Fakat hedef kitlenizi düzgün seçtiğinizde ve anahtar kelimelerinizi hedef kitlenize göre ayarladığınızda doğru ve alakalı kullanıcılara ulaşmış olacaksınız.

Web Sitesi Açarken Alan Adı Seçmek

Alan adı seçmek basit hafife alınacak bir konu değildir. Seçeceğiniz alan adı verdiğiniz hizmet ile alakalı olması Google’ın önemsediği bir konu. Tabi ki fiziksel mağazanızın adı özel isimlerden oluşabilir. Bunda bir sakınca yok fakat internet üzerinde satacağınız ürün yada hizmetle alakalı bir alan adı seçerseniz Google’da daha hızlı bulunabilirsiniz.
Alan adı (domain) seçimi yaparken seçtiğiniz alan adının web sitenizi ve verdiğiniz hizmeti yansıtan bir isim olduğuna dikkat edin. Örneğin www.biajans.net web sitesi alan adının içinde de geçtiği gibi ajans firmasıdır.

Mükemmel Alan Adını Seçmek İçin 6 İpucu;

  1. Yazımı kolay olsun. – Ziyaretçilerinizin sitenizin adını yanlış yazması sonucu başka web sitelerine gitmesini istemezsiniz.
  2. Alan adınızı kısa tutun. – “Çekoslavakyalılaştıramadıklarımızdanmısınız” bir tekerleme olarak kalması daha iyi sanki 😊
  3. Anahtar kelimeler kullanın. – Alan adı alırken bulabiliyorsanız sunduğunuz hizmetleri yada ürün ismini alan adı içinde kullanın.
  4. Sayı ve tire kullanmaktan kaçının. – İnsanların sizi bulmalarını zorlaştırmayın.
  5. Akılda kalıcı olun. – Kalabalıktan uzak durmak sıyrılmak sizin web sitenizin yararına olur.
  6. Hızlı olun. – Her gün pek çok alan adı seçilip alınıyor. Çok uzun süre bekleyip sizin için ideal olan alan adını elinizden kaçırmayın.

Web Sitesi Kurmak İçin Ne Gerekir?

Web sitesi kurmak için tabi ki önce karar vermek gerekir. Bir çok şeye karar vermeniz gerekiyor. Mesela web sitesi kurmak için öncelikle bir hosting firmasına karar verilmelidir. Sonrasında bir alan adına (domaine) karar verilir. Daha önemlisi, aslında hepsinden öncesinde ne için web sitesi kuracağınıza karar vermeniz gerekiyor. Bununla birlikte kuracağınız web sitesinin içeriği neyle alakalı olacak, kime hitap edecek gibi bir çok şeye kendi içinizde karar vermeniz gerekiyor.
Peki kararı verdik ve bir web sitesi kurmak istiyorsunuz bu aşamada web sitesi kurmak için ne gerekir?
Tabi ki bir host alacağımız için öncelikle daha önceden araştırdığımız bir hosting firması üzerinden üyelik açmak. Ve sonrasında bu firmadan bir domain ve bir host santın almanız gerekiyor. İşte bu kadar elinizde bir adet domain ve birde domaininizi barındırabileceğiniz bir sunucunuz oldu. Eeee peki sonra? Bitti mi? Tabi ki hayır daha başlamadık bile. Şuana kadar sadece bir sunucu kiraladık ve bir domain satın aldık. İçi boş bir sunucu.

Web Sitesini Kuruyoruz ..

Eğer web sitesi kurmak için hiçbir bilginiz yoksa işi uzmanlarına bırakmanızı tavsiye ederim. Çünkü web sitesi kurmak uzmanlık gerektiren bir meslektir. Düşünsenize bir grafikerin inşaat projeleri çizdiğini. Tabi ki saçma olur. Eğer bu konuda uzman değilseniz hiç bulaşmanızı tavsiye etmem. Web sitesi kurma işini profesyonellere bırakın daha iyi. Günümüzde artık herkes internette ve Youtube’dan izlediği videolar ile web sitesi kurabiliyor. Peki işe yarıyor mu?
Çoğunlukla bu cevap hayır oluyor. Yapılan bir araştırmaya göre küçük işletmelerin %38’i web sitelerini hazır kurulum olan web sitelerinden kendileri yapıyor. Sonrasında ise bir ajans yada bir uzmanla çalışmaya başlıyor.
Sonuç olarak zaman kaybı + ekstra para!
Bu yüzden işletmeniz için bir web sitesi kurmak istiyorsanız bir uzmanla çalışmanızı tavsiye ederim. Kimsenin boşa harcayacak ne zamanı nede parası var.
Diğer yandan CV amaçlı veya Özgeçmiş içerikli bir kişisel web sitesini kendiniz tek sayfa olarak kurabilirsiniz. Tabi yine profesyonel yardım alarak da bu işi daha iyi yapabilirsiniz.

Web Tasarım Nedir?

Web tasarımı, internette görüntülenen web sitelerinin tasarımını ifade eder. Genellikle yazılım geliştirmeden ziyade web sitesi geliştirmenin kullanıcı deneyimi yönlerini ifade eder. Web tasarımı eskiden masaüstü tarayıcılar için web siteleri tasarlamaya odaklanırdı; ancak, 2010’ların ortalarından bu yana, mobil ve tablet tarayıcılar için tasarım giderek daha önemli hale geldi. Bir web sitesi kurulurken web tasarımına dikkat etmeniz çok önemli. Çünkü web sitenizin tasarımı kullanıcıya güzel, hoş görünmezse yada site yavaş açılırsa ziyaretçi kaybetmeniz kaçınılmazdır. Daha fazla bilgi için Web Tasarımı sayfamızı kontrol edebilirsiniz.

Web Sitesi Tasarımı Nasıl Yapılır?

Kurmuş olduğunuz siteye web sitesi tasarımı yaparken şunlara odaklanmalısınız;
  1. Yazı Tipleri Bir web sitesi tasarlarken, tasarımı tamamlayan okuması kolay yazı tipi eşleştirmeleri seçmek gerekir.
  2. Renkler Renkler, bir web sitesi tasarlarken dikkate alınması gereken en önemli unsurlardan biridir. Renk psikolojisi hakkında birçok yanılgı olduğunu unutmayın . Siteniz için renk seçerken, renklerinizi markanız ve iletmeye çalıştığınız mesajla uyumlu hale getirmeye odaklanmak önemlidir.
  3. Yerleşim İçeriğinizi düzenlemeye nasıl karar verdiğiniz, sitenizin hem görünümü hem de işlevselliği üzerinde önemli bir etkiye sahip olacaktır.
  4. Şekiller Web tasarımında grafik öğelerin kullanımı son birkaç yılda gerçekten yükseldi. Güzel renkleri ve şekilleri birleştirmek, site ziyaretçilerinizin dikkatini çekmek gibi birçok şeyi başarmak için kullanılabilir
  5. Resimler ve Simgeler Şaşırtıcı tasarımlar birçok bilgiyi sadece birkaç saniye içinde iletebilir. Bunu başarmanın yollarından biri, güçlü görüntülerin ve simgelerin kullanılmasıdır.
Stok görseller veya simgeler için hızlı bir Google araması binlerce seçenek üretecektir. Aramanıbasitleştirmeye yardımcı olmak için işte favorilerimizden birkaçı;
Ücretsiz resimler ve simgeler;

#BONUS

Web sitesi tasarımı yaparken şunlara da odaklanmalısınız;
  1. Navigasyon Gezinme, web sitenizin gerçekten “çalışıp çalışmadığını” belirleyen ana bileşenlerden biridir. Seyirciye bağlı olarak, navigasyonunuz birden çok amaca hizmet edebilir. İlk kez ziyaretçilerin, sitenizdeki belirli bölümlere geri dönen ziyaretçileri yönlendirirken sunduklarınızı keşfetmesine yardımcı olur.
  2. Hız Kimse yavaş web sitelerini sevmez. Tasarımınız ne kadar güzel olursa olsun, makul bir süre içerisinde yüklenmezse aramalarda performans göstermeyecek ve hedeflerinize ulaşamayacaktır.
  3. Web Site Yapısı Bir web sitesinin yapısı hem kullanıcı deneyiminde hem de SEO’da önemli bir rol oynar. İnsanlar sitenizde gezinirken kayboluyorsa, büyük olasılıkla tarayıcılar da olacaktır.

Responsive Web Siteleri

Responsive web siteleri, her ekran boyutunda özel bir görünüm oluşturmak için kesme noktalarına (medya sorgularını kullanarak) sahip esnek ızgaraların (yüzdelere göre) bir kombinasyonunu kullanır. Yalnızca bir kesme noktasına ulaştıklarında uyum sağlayan uyarlanabilir sitelerin aksine, duyarlı web siteleri ekran boyutuna göre sürekli olarak değişir.
Yani sonuç olarak diyebiliriz ki web tasarımı, bir web sitesini kullanırken genel görünümü ve hissi yaratan şeydir. Yapı ve düzenden görüntülere, renklere, yazı tiplerine ve grafiklere kadar web sitenizin öğelerini planlama ve oluşturma sürecidir.
Web tasarımı, grafik tasarım, kullanıcı deneyimi tasarımı, arayüz tasarımı, arama motoru optimizasyonu (SEO) ve içerik oluşturma dahil olmak üzere bir web sitesinin bitmiş deneyimini oluşturmak için birlikte çalışan çok sayıda bileşene sahiptir. Bu öğeler, bir web sitesinin çeşitli cihazlarda nasıl göründüğünü, hissettiğini ve çalıştığını belirler.

Web Sitesi Tasarımı Ve SEO

Web sitesi tasarlarken yaptığınız SEO çok önemlidir. Tasarım aşamasındayken yapılması gereken SEO’nun aksine birçok tasarımcı yada site sahibi bu işi çok sonralara bırakıyor. SEO web sitesini tasarlarken birlikte yapılması gereken önemli bir faktördür. Yapacağınız web sitesi tasarımı içine dahil etmeniz, SEO ile organize olmuş ve entegreli bir şekilde çalışmanız gerekiyor.
Mantığı anlayabilmek için şöyle de düşünebiliriz. SEO web sitesinin Google’da ki temel kolonlarıdır. Web sitenizin ayakta durabilmesi için SEO’ya ihtiyacı vardır.
Sonradan yapılan SEO tabi ki işe yarar fakat sonradan yapılması demek yaptığınız web site tasarımına göre SEO yapacaksınız yada tasarımı değiştireceksiniz. Birbirlerine uyumlu olması için birlikte yapmanızı şiddetle tavsiye ediyorum.
Hadi şimdide web sitesi tasarımı ile SEO’nun arasında ki ilişkisine bir göz atalım,

Mobil Uyumluluk

SEO veya web tasarımına biraz aşina olan herkes, web sitenizi mobil uyumlu hale getirmenizin önemini bilir.
Aslında sitenizi mobil uyumlu hale getirmediyseniz zaten birkaç yıl geridesinizdir. Google, 2015 yılında mobil uyumluluğunu bir sıralama faktörü haline getirdi. Bu, 5 yıl önceydi..
Arama devi olan Google daha sonra 2017 yılında mobil öncelikli indekslemeyi başlattı. Google’ın mobil dostu olma konusu ne kadar önemli olduğunu açıkça görüyoruz. Ancak günümüzde hala birçok web sitesi mobil uyumluluğun önemini tam olarak anlamış değil.
Unutmayın ki bir telefona veya tablete düzgün yüklenmemesi nedeniyle hemen çıkma oranı yüksek olan bir web sitesi, Google’a kötü sinyaller gönderecektir ve buda sıralamanızı düşürebilir.

Okunması Kolay Tasarım

Kötü web tasarımı, kullanıcıların web sitenize ilgisini düşürür. Aynı zamanda içeride dolaşma ve içeriğinizi okumalarını imkansız hale getirebilir. Sitenizde kimse istediği bilgiyi alamazsa, ne anlamı var..
Web tasarımı yaparken seçtiğiniz temanın kitleye hitap etmemesi, yazılarınızın fontu okumayı zorlaştırıyorsa, Seçtiğiniz renkler uyumsuz ise yada yazılarınız çok uzun ve anlatım biçiminiz sıkıcıysa ziyaretçileriniz farklı kaynaklara yönelerek sizi terk edecektir.
Unutmayın mobil uyumlu olmayan web siteleri gibi, herhangi bir cihazda veya masaüstünde okunması zor olan sitelerde, insanları hızla uzaklaştıracaktır.

Web Sitesi Hızı

Web sitenizi neyin yavaşlattığını biliyor musunuz?
Maalesef buda web tasarımınızla bir ilgisi olabilir. Web sitesi hızı teknik SEO’nun en önemli yönlerinden biridir ve birçok web sitesi için birinci eksikliktir.
İyi bir sıralama elde edemiyorsanız, web siteniz çok yavaş olabilir ve insanlar hızla geri çıkıyor olabilir. Biliyorsunuz ki insanların sitenizden hızlı çıkması Google’a kötü sinyaller göndererek sıralama kaybetmenize neden olur. Sayfa hızının bilinen bir sıralama sinyali olduğunu asla unutmayın; bu nedenle, resimlerinizi optimize ederek, gereksiz eklentileri silerek, tarayıcı önbelleğe almaya izin vererek vb. zamanlamanızı sitenizi hızlandırmaya ayırmanız gerekir.
Üç saniyeden uzun sürdüğünde, sitenizi ziyaret eden kullanıcıların yarısı kadarının sitenizi terk etme olasılığı yüksektir. İnsanların beklemek için daha az zaman harcadıkları mobil cihazlarda sayfa hızı daha önemlidir.

Web Sitesi Fiyatları Ne Kadar?

Web sitesi fiyatları, site tipi ve kullanılan tasarım veya temaya göre değişiklik gösterir. Oluşturulan sayfa sayısı, SEO teknikleri, yazılım altyapısı, yönetim paneli özellikleri, mail altyapısı, hosting kalitesi gibi özellikler web sitesi fiyatlarını belirleyen önemli faktörlerdir.
Aslında web sitesi fiyatlarını belirlemek kişiye bağlıdır. İstediği tasarım, site tipi gibi özelliklere göre fiyat belirlenir. Örneğin bir kartvizitlik site, portföy sitesi, yada e-ticaret sitesi birbirlerinden çok farklıdır. Yani istediğiniz web sitesi tipine göre web sitesi fiyatları da değişmektedir. Kişisel sade düz tasarımlı yani basit bir web sitesi, 2020 web site fiyatları ortalama olarak 1200 ile 1800 TL olarak değişiklik gösterir.
Web sitesi yaptırmak isteyenlerin Google aramalarda karşısına çıkan 100 TL’ye yada 500 TL’ye site yaptığını iddaa eden web siteleri çıkıyor genellikle. Bu tür tuzaklara düşmeyin lütfen. Paranızı boşa harcamak yada çöpe atmak istemezsiniz. Web sitesi yaptırmak isteyen biri sitenin alt yapısını sağlayan hosting + domain + SSL sertifikası alması gerekiyor bu üçü olmadan web sitesi kurulmaz. Günümüz şartlarına baktığımızda bu üçünün toplam minimum fiyatı 400 TL civarındadır. 400 TL hostinge harcadık bile daha siteye tema yüklemedik eklenti yüklemedik ve siteyi tamamlamak için içerik eklemedik. Yani anlayacağınız üzere hizmet bedeli henüz kesilmedi bile. Ne yani şimdi internette 500 TL’ye web sitesi yapan bu şahıslar 400 TL’ye hosting alıp 100 TL’ye de size site mi yapıyor 😊
Bu tür şeylere maalesef bilmeyen insanlar kanıyor. Hatta bizzat benim çalıştığım firamalar bile bazen bunları dile getirebiliyor..
Bunlar gibi birçok diyalog yazabilirim size. Bilmeyenler genelde böyle tuzağa düşüyor. Ve bu başlığı da aslında bilmeyen ve ucuza web sitesi arayanlara yazdım. Umarım bu tür içeriklere karşı daha dikkatli olur ve araştırma yapmadan alışveriş yapmazsınız.

Sona doğru,

Web Sitesi Yaptırmak İstiyorum Ama ..

Özetlemek gerekirse; Biraz uzun bir yazı oldu ama işinize yarayacak bir çok bilgiyi paylaştık blog yazımızda. Web sitesi yaptırmak isteyenler yada web sitesi kurmak isteyenler gerek Google’a gerekse bana sordukları soruları bu makalede cevaplamaya çalıştım. Her şeyden öte web sitesine ihtiyacınız varsa mutlaka bir uzman yada bir ajans ile çalışmanızı tavsiye ediyorum. İnsanlar Google’da web tasarım firmaları yada web site yaptıranları bulmaya çalışırken; ucuz web sitesi tasarımı, ucuz web sitesi yapma programı yada freelance web tasarım hizmeti olarak arama yapıyorlar. Fakat burada dikkat edilmesi gereken bir şey var.! Bu gibi arama sonuçlarında 100 TL’ye web sitesi yada 500 TL’ye web sitesi yaptığını iddaa eden şahıslar yada firmalar karşılarına çıkıyor. Yukarıda da bahsettiğim gibi bu tür tuzaklara yakalanmamak için ajanslar ile çalışmanızda fayda var. Veya bu işi hakkıyla yapan freelance olarak çalışan kişilerle yapmalısınız. Aynı zamanda daha öncesinde web site yapmadıysanız bu işi kendiniz de kesinlikle yapmayın.
Web tasarım fiyatları veya web site fiyatlarına gelecek olursak net bir fiyat vermek aslında imkansızdır. Genellikle fiyatlandırma müşterinin isteklerine göre değişir. Örneğin sizin logonuz vardır ve logo tasarlatmak istemiyorsunuzdur bu durumda fiyata logo dahil edilmez. Veya hostinginiz ve domaininiz var ise bunlarda fiyata dahil olmaz. Bunların yanı sıra müşterinin istediği sayfa sayısı yada blog yazısı yada ücretli resimler veya eklentiler, bu gibi durumda fiyat yine değişiklik gösterir.
Yukarıda da bahsettiğim gibi en düşüm maliyetle kartvizitlik yada portföy sitesi gibi tek sayfa düz tasarım bir web sitesi yaptırmak şuan için ortalama 1200-1700 TL civarında değişiklik gösterir. Bir internet sitesi kurma maliyetleri kullanıcı/müşteriye göre değişiklik gösterir.
Bu yazıda tüm sorulara yanıt vermeye çalıştım. Cevaplayamadığım sorularınız varsa yorum bölümünden bize iletin lütfen.
Google'da siteniz gözükmüyor mu?

WEB SİTESİNE Mİ İHTİYACINIZ VAR?

Site içi SEO ve dış link yapılandırması gibi bir çok hizmeti biajans.NET üzerinden gerçekleştirin. SEO hizmetinin yanı sıra Sosyal Medya, Adwords ve Web Tasarım hizmetlerimizi de inceleyebilirsin. Ayrıca İnstagram reklam vermek için İnstagram Reklamları ve Facebook Reklamları gibi sosyal medya reklamları için blog’umuzu inceleyebilirsiniz. Bu arada bizi Facebook ve İnstagram üzerinden takip etmeyi unutma. Bol kazançlı günler..
Şimdi İletişime Geç
https://biajans.net/web-sitesi-acarken-dikkat-edilmesi-gerekenle
submitted by biajansnet to u/biajansnet [link] [comments]


2020.08.23 05:54 yagizs Bana bi yol gösterin yetti artık

Bu babama ne yapıyım ben aq. Ne zaman görsem elinde telefon YouTube dan karı kız videosu izliyor. Geçen eve akıllı televizyon aldı , TV ye özel YouTube hesabı açtım, önerilen videolar hep tiktok büyük memeli götlü kızlar vs. Kitaplığı anlatmak bile istemiyorum.. bu sabah kalktım annem tek yatıyor salona gittim kapı kapalı, ama kapı camından televizyonun açık olduğu görülüyor, herhalde kardeşim uyanmıştır diyip girdim TV den bir sürü karı kız izliyor AMK. Anneme acıyorum. Bana göre bu bir aldatmadır AMK. Ayrıca aşırı utanç verici bişey. Daha önce de buraya yazacaktım utancımdan yazamadım... Ama bu son hareketi bardağı taşırdı aq. Düşündükçe igreniyorum, insan karısına nasıl yapar bunu aq.
Napiyim anneme anlatıyım boşansın nafaka ödesin aq. Bi gelirim olsa direkt anlatırım ama daha önce hiç çalışmadım. Zaten annemin ve benim çalışmamıza da izin vermiyor aq.
submitted by yagizs to KGBTR [link] [comments]


2020.08.19 20:18 viciviciwoah Devam etmek istemiyorum.

Merhaba reddit kullanıcıları. Anonimliğimi koruyabilmek için NSFW hesabım ile yazıyorum bu yazıyı.
21 yaşımdayım. Hayattan herhangi bir beklentim yok. Uzun yıllar süren aile içi şiddet ve psikolojik baskılar sonrasında anne ve babam ben 18 yaşımdayken ayrıldılar. Sonrasında babamın düzenli olarak benim ve annemin hayatını taciz etmesi ile uğraştım. İyi bir üniversitenin fena olmayan bir bölümünde okuyorum. Okuyorum dediğime bakmayın, halen birinci sınıftayım. Ne zaman kendimi derslerime verme kararı alsam bir şey çıktı ve hayatımı darmadağın etti.
21 yaşımdayım ve hayattan zevk almıyorum. Son 2 aylık süreçte düzenli aralıklarla hayatıma son vermeyi düşündüm. Lütfen bunu bir ergenin "intihar edicem yeaaaa" bağrışları ile karıştırmayın. Arada her şey düzelecekmiş gibi olduğu zamanlar oldu. İşe girdim, yeni insanlarla tanıştım, sosyal anlamda daha aktif birisi oldum. Ancak işten kovulmamdan beri yeniden her sabah yataktan kalktığımda neden uyandığımı sorguluyorum. Hiçbir aktiviteden keyif almıyorum ve arkadaşlarımın hiçbirinin gerçekten beni umursadıklarını da sanmıyorum. 1 ay kadar önce kız arkadaşımdan ayrıldım çünkü onun da hayatını kötü bir hale getirmek istemedim.
Aniden karar alıp sigarayı bıraktım, çevremdeki gereksiz insanlar ile ilişiğimi kestim, spor yapmaya başladım ancak değişen herhangi bir şey olmadı. Anlattığım şeylerin ailem veya başka birileri ile paylaşılmasından korktuğum için hiçbir zaman psikologa gidemedim. Annem bütün yükümü tek başına karşılıyor. Babamdan herhangi bir maddi/manevi destek almıyorum. Hayatta yapmak istediği tek şey beni bir işin başında, halim vaktim yerinde görmek. Şimdiye kadar hayatıma son vermememin tek sebebi de annemin üzüleceğini bilmem.
Neden burada bunları anlatıyorum bilmiyorum. Çevremden kimseye herhangi bir şey anlatamıyorum çünkü anlatmam durumunda beni ciddiye alacaklarını sanmıyorum. İnternetten tanımadığım 61.078 kişiye anlatmak bana "en yakın" çevreme anlatmaktan daha kolay ve güvenilir geliyor. Vaktinizi çaldığım için özür dilerim.
Düzenleme: Olumlu ya da olumsuz verdiğiniz tüm tavsiyeleriniz, herhangi bir şey yazmayıp sadece okuyarak sorunlarıma hayatınızdan bana ayırdığınız 3 dakikanız için teşekkür ederim. Kısa da olsa her şeyi yeniden düşünmek için kendime biraz daha süre vermeye karar verdim. Sanırım hayat 21 yıldan sonra iki üç ay daha verilebilir bir yer. Bu iki üç ay içerisinde daha olumlu yaklaşmaya çalışacağım. Başaramazsam sanırım sonucu tahmin edebiliyorsunuz. Ancak ne olursa olsun ufak da olsa bir umudum var. Sonuçta ne olursa olsun hayat bu.
submitted by viciviciwoah to KGBTR [link] [comments]


2020.07.16 17:10 What_Should_I_Say_ Deliler'e en kısa eleştri:

Öncelikle, kuralları inceledim ve kurallar ne kadar basit olsa da kaldırılan, banlanan kişi sayısını çok absürd buldum, o yüzden kurallara olabildiğine uyarak yazmaya çalışacağım.
1) Hükumetin 'mükemmel' olması gerekmesine karşın, şuan ki iktidar rejime karşı herhangi bir eleştiri, hakaret veya insanların dünya üzerinden genel olarak sahip olduğu "siyasi figürlere hakaret" hakkını hiçe sayması.
2) Atatürk' ve Atatürk'e karşı hakaretleri. Deliler sub'ında bulduğum kadarıyla anti-atatürkçü bir kafa var, 5816.cı kanun olan Atatürk'ü koruma kanuna karşın, iktidar partinin hakaretlerini umursamadan hala inatla ve azimle hem bu kanunlara, hem de anayasayı, hükumeti kuranlara karşı hakarette bulunmaları.
3)İslamist ve Şeriatçı bir yaklaşım. Genel olarak Partilerin ideolojik amaçlar doğrultusunda olması belli bir şeydir, her parti bir ideoloji için vardır. ama Şeriatçılık, Osmanlıcılık, ve buna benzer herhangi bir düşünce sistemi bir ideoloji değildir, Avrupa'da yasaklanmıştır ve "Avrupa kötü" derseniz (ki deme hakkınız var) yinede bu fikrin gerici, mantıksız ve anlamsız olduğu gerçeğini değiştirmez. Osmanlıcılık, şeriat ve İslamcılık minimum diğer her şey Atatürk'ün rejimiyle yok edilmiştir, kabul dahi edilemezdir. Kanunlarda özgür ifadeyi kısıtlamadan, saf özgürlük olsaydı şuan şahsi olarak büyük ihtimalle bir silah çalıp parlamentoyu basardım, bu tamamen şahsidir ve ironidir bu arada sonuçta mizah subı.
not: bazılarımız hala "Laiklik"i bilmiyor, Laiklik Fransızca'dan "Laicisim"den gelmedir, ve bu "laicisim" düşündüğünüz gibi din ve devlet işlerini ayırmak değildir, Seküler ve dinden ayrı bir toplum için (Fransız toplumu gibi) Ateist ve dini direk olarak kaldırma fikridir. Atatürk'ü koruma kanunuyla onun fikirlerini de belirli bir şekilde korunduğu için Laiklik fikrinden öte veya hakaretsel, ya da dini tekrar devlet içine çıkarmanın, (şuan herhangi bir siyasi liderin Kur-an gibi kutsal bir kitabı tutmasını geçtim, lafını dahi açamaz, namaz diyemez bunlar tamamen yasaklanmıştır) yasaklı olduğu bellidir ve bu kadar siyasal bir sub'ın bunu kabul etmesinin ve Laiklik fikrini dışarı fırlatması yasaktır, eğer bunu yapacaksanız sub'ta ki her türlü siyasi işleri, (Ayasofya dahil) kaldırmanızı rica ederim.
4) Sub'da ki banlama sistemi. Özellikle altını çizmek isterim ki kurallar iyi koyulmuş, uymayan direk banlanır, bu güzel bir şey. Yalan yok. Ama bu tamamen fırlamıştır, kuralların gevşetilmesini sadece iletiyorum, bunun hakkında herhangi bir istekte bulamam, ama iletebilirim, keza böyle olursa sub çöker, ve sub'ın çökmesi ne kadar kötü işlendiğinin göstergesidir ve bu da kötü bir yöndür.
5)Sub'da ki tartışma sistemi, bu da banlama sistemiyle alakalıdır ama bu biraz daha gariptir, sub'da baktığım kadarıyla çoğu tartışma tamamen tek yönlü, biri kendi fikrini belirtiyor(Kural ihlali vardır yoktur, bunu eklemiyorum) ve [deleted] altta "sen şöylesin, yok öyle, ban" deniyor ve bum. Bu kötü bir şey, böylesine bir şey Historymemes'te bile yoktur,
Son olarak: Sub'dan nefret etmenin, kapattırmak istemek için birçok istekte bulunabilirsiniz, hataları var ve bunlar eğer ki siyasal veya resmi bir kuruma gönderilirse sahiplerinin sorguya dahi çekilme olasılığı vardır, ama yinede düzelme şansı vardır, özellikle belli bir şahsiyetin (Reddit quette ve kimseyi hedef göstermek istemediğimden adını vermiyorum) silah gibi modları kullanıp replyları sildirtmesi ayıp bir şey. Sadece ayıp, benim şahsi anlayışımda ayıptır en azından.
not: tam da paylaşacakken "request to post" yani öncelikle Mod'a gidip, sonra sub'a atılacağını gördüm. Bu mantıklı, sub'dan nefret eden çok fazla kişi var ve spam da yapılabilir o yüzden iyi, ama şunu bilin ki ben bu kadar yazdım, bunu gördüyseniz sub'a +1 puan verip gerçekten kurallar çerçevesinde tartışabileceğinizin kanıtıdır eğer bunu görüyorsanız, ama eğer ki görmüyorsanız, bu sub'ın Modlarına lafım şudur ki, ayıp. Kuralları o kadar okiyip hiç bir değere saygısızlık yapmamaya, hakaret etmemeye çok uğraştım, uğraştım demiyim, bu cümleleri kurmak kolaydı ama kaldırılması sub'ın sadece bir otoriter kişi tarafından yönetildiğini kanıtıdır.
(Dini bir değere hakarette bulunmadım, ben sadece ülkenin Laikliğinin nasıl işlediğini anlattım, Fransızları suçlayabilirsiniz, Atatürk'ü böyle etkilediği için, özür dilerim o yüzden, ondan bile bahsettiğim için)
submitted by What_Should_I_Say_ to deliler [link] [comments]


2020.07.15 10:10 vez_ko Röportaj #2 u/Bayezido29

Sizlerin gönderdiği sorularla bu röportajın konuğu u/Bayezido29. Bir sonraki röportajda görmek istediğiniz reddit kullanıcısını lütfen yorumlarda belirtiniz.
+Evet Bayezido29 öncelikle hoş geldin.Hazırsan sorulara başlıyorum.
-Başla.


+Siyasi görüşlerine karşı olan subredditlerden banlanman hakkında ne düşünüyorsun?
-Tabi herkes kendi çiftliğinde ötsün diyenlerle son zamanlarda rastlıyorum. Bu zihniyet tuhaf. Kurallara aykırı davranmamama rağmen perma yediğim sublar var. Maalesef ki bir tanesi de bu sub :/ Umarım bu durum son bulur.


+Kurallara aykırı davranmadığını ve buna rağmen subredditlerden banlandığını söyledin fakat aynı eylemi kendi subredditinde kuralları çiğnemeyen kullanıcıları size cevap vermesine izin vermeden direkt neden banlıyorsunuz?
-Kendi subumda Kural ihlallerine ban veriyorum yalnızca, hakaret varsa, asılsız bilgi varsa, küfür varsa vs vs. Ancak bu subda da gördüğüm bir iftiradan da bahsedeyim; birisi bizim subda yorumlara Kadir Mısıroğlu hakkında iftira ve hakaretlerin bulunduğu bir yazarın yazısını atmış, ben de buradaki hakaretlerden dolayı perma verince adaletsizlikle suçlandım, lakin o posta attığı başka bir yorum daha var, ona da isteyen göz atabilir (paragrafı sildim), orada ihanetle, hainlikle suçlamış, ben de o iftiraya bizzat kendisinin verdiği cevabı attım ona. Ayrıca yine bir haksızlığımız varsa bana belirtebilir herkes. Kontrol ederim.


+İdeolojin nedir?
-Bir Müslüman olarak dinimle tamamen paralel bir ideoloji olmadığından dolayı sadece "İslam" diyebilirim.


+İlgi çekmek mi istiyorsun yoksa bir troll musun?
-İlgi çekmek isteğim asla olmadı, redditi diğer gençler gibi düşüncelerimi paylaşmak için kullanıyorum. Trollükle alakası da yok, bu son zamanlarda sık kullanılan yaftalama ifadesi sadece, değer kıymet bile vermiyorum.


+Reddit'de linç yemene rağmen neden hala reddit'de bulunuyorsun?
-Tabi Reddit'in ortamı belli, ben de burada farklı bir cephe başlattım. Linç yemem çok normal ama bu vazgeçeceğim ya da gideceğim anlamına gelmiyor. Reddit en sevdiğim sosyal medya platformu.


+Siyasal İslamcı bir tutum uluslararası siyasette etkili olabilir mi?
-Siyasal İslamcılık, uluslararası rekabete artarak olup, dış pazarı iyi yönetmeyi gerektirir. Tabi çok ayrıntılı bir konu, siyaset konusunda İslamın uygunluğu aranması gerekir. Ancak bu konunun bilinmemesi, tamamen eğitim sorunumuza dayanıyor. Her türlü siyaset ideolojisini, ekonomi ideolojilerini gören gençlerimizin bu konular hakkında zerre bilgisi yok ve hakkında atılan uydurmalara kanıyor. Bunda devletin de suçu var tabi, bu konuda benim gibi gençlerin eğitim görmesi gerekir.


+Ayasofya'nın ibadete açılması hakkında ne düşünüyorsun,ekonominin gidişatını geri plana atmak için mi yapıldı,gelecekte gerçekleşecek olan seçimlerin olası sonucunu etkilemek için bir politik hareket olduğunu düşünüyor musun?
-Açık söylemek gerekirse Ayasofya'nın başından beri ibadete açılmasından yanaydım. Bu genel olarak Müslümanların istediği bir şeydi. Hakkında antlar bulunan ve atamızdan emanet olan bu değerli sembolü hakkımız gereği cami yapmamız yerinde ve gayet normal bir hizmet. Ancak bu konu siyasete alet edildi, politik bir konu değil, tabi işin illa politik yanları var ama bunlar bu konuyu siyaset konusu yapmıyor. Bu konunun siyasete karışmasında herkesin hatası var (yani her partinin) ama uzun süredir planlanan ancak şiddetle karşı çıkılan bir durumdaydı bu hizmet. Bu zamana nasip oldu ve açıldı, çok şükür. Vesile olanlardan Allah razı olsun, vesselam.


+Netflix ve sosyal medya uygulamalarının kısıtlaması kanunu hakkında ne düşünüyorsun?
-Yani gençlere muhalefet çok gaz verdi bu konuda maalesef, herkes kapatılacak diye sövmeye başladı, alınan kararlar bence uygun, Fransa sosyal medya suç yasasında bulunan hükümler ve zaten kalıplaşmış hükümler, devlet sosyal medya denetiminde (denetim devletin genel sorunu) hassastı ve zayıftı, simdi taşlar yerine oturdu. Gayet uygun ve olumlu bir karar.


+Ne iş yapıyorsun?
-Öğrenciyim, Kendi ilimdeki Fen Lisesinde son sınıfım, ek olarak aralıklarla fırsat buldukça işte çalışırım (İnşaat, bahçe işleri vs.)(Avare adam değilim) :D


+Röportajı akşam üzeri yapmamızı istemiştin inşatta çalışacağını söylerek. İnşaatta çalışmana rağmen ülkenin ekonomisini,doları,enflasyonu ve işsizliği nasıl yorumluyorsun?
-İnşaatta hobi olarak amcamla harçlık amaçlı çalışıyorum, maddi durumum idare eder, kimseye muhtaç değiliz. Ancak ekonomide piyasadaki büyümeyi es geçerek yanlış bir eleştiri anlayışıyla kimse ekonomiyi eleştirmemeli, bu ön yargı olur, tanı hatalar kusurlar var, Türk lirası konusunda, dediğin gibi enflasyon konusunda, işsizlik konusunda ise devlet kendi işsizlik yapıyor. Öğrenciler sayılmasa da ev hanımları işsiz sayılıyor. Bunlar Avrupa'da sayılmaz. Ekonomi yalnızca dolara bağlı değil, mesela gezi olaylarında rakamsal mânâda piyasada Türkiye ekonomisinin rakamları çok düştü, ama dolar 2 kuruş arttı, devlet 1,5 milyar borca girdi. Şimdi dolar iki kuruş arttı diye hiçbir şey olmamış mı oluyor? Yani bu konuda ön yargılar var ama devletin de hataları çok. InşAllah hata yapılan konularda da düzenlemelerle gelişmeler yaşanır ve piyasadaki gibi büyüyen bir ekonomi oluruz.


+Son seçimlerde kaybedilen büyük şehirler hakkında düşüncelerin nedir,Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaşı başarılı buluyor musun?
-Ekrem Imamoğlu'nu fazla söz konusu edip hükümet de yanlış yapıyor, hatalarını söze getirip coşartıyorlar, tabi Istanbul genel olarak kötüye gidiyor bu sabit ama devlet bu konuda biraz sakin kalmalı, Istanbullu görecek zaten en sonunda herkes sakin olsun, Tevfik yeterli sen niye giriyorsun konuya .d
Mansur Yavaş da Ankara'da bir miktar iyi hizmeti var, ancak Ankara da genel olarak kötüye gidiyor. Hizmet konusunda eksikleri çok, ancak halkın Akp'ye husumetinden yeni adam görmek istemelerine bağlı, halk "Yine kontrol akpde olsun" dercesine meclislerde akp çoğunluğu sağladığı için akla ziyan icraatlar geçmiyor. Akp bu belediyeleri bir nebze kurtarıyor diyebiliriz.


+Zamanında Erdoğan'ın iki yaveri şimdi de muhalifi olan Ali Babacan ve Davutoğlu hakkında ne düşünüyorsun?
-Fetö terör örgütünün akp içine girip kullandığı büyük kozlar. Fetö açıkça amerikaya bağlı ve amerikanın istekleri doğrultusunda adamlarını yönetiyor. Ali Babacan ve Ahmet Davutoğlu bu konudaki baş oyun taşları, bunlar akpyi bölüp dindar yaygarasıyla oy toplama ve chp ile de organize olup, sonuç olarak yine akpyi devirme oyununa alet olmuşlardır. Bunların rezaletini görmeyip gelecek partisine vs kayanlar var gerçekten. InşAllah bu plan tutmaz.


+Akp gençlik kollarına üye misin?
-Hiçbir partiye ya da cemaate bağlı değilim, akp gençlik kollarının benim yaşadığım şehirde bir kurumu vs var mı onu bile bilmiyorum.


+Diyelim ki AKP kaybetti sokağa çıkıp RTE’yi savunur musun?
-Savunurum, lakin sokağa çıkıp değil (.d) Ki şuan hükümet onlarda diye savunduğum falan yok, zaten akpyi ne olursa olsun savunan biri de değilim, ancak hakkında atılan iftiralara vs. karşı çıkan biriyim, hatalarını da bir çok kez dile getirmişliğim var zaten.


+Uslanmaz bir "TAYYİPÇİ" misin,başka bir partiyi benimseyebilir misin?
-Dediğim gibi uslanmaz ve eleştirmeyen bir yapım yok, eleştiririm lakin "Fetöcü akp" "Terörist akp" "yıkımcı akp" gibi söylemlere şiddetle karşıyım ve aksini yalansız bir şekilde savunurum.
Tabi ki de akp dünyadaki tek ve en iyi parti değil, daha iyisi, daha çok hizmet edecek ve daha samimi bir parti olursa başka partiye daha yakın olabilirim. Dediğim gibi akpli sayılmam tamamen, ancak yakınım.


+Recep Tayyip Erdoğan'ın Türkiye'ye yararları nedir?
-Burada 21 yılı ya da onun İstanbul dönemini filan anlatamam, lakin şunu söyleyeyim ki Türkiye Cumhuriyetini şuana kadar en çok geliştiren ve en çok hizmet eden bu şahıs ve partisi, ekibidir.


+Recep Tayyip Erdoğan'dan sonra başa gelmesi gereken kişi kimdir?
-Şuanda bir erken tahmin yapamayacağım, ancak RTE'den daha iyileri, daha zekileri, daha ilerici olanları dolusuyla var, bunları önce kendini keşfetmesi, sonra bu işe başlaması, sonra da halkın bunu keşfetmesi lazım. Ancak daha ne vatanseverler var, daha ne siyasetçiler çıkacak bir gençliğimiz var.


+Ak parti iktidarının muhalefete saygısızlık ederek,kendi fikirlerine uymayan ya da kendisiyle uzlaşmayan kişileri terörist,fetocu veya vatan haini diyerek nitelendirilmesi hakkında ne düşünüyorsun?
-Aslında bu tam olarak böyle sayılmaz. Muhalefetteki fetöcüler bir bir açığa çıkıp kendini belli ediyor, bu doğru ama akpliler bunların tümünü bu yüzden yargılamıyor. Mesela referandumda "Hayır" diyenler fetöcü haindir, ya da teröristtir diyen birileri var sanırsam akp cephesinde, yalnız bunu tüm akpye yığmak da doğru değil. İşin doğrusu, hayır diyenlerin arasında fetöcüler, teröristler var diye, tüm hayır diyen vatandaşlar da mı terörist fetöcü oluyor. Bu cok saçma, ve soruda belirtildiği gibi de saygısızca, ancak bunu yapanlara ithafen bunu söylemeli, yoksa eleştiri hedefinin yaptığını yapmış olursunuz.


+15 Temmuzda nerede ne yapıyordun?
-O zaman evdeydim ve gece o saatlerde tam uyumak üzereydim televizyonun başında ailemle, darbe olduğunu öğrendim her kanalda yayınlanmasıyla, velilerim derhal meydana çıktı ve ben de kardeşlerime göz kulak olmak için evde kaldım, sonraları beraber çıktık zaten meydanlara ama benim yaşadığım küçük şehirde bir olay yaşanmadı.


+T.C tarihinde ülkeyi en iyi yöneten kişi kimdi?
-Tarihini ve bugünü sayarsak Rte demek zorundayım, gelişme durumunu göze aldım.Yakın tarihten kasıt ise Turgut Özal diyebilirim.


+Ezanlar Türkçe okutulmalı mıdır?
-Ezanlar Türkçe okutulamaz. Her şey asılıyla güzeldir ve aslından çıkarılmamalıdır. Aksi hatadır.


+Laiklik hakkındaki düşüncelerin nelerdir,devletin dini olur mu?
-İslam toplumsal kurallar ve kısıtlamalar içermektedir. Islam bize devlet hükümleri konusunda da belli sorumluluklar ve kısıtlamalar getirmiştir. Islam bütün olarak kabul edildiğine göre, laiklik Islama ters düşmektedir.


+Ülkede şeriat olmadığı için kendini rahatsız hissediyor musun?
-Evet, kendimi rahatsız ve sorumlu hissediyorum. Benim sorumluluklarımdan biri de ülkemde Şeriat ile hükmedilmesidir. Ancak bu konuda öncelikle ön yargılar silinmeli, gerekli eğitim verilmeli, maalesef de bu konuda çok geriyiz


+Lgbtq hakkında ne düşünüyorsun?
-Lgbt her haramın da olduğu gibi bir sapkınlık türüdür. Nasıl zina haramsa, cinayet, tecavüz haramsa bu da toplum ahlakını bozan, kişi ahlakını da yerle bir eden bir haramdır. Toplumsal yanına bir örnek vereyim, mesela hayal edin ki "Love is love" hisler serbesttir ilkesinden yola çıkılarak bu normalleşiyor ve propagandalarına, gösterilerine vs. izin veriliyor, böylece haram normalleştirilmiş, toplumun ahlaki çöküşü de hızlandırılmış oluyor, sonuçta bu eşcinselliğin normalleştirilmesinin devamında ölü sevicilik, pedofili ve diğerleri de yine aynı ilkelerden dolayı serbestleşiyor ve yaygınlaşıyor, bu durum toplumsal bir çöküştür ve kıyameti getirecek azabın baş sebeplerinden olacaktır. Işte bu yıkımın yaşanmaması ve toplumsal ahlakın korunması amacıyla Islamın yasak kıldığı bu haramın yayılmasına, propaganda ve yaygarasının yapılmasına bir Müslüman olarak kesinlikle karşıyım.


+Çocuk evliliklerini doğru buluyor musun,bu konu hakkındaki düşüncelerin nelerdir?
-Önceki cevabımda belirttiğim gibi yine toplumsal yıkıma uğratacak bir bela olduğunda aynı şekilde karşıyım. Eşcinsellikle ilgili görüşümle aynı görüşteyim.


+Çocuğun eşcinsel olsa tepkin ne olurdu,çocuğu eşcinsel olan evebeyinlere ne tavsiyede bulunursun?
-Gerekli psikolojik, ruhsal desteği versinler, uzmanlara götürüp bu sapkınlıktan kurtulmasını sağlasınlar. Çözülmeyecek bir sorun değil, ben de bunları yapardım. Sert tepki uygun değildir, geri tepebilir.


+İleride oğlun baba ben ateist oldum derse ne yaparsın?
-Tabi ki yine sakin ve düstürlu bir biçimde Islamı anlatırım, bu eğitimsizliğin sonucudur, gerekli eğitimi (bundan önce aldırmadığımdan belli) almasını sağlarım ve bu konuda daima baş danışmanı olurum. Ancak inşallah oğlum ya da kızım aklı başında ve araştırmacı bir yapıda olurlar da böyle sapkınlıklara düşmezler.


+İleride siyasete atılmayı düşündün mü hiç?
-Yani siyasetin içi pek temiz değildir, yalan dolan, başkasının üstüne basarak büyüme (ancak bu şuan ilerlemek için bazılarının sınandığı durumlar) yani bana göre değil diyebilirim şimdilik ama belli olmaz.


+Ak partiyi yerden yere gömen u/KumuriBey'i neden mod yaptın?
-Kendisini tanıyan ve bilen biriyim, kendisiyle konuşup anlaştık ve verdim.


+Sevdiğin kadın kapalı değilse evlenmekten vazgeçer misin?
-Hayır tabi ki, gönül bu (tabi yanlış anlaşılmasın nefsani arzuları kontrol etmek ve haram kısımdan uzak kalmak önemli) ille konabilir. Bu ayıp değil, böyle bir şey düşünmem, evlilik gönül birlikteliğiyle olmalı açık kapalılıkla değil.


+Türkiye'de yaşamanı sürdürmek yerine bir Avrupa,Amerika veyahut Arap yarımadasındaki bir ülkede yaşamak ister miydin?
-Hayır, çünkü ben memleketim için çabalamak istiyorum, (başka ülkelere gurbete giden bazı kardeşlerimi müstesna tutarım) ziyaretler olur ve olacaktır, bu doğal bir şey, yalnız başka ülkede kafamı koyup yan gelip yatmak istemem açıkçası.

+ turkey ve svihs hakkında ne düşünüyorsun?
-Ben ilk linçimi turkey de yedim, ama ortamını bilmeme rağmen bu kadarını tahmin etmezdim. Dini bir konu açılmıştı, Islama iftira atılıyordu (ingilizce şekilde) ve ben de aksini söyleyip reddettim, sonrasında dolusuyla insanla bu konular hakkında çok uzun bir tartışmaya giriştim, bu kadar fazla tepki alması zoruma gitmişti ama ingilizce uzun uzun tartıştığım bir çok kişi olmuştu, kendilerinde kaldı iftiraları o ayrı ama ilk olması açısından şaşırtmıştı.
svihs konusunda ise zaten Islam karşıtı bir sub, benim islam da yahudiler hakkında yazdığım kısa bir yorumu da kullanmaları hoşuma gitmemişti, zaten tuhaf bir şekilde hedef gösterdikleri birkaç post vardı, bunlarda da birçok tartışma vs yaşandı ama bu tür sublar çoğunlukta, benim deliler diye bir sub kurmam da buradan çıktı.

+Kadir Mısırlıoğlu'nun en sevdiğin sözü?
-"Aziz gençler, haddinizi bilin, hakkınızı da bilin! Ezik olmayın! Siz bir Cihan Imparatorluğu'nun varisisiniz! Dünyaya o gözle bakın!"
Bir çok sözü var ama en çok hoşuma gidenlerden biri bu.


+Necip Fazıl Kısakürek'in en sevdiğin şiiri ve neden sevdiğin?
-Kaldırımlar, kendisi zaten kelimelerle adeta oynayan ve müthiş bir ustalıkla dizen bir şairdir, fikir adamıdır. Sevdiğim yanı ise diğerlerinde farklı gördüğüm edebi ve ruhsal dokunuşlar.
Tabi şiir bu herkesin görüşü sevdiği düşündüğü başka olabilir. Nazım da değerli bir şairdir mesela.
*Nazım Hikmet


+Müslüm Gürses dinlerken kendine jilet çektin mi?
-Güzel bir soru, ancak pek dinlemem bu tür müzikler, dinlediklerimi de beğendim, içinde de yaşıyor gibi söylüyor. Jilet ise kullanmam .d


+Menemeni yumurtalı mı yersin yumurtasız mı?
-İkisini de severek yerim .d


+En sevdiğin PS4 oyunu?
-Pek oyuncu da değilim fakat Ps4 'de GTA5 diyebilirim. Oynadığım az oyun var ve sevdiğim 4 oyun oldu küçüklükten beri, Mound and Blade, GTA, PES ve Age of Emires.


+Röportajımız burada son buluyor.Katıldığın için çok teşekkür ederim, son olarak bu soruları sana gönderen kullanıcılara ne söylemek istersin?
-Tabi ki, aslında söylenecek çok şey var fakat kısaca bahsedeyim. Dini konularda araştımanız için her türlü kaynağı irdeleyip tartışan Youtube kanalı 'Kafile'yi, dini konularda sorularını bu kanalın düzenlediği yayınlarda vs sorabilirler ve "Kırmızı Asa" serisini, onun analizlerini, soru cevaplarını, canlı yayınlarını izleyebilirler. Ancak ısrarcı olup inatlaşsınlar ki bu tahkiki imana girmelerine vesile olsun. Siyasi müesseselerde ise her fikirden haber sitelerini takip etmeleri yeterli aslında, ama bir çok gazeteci de dahil. Görmelerine yetecektir. Tarihi konularda bir çok tarihçi var, mesela tarih okumaktan sıkılan kardeşlerime Yavuz Bahadıroğlu'nun tarihi romanları iyi gelir. Sonrasında belgeli kitaplara yönelip öğrenme devrine geçsinler, bu konuda da mesela yine Yavuz'un Resimli Osmanlı Tarihi kitabı iyi bir özet, Selçuklu Sultanlarının biyografi serileri, eski dönem tarihi konularına baksınlar, yakın tarihte de doğrudan kaçmayacak olan kardeşlerim Belgelerle Gerçek Tarih'i okuyabilir. Yakın tarih konusunda tek kaynak Kadir Mısıroğlu değil, Çamdarlı da var. Bardakçı'yı da okuyabilirler, ya da Anapalı'yı. Sözü daha fazla uzatmadan, öncelikle ben teşekkür ederim, hepinize saygı ve selamlarımı iletip hepinize esenlik dilerim.
*Çandarlı



önceki röportaj
sonraki röportaj
Bir sonraki röportajda görmek istediğiniz kişileri lütfen yorumlarda belirtiniz.
ShitpostTC Moderation Team
submitted by vez_ko to ShitpostTC [link] [comments]


2020.07.10 13:09 vez_ko Röportaj #1 u/TheFlatherMan

roportaj'ın ban yemesi sebebiyle röportaj serimize artık burada devam ediyoruz. Sizlerin gönderdiği sorularla bu röportajın konuğu u/TheFlatherMan yani nam-ı diğer sans admin. Bir sonraki röportajda görmek istediğiniz reddit kullanıcısını lütfen yorumlarda belirtiniz.

+Evet sans admin öncelikle hoş geldin.
-Hoş bulduk vezko.

+Hazırsan sorulara başlıyorum.
-Hazırım.

+200 k üzeri global sublarda modluk yapıyorsun sence başarılı buluyor musun kendini,bu tarz büyük sublarda modluk yaparken post silen bir bot hissiyatı kaplıyor mu seni?
-Evet, başarılı buluyorum ve hayır botlar insan değil bu nedenle insani inisiyatifte bulunup subredditi düzenleyemezler ayrıca bence modluk sadece post silmekten ibaret değildir, kendini topluluk kullanıcılarına sevdirmek de önemlidir.

+Seni her subredditin baş modu veya modu olarak gören kitle hakkında ne düşünüyorsun?
-Öyle bir kitle olduğunu bilmiyorum. Zira beni seven kullanıcılar Porçay'ın YouTube kitlesi değil, Reddit'i, subredditin about kısmına alıp modları kontrol edecek kadar biliyor.

+Büyük subredditler mod alımlarını nasıl gerçekleştiriyor,nasıl mod oldun bunca global subreddite?
-Global olarak sadece arabfunny'de moderatörüm. Oraya da moderatör sayısı az ve subredditin ben moderatör olmadan önceki hali kötü olduğundan alındım.

+Bir kaç ay önce tamamahbapengelli modluğundan niye hangi sebeblerden atıldın, u/31_kebab_31 hakkında düşüncelerin nedir?
-Reddit'de greece'e posting yaptığım için ırkçılığa uğrayıp atıldım. Kebab, Reddit'te tanıştığım ilk adamlardandır beni atarak çok boş bir şey yaptı zaten geçenlerde kendisi de modluktan ayrıldı. Fazla umursamadığı subreddit'ten, umursayan moderatörü attı.

+Head mod tarafından sana karşı bu ırkçı eylem sonrasında arkanda yeterli desteği gördün mü?
-Kesinlikle evet, hem de gereğinden fazla bile gördüm. Bana destek verenlere bir kez daha teşekkürler.

+Gerçekten Yunan asıllı mısın yoksa ataların sadece Yunanistan'da yaşamış Türkler miydi?
-Yunan asıllıyım.

+Yunanistan'ın Türkiye politikalarını nasıl değerlendiriyorsun?
-Türkiye'yle boşa uğraşmayı bırakıp biraz kendileriyle ilgilenmeliler. Eğer topraklarda hak iddia ediyorlarsa da savaşmalılar her alanda.

+Reddit'in şu sıralar kalitesinin düştüğünü düşünüyor musun ve artık bu kadarda fazla diyebilecek bir konuma gelirsen geçeceğin yeni bir platform var mı?
-Reddit'in kalitesi kesinlikle düştü ve gideceğim platform da yok çünkü diğer platformlardan Reddit'e kaçarak geldim. Artık sıkıldım. Her büyüyen mecra çöp oluyor.

+Reddit TR nereye gidiyor,hakkında fikir belirtmek istediğin subredditler var mı?
-Reddit TR burdurland sağ olsun çöplüğe gidiyor. foundtheburdurtard beklediğimden çok hızlı büyüdü. İnsanların burdurland'e karşı çıkması Reddit TR açısından çok iyi ama sözüm ona bu da yetersiz. tamamahbapbulgur da foundtheburdurtard gibi burdurtard kitleyi yerme ve dalga geçme sub'ı ve her ikisinin de kuruluşunun turkishbruhmemes sunucusunda kararlaştırılması bana ayrı bir gurur ve mutluluk veriyor.

+Beş yıl sonraki reddit hakkında öngörüleriniz nedir?
-Aslında Porçay gibi 12-13 yaş kitleye sahip yayıncı/youtuberların subreddit açmasına bağlı. Reddit TR'nin kemik kadrosu olarak bunları engellememiz ve Reddit'i çekilebilir bir yer yapmamız lazım.

+Reddit'de örnek aldığın veya nefret ettiğin bir kullanıcı var mı?
-Örnek aldığım yok, bütün burdurtardlardan nefret ediyorum ama yaşları 12-15 arasında olduğu için çok fazla hakaret edemiyorum. Tek söyleyeceğim şey Reddit'den gitmeleri gerektiği.

+Bu konu hakkında oldukça soru var. Reddit ittifakı hakkında ne düşünüyorsun. u/dilivdik123 ve u/Anonim_the_Unknown olan husumetiniz nedir,bu iki kişiyle barışacak mısın?
-Reddit İttifakı CJ babında yapılan bir şey olsaydı komik olurdu ama ittifak diye isim koyup Reddit'e sanki ülkeymiş gibi muamele yapmak çok saçma. Amaçları da Reddit'e yeni gelen kullanıcıları eğitmekmiş. Hedef kitleleri de Porçay'ın kitlesi. Dediğim gibi saçma ve boş tavırları var zaten bir gün "Ne yapmışız lan biz böyle?" diyeceklerinden eminim. Ciddi bir husumetim yok, bizimkilerle CJ yapmak eğlenceli olduğu için yapıyoruz. u/dilivdik123 burdurland'in çocuklarına abilik yapan bir arkadaş, kendisini Reddit TR'nin patronu sanması da işin bilinmeyen başka bir kısmı. u/Anonim_the_Unknown burdurtard kitleyle fazla takılmıyor ama meme ve shitpost kavramları üzerinden felsefe yapması ve weeb olması onun gereksiz biri olduğunu gösteriyor. Yolundan gidenlere geçmiş olsun.

+Neden anime kültüründen nefret ediyorsun?
-Çünkü çizimleri, konuşmaları ve özellikle beyin yoksunu kitlesi beni çok rahatsız ediyor. Tahammül edemiyorum.

+Sürreal meme üretebilmek için kullanıcılara verebileceğiniz tavsiyeler nelerdir?
-Kesinlikle ben yol gösteremem, kişiden kişiye göre değişir. Herkese önerebileceğim tek şey turkishbruhmemes, arabfunny, worldfunnies gibi subredditlerde biraz vakit geçirmeleridir.

+Bir Tanrı'ya inanıyor musun?İnancınız nedir?
-Ateistim.

+Son derece islamofobik olduğunu düşünen kullanıcılar var bu konu hakkında ne düşünüyorsun?
-İslamafobik olmak her akıllı bireyin içinde olan bir şey. Toplumu sayısız yıl geriye itmesi, insanların beynini yıkaması ve siyasetçilerin de ekmeğine yağ sürmesi İslam'ı, kendinden olmayanlardan nefret ettiriyor. İnsanlar birazcık sorgulasa işin gerçeğini göreceklerdir.

+Ne tarz müzik ve filmlerden hoşlanırsın,kullanıcılara tavsiye edeceğin kitap,müzik,film var mı?
-60's American Hits dinlemeyi çok severim. En sevdiğim film de Matrix Serisi'dir. Kullanıcılara bunları tavsiye ederim. Kitap olarak ise Kuran'ı okusunlar ve gerçeği görsünler.

+Soğanlı menemen mi soğansız menemen mi?
-Hiçbiri.

+Çok pişman olduğun bir karar var mı?
-Her insanın olduğu gibi benim de var elbette

+Sans admin nickinin hikayesi nedir?
-Sans oyun karakteri olarak çok hoşuma gidiyor. Tembel ve kötü esprili karakterinin altında olağanüstü gücün yatması beni hep etkilemiştir. Kendisi tartışmasız en sevdiğim oyun karakteridir. Ben de tamamahbapengelli'deyken Flair'imi Sans Admin yaptım. Çünkü o an aklıma başka bir şey gelmedi.

+Röportajımız burada son buluyor.Katıldığın için çok teşekkür ederim, son olarak bu soruları sana gönderen kullanıcılara ne söylemek istersin?
-FUNNY 2018 MOVIE DOWNLOAD 😂😂😂😂😂😂😂🎬🎥🎬🎥🎬🎥🎥🎥🎥🎥🎬 FUN JOY 😡😡😡😡😡😡😡 انقر لجعل😎😎 أشرطة الفيديو لحم الخنزير. نحن😎😎😎😎😎 (سيلمان)، نحن🙂🙂🙂🙂🙂 (محمد



sonraki röportaj
Bir sonraki röportajda görmek istediğiniz kişileri lütfen yorumlarda belirtiniz.
ShitpostTC Moderation Team
submitted by vez_ko to ShitpostTC [link] [comments]


2020.07.10 12:10 south31 dost kayaoğlu-buldum.mp4

Merhaba, sen her kimsen. Öncelikle bu videoyu izleyen insanlara şunu söyleyeyim, bu video sadece tek bir kişi için çekiliyor. Şimdi nerden girsem konuşmaya diye düşünüyorum. Bir iki gün önce kapım çalındı. Kapımı açtım böyle bi arkadaş bişey uzattı bana böyle bir zarf ben de dedim hani bu nedir nerden geliyor kimdir diyene kadar bi baktım herif yok. Arkadaş bir anda fırladı kaçtı. Zarfın içinden bir kağıt çıktı böyle bir not. Ahan da bu bilmiyorum şu anda okuyabiliyor musunuz. Okuyamıyorsanız da ben sizin için okuyayım. “Sana Dead Space i oyna diye gönderdim”. Şimdi sapıklığın çok ciddi anlamda zirvesine ulaştığını bu arkadaşın öncelikle belirtmem gerekiyor. Neden? İlk başta ciddiye almadım. Bunu gördüm a dedim yine aynı manyak bu. Çok fazla takmadım açık konuşmak gerekirse hani bana dead soace i biri gönderdi demiştim ya kimin olduğunu bilmiyorum gönderici ismi yazmıyor vesayre cart curt falan filan dediğimi dead space izleyen arkadaşlar bilir. Dead space 2 den bahsediyorum bu arada. Bu aynı arkadaş mı gerçekten emin değilim ama bana aynıs aynı kişi gibi geldi. Gene aynı şekilde hiçbir gönderici bilmem ne falan filan yok. Sadece bir not dead space i sana oyna diye gönderdim. Arkadaş bildiğiniz atar yapmış ben kanala ara verdim diye. Neyse. Şimdi, bu olay hafife alınacak bir olay değil arkadaşlar. Çünkü birkaç şey oldu sadece değil. Bu kağıdı ilk başta ben şeye almadım ciddiye almadım. Umursamadım hani yani manyağın biri dedim hani şeylik yapıyo dalga geçiyor taşak geçiyor falan filan. Ama velakin bu buldum.mp4 denen videoyu görene kadar. Arkadaşım, şimdi öncelikle bu videoyu ç mm sana mm adıyorum. Mutlusundur umarım bu kadar manyakçasına benim peşimdeysen eğer. Şimdi öncelikle video linkini description a koyacağım bu sayede neden bahsettiğimi bilebilirsiniz. Manyağın biri beni takip ediyor. Bu buldum.mp4 videosunda da beni çeşitli yerlerde çekmiş evime dönerken, işten eve dönerken çekmiş beni. Yok işte şeye giriyorum bilmem ne falan filan. Şimdi bunun şöyle bir problemi var, şöyle bir noktası var problemli olan kısma geçeyim öncelikle. Benim adresimi şu anda bilen kimse yok. Eski adresimi de kimse bilmiyordu ama bu herif bana dead space 2 yi ulaştırmayı başardı. Şikayet etmedim açık konuşmak gerekirse işime geldi çünkü. Ya biri bana oyun hediye etmiş bu güzel bişeydi ilk başta güzel bişey olduğunu düşündüm. Hani bu adam benim adresimi nerden bildiğini takmadım kafaya önemsemedim. Bir şekilde bulmuştur göndermiştir dedim. Peki bu yeni adresimi nerden buldu bu adam? Ben bu eve bir ay önce taşındım. Antalya dan dönüştün- dönüşte taşındım ben bu eve. Bu arkadaş benim adresimi nerden buldu? Bu arkadaş beni gittiğim her yerde takip mi ediyor? Yani şimdi böyle bir durum var ortada. Ve gerçekten ne diyeceğimi bilmiyorum hani. Ya bu evin adresini şu an annem babam bilmiyor daha hani daha onlara hani evin adresini bilmiyorlar sadece mekanı söyledim hani şurda oturuyorum dedim sadece. Hani adresi detaylı olarak bilmiyorlar gelip bulamazlar yani evi hani bulma şansları yok. Ara sokaklarda bir yerlerde bu ev bulamazlar. Ama bu arakdaş evimin yerini biliyor geliyor bana not bırakabiliyor ve üzerine zaten videodan videoyu izlerseniz göreceksiniz herif beni takip ediyor gittiğim her yerde. Arkadaşım beni korkutuyorsun çok ciddi anlamda korkuyorum yani şu an senden ve yaptığın şey çok büyük bir suç anladın mı? Yaptığın şey ciddi anlamda çok büyük bir suç. Eğer seni ihbar edersem ve yakalanırsan çok ciddi anlamda cezalar alırsın anladın mı? Akıllı ol ya akıllı ol şansını zorlama bu işe devam etme eğer chuckle böyle bir şey bidaha görürsem yemin ediyorum ihbar ederim seni. Ve bu işin peşini bırakmam yani seni yakalatıp ciddi anlamda ceza almanı sağlayana kadar bu işin peşini bırakmam. Adam ol tamam mı çok ciddi söylüyorum adam ol sakın sakın ha bir daha böyle bir şey yapma böyle bir video sakın bir daha görmeyeyim ben öyle takip ediliyorum bilmem ne falan filan hiç hoş şeyler değil. Ve bir de işin şu kısmı da var ben ihihi evde yalnız kalma fobimi daha yeni yeni yeniyorum hani daha yeni yeni üstesinden gelmeye başladım böyle manyakça işler yapıp beni korkutma daha fazla. Söylemek istediğim şeyler bu kadar arkadaşlar. Yani üzgünüm bu video size değil sadece bu sapığa bu manyağa artık kimse bu neyin nesiyse ona yöneltilmiş bir videoydu sadece. Ya ama bunu hani görmesini sağlamak için kanalıma yüklemek zorundaydım mecburen kim olduğunu bilmiyorum çünkü o yüzden kanalıma yükledim bu videoyu. Bu arkadaş sırf görsün diye zaten video respose olarak koyacağım onun o lanet videosuna bunu. Aynı zamanda tabii ki youtube'a da şikayet edeceğim bana karşı bir salıdırı ve ya ne bileyim taciz olduğuyla ilgili o videoyu. Her neyse görüşmek üzere...
submitted by south31 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.07.03 02:01 Cratix16 Annem Babama Nasıl Verdi Acaba Neler Hissetti! Part 5

çıktım odama inci'de yaşadığım mutluluğu paylaştım. kimse giblemeyince oturup bir süre önder açıkbaş'ın nasıl ünlü olduğunu düşündüm. daha sonra merve'nin odasına indim. kapı çıktı karşıma.. kapı seni affettim la keyfim yerinde keranacı dedim. hiç tepki vermeden yüzüme baktı. neyse takılmayıp tıkladım, merve uyanmıştı zaten açtı hemen kapıyı. ne oldu abi? dedi. burcu esmersoy'un ayak parmaklarını gördüm, buraya sığınabilir miyim? dedim. off abi pff xs türevi bir cevap verdi. geçtim hemen içeri burcu'nun gidişi senin için çok iyi olacak. onun göğüsleri seninkileri kıskanıyor, bu yüzden geceleri gelişmelerini engelliyordu dedim. ne diyorsun abi yine? defol dedi. ben gördüm geceleri, bak dediğime geleceksin dedim. baktım bu sinirleniyor bir şey demesine izin vermeden yıl 2012 olacak hala müjdat gezen'i usta tiyatrocu sanan var di mi yaaaaa?? diye sordum. cennet mahallesi güzeldi diyor mal amk. konuyu uzatmayıp ela'yı bize ne zaman davet edeceksin? diye sordum. bana niye söylüyorsun abi? söyle anneme şükran teyzeyi davet etsin dedi. annemden sanane merve sana oç demek istemiyorum deyip fırladım odadan.
not: cennet mahallesi, akasya durağı ve arka sokaklar kızların göğüslerinin gelişimlerine zararlı.
neyse geçtim yeniden odama serdar ortaç'ın kliplerinden ayıkladığı manitaların sayısını hesapladım. sonra twitter'a, inci'ye baktım ne joe biden'dan ses var ne inboxımda bir hareketlilik... face durum güncellememi ''alem arka olmuş.'' yapıp 2 beğeni aldım. kapım tıklandı. kimsin? dedim. aç kapıyı diye karşılık verdi. ses renginden anladığım kadarıyla babamdı. böyle zekiliklerim vardır. bazı durumlarda gözlerimden yardım almasam da keskin zekam sayesinde yerinde çıkarımlar yaparım. barcelona mı real madrid mi? dedim. aç kapıyı diye yineledi. sinirlenmeye başladığını hissettiğimden kapıyı açmak zorunda kaldım. kalk berbere gidecez dedi. ben gelmem.. dedim. kalk gibtirme belanı papaza döndün deyince ben de okan bayülgen'in editörleri kadar elit ve uzun saçlı görünmek istiyorum dedim. fakat ikna olmuş görünmüyordu. ortamı yumuşatmak için acun ılıcalı'nın sempatik fifa 98 hikayesini anlattım. düş önüme gidiyoruz avradını gibtirme bana dedi. michelle rodriguez'e laf dokundurması gittikçe kanıma dokunuyordu. bu adam haddini aşmaya başlamıştı. fakat dayak yeme riskim olduğundan mecburen üstümü giyindim, evden çıktık.
not: acun aslında evdeymiş, arkadan arkadaşları da türkçe şarkı söylemişler afjheswnhıvgknrewslge ne güldük.
neyse gittik berbere girer girmez konuyu değiştirmek için haluk bilginer de ye ye bıkmadı amk, hala seslendirme yapıyor aç gözlü oç diye bağırdım. babam ne bağrıyon len? tarzı köylü bir tepkiyle kafama vurdu. berber bana katılıyor olacak ki gülümsüyordu. buyurun abi dedi oturduk yan yana. oç beni çırağa tıraş ettirdi. ne olsun abim? dedi çırak samimiyetinden yüz bularak mehmet amca'ya dikkat etmesini, o adamın kendisinin teyzesiyle bir alakası olabileceğini belirttim. babam oç atladı ordan takılma sen ona, amerikan yap dedi. birden fırladım ayağa... yankee go home, askerinle üslerinle, hamburgerinle defol!! diye bağırdım. fırlayacaktım dükkandan ama oç kapıyı açamadım. sinirim yatışınca efendi efendi geçtim yerine. uygun bir dille çırağa bazen teorik devrimci gibi görünmem gerekebildiğini, amerikan tıraşının uygun düşmeyeceğini anlattım. makina tıraşıla 9 a vurması konuşunda anlaşıp işe koyulduk. hiçbir koşulda dayamasına izin vermeyeceğimi, kız arkadaşım ekşici olduğundan o geyiği çok iyi bildiğimi belirttim. anlamış görünmüyordu, mal mal baktı. tıraşım bitince babamınkinin bitmesini beklemek için gazetelerin resimlerinde göz gezdirdim. ''sevgi koydular ülkenin yaa??'', ''ama bunlardan da iyisi yok be kardeşim kime verelim?'', ''vay amk herifin arabasına bak aga'' türü çeşitli sohbet açıcı berber cümleler ettim. gerekli reaksiyonu alamadım. babamın tıraşı da bitince berber sağolasın abi, yengeye de selamlar diyecek oldu; sanane annemden oç deyip hızla uzaklaştım.
not: haluk bilginer, teorik devrimcilere cinsel arzular besliyor.
apartmana döndüğümüzde merdivenlerde ela'ya rastladım. beremi çıkarıp kafamı gösterdim, tepki vermedi. nasılsın ela? dedim. iyi ya uğraşıyoruz, sen nasılsın? dedi. konuyu değiştirmek için yıl 2012 olacak hala nihat doğan'a, sabri sarıoğlu'na falan gülenler var di mi yaaa? diye sordum. iyi günler diye karşılık verdi.. ne alaka şimdi amk? bu millet harbi bir garip. neyse çıktım odama youtube'dan enrique iglesias'ın hero klibini izledim. finalinde yine ağlamaklı oldum. harun kolçak posterime bakıp hayatın anlamını sorguladım. daha sonra merve'nin odasına indim. kapıya, berberin kapısıyla ne ilgin var oç? o nerden biliyor benle mevzun olduğunu? diye bağırdım. merve sesten irkilmiş olacak açtı kapıyı. vahey kılıçarslan ev dizaynı programları yapmayı bırakmadan göğüslerini büyütmesi gerektiğini söyledim. pff defol, uğraşamam xs türevi bir cevap verdi yine. hem ortamı yumuşatmak, hem de kızın üstüne yavaş yavaş gitmek için samimi bir tavırla; bu reyting rekorları da nasıl rekorlarsa amk her hafta kırılıyor di mi yağğ? dedim. tamam abi hadi çık falan dedi yine. kevaşelik yapma insanların yüzüne bakamıyorum artık, incideki panpeytalarım benle taşak geçiyor deyip patlattım tokadı. bu ağlamaya, bağırmaya başladı. babam oç duymuş sesleri geldi ve elmacık kemiğime bir sağ direk patlatarak günü puansız geçmedi.
not: vahey kılıçarslan bizim kapıya halleniyor.
odama koştum hemen, uyuyana kadar önder açıkbaş'ın nasıl ünlü olduğunu düşündüm. sabah erkenden kalkıp twitter'a ve inci'ye baktım. joe biden'a ''we are living america, coca cola sometimes war'' diye mention atıp gözdağı verdim. serkan inci'ye ''bana yardımcı olursan dilenmek zorunda kalmassın, babam zengin.'' diye pm attım ve cevapları beklemeye başladım. sonra kız arkadaşımın dairesine inmeye karar verdim. tıkladım kapıyı, hemen açtı sağolsun. ohio eyaletinde seçim kampanyaları oldukça çekişmeli geçmektedir ve başkanlık adayları mücadelede son aşamaya gelmişlerdir. başkan mike morris 'in (george clooney) kampanya basın sözcüsü olan stephen myers (ryan gosling) morris'e sadık biçimde var gücüyle çalışırken, birden politik bir skandalın içene doğru çekildiğini fark eder. şimdi bir karar verme sırası ondadır... ides of march! izler misin benimle dedim? hayır teşekkür ederim, biraz meşgulüm diye karşılık verdi. bırak mastürbasyonu, gel bak yarısında çıkarız dedim. ekşici olduğunu bildiğimden bu şekilde ikna edebileceğimi düşündüm. böyle zekiliklerim vardır. insanları istemeseler de beynimin odalarına hapseder, orda onlara küçük oyunlar oynayarak istediğim konuda ikna etmeye çalışırım. fakat kız arkadaşım meşgul olduğunu, artık kapıyı kapatması gerektiğini söyledi. konuyu değiştirmek için amerikan sineması neymiş ya, haneke kinq bence dedim. kapıyı hiçbir şey demeden kapattı. bu insanlar ne kaba amk.. herkes asosyal amk apartmanında.
not: till lindermann pussy klibi için anneme teklif getirmişti.
çıktım odama, eti cinlerimin bittiğini farkettim. inip annemi uyandırmalıydım. girdim odalarına, baakk esra erol anlatıyor, neler neler tanıtıyor baak. esra erol anlatıyor, neler neler tanıtıyor? advertorial advertorial advertorial advertorial diye bağırdım. annem bir kafasını kaldırdı, yeniden yattı. babam oç hiçbir şey demeden bir hışımla yataktan fırladı. hemen mutfağa fırladım. böyle çevikliklerim vardır. kas gücüm ve vücudumun esneme payı sayesinde herkesten önce planlarımı uygulamaya koyarım. kapıyı kilitlemeye çalışırken oç vurup açtı. lan ne bağırıyorsun sabah sabah? diye çıkıştı. şiddet uygulamamasından bulduğum samimiyetle baboş makarna yap da yiyek la deyip behzat ç.'ye gönderme yaptım. yarramın başını ye diyerek son derece düzeysiz, kalitesiz, kendisine yakışan bir cevap verdi. hiçbir şey demeden odama çıktım. enrique iglesias'ın hero klibini izleyerek finalini ağlayarak canlandırdım. babam girdi birden içeri, aklımı gibiyim kapıyı kilitlemeyi unutmuşum. o kolye ne lan? ne ağlıyorsun? ne oluyor yine amk? dedi. konuyu değiştirmek için spinoza'nın külli determinizminden ve bu öğretinin fonksiyonelliğinden bahsettim. aval aval suratıma bakmaya devam etti. ne vardı baba? çabuk söyle daha soner sarıkabadayı dansıma çalışmam gerekiyor dedim. annenle düşündük, senin bir işe başlamana karar verdik dedi. ne işi amk, ben çalışmaya çoktan yüz çevirdim. boşa mı kosmos izlettik size oçları? diye bağırdım. lan bağırma, lafını bil patlatırım bir tane diyerek gözdağı verdi. internet cafe'de çalışacaksın, bizim yılmaz'ınkinde. konuştum ben onla seni bekliyor dedi. konuyu değiştirmek için gogol'un, ölü canlar'ın 2. bölümünü el yazımlarını yakarak imha etmesinden duyduğum acıdan bahsettim. fakat bana mısın demedi oç. bugün gidecez, yarım saate hazır ol dedi. britney spears'ten criminal'ın ezgilerini mırıldanıp giblemediğim ifadesi vermeye çalıştım. fakat pek takıyor görünmüyordu. mecbur gidecektik artık.
not: spinoza ve gogol dönemin şartları gereği anal yoldan birlikte olmuşlar.
neyse çıktım babamla evden gittik net cafeye. yılmaz oç çay içer misiniz? dedi cevap vermedim tavrımı anlasın diye. bak bu masada oturacaksın masa açıp kapatacaksın, paraları alacaksın vs.. dedi. konuyu değiştirmek için burcu esmersoy'un ayak parmaklarından bahsettim. neyse babam oç gitti, ben de ana makinanın başına geçtim. inci'ye girdim durumu anlattım, gibleyen olmadı. twitter'a iş hayatının zorluklarıyla ilgili tweetler attım. face e girip merve'nin sınıf arkadaşı ozan'ın duvarında ismail türüt fotoğrafları paylaştım. fakat zaman geçmiyordu.. yılmaz oç da annemden hiç bahsetmeyince kaçmak için bir fırsat bulamadım. üstelik 24 numaralı masada oturan adam beni kesiyordu. rahatsız edici bakışları 15 dakika sürünce rahatsız olup yanına gittim ve birlikte olmamızın mümkün olmadığını uygun bir dille belirttim. ne diyorsun lan sen? sen kimsin? vs.. gibi konuyu değiştirmek için bazı anlamsız sorular sordu. yılmaz oç nin yanına gidip ben burda çalışamam, bu ne gevşeklik? babam beni buraya apaçilere gibtir diye mi getirdi? deyip koşarak uzaklaştım. böyle zekiliklerim vardır. işime gelmeyen durumlarda zekamı devreye sokar, olaydan sıyrılmasını bilirim. eve vardığımda apartmanda kız arkadaşım ile karşılaştım. naber? dedim. iyidir senden? dedi. konuyu değiştirmek için khloé kardashian odom takes... new orleans? not so fast! diye bağırdım. neyse gitmem lazım deyip anneme selam söylemeye kalktı. annemden sanane oç deyip eve çıktım.
not: net cafede ferre izlenmiyor amk
annem beni görünce şaşırdı. merve evde mi? diye sordum, çıktığını söyledi. odasına gidip kapıyla artık aramızdaki husumeti sonlandırmamız gerektiğini, eski dostlara böyle tavırların yakışmadığını söyledim. anlayışla karşıladı. kapıyla arayı düzeltmem moralimi biraz düzeltse de işten çıkmamı babama nasıl açıklayacağım konusu kafamı kurcalıyordu. kafamı dağıtmak için enrique iglesias'ın hero klibinin youtube urlsini harun kolçak posterinin arkasına yazdım. daha sonra bir süre önder açıkbaş'ın nasıl ünlü olduğunu düşündüm. çıktım üst kattan şükran teyzelerin daireye indim. şükran teyze kapıyı açar açmaz konuya farklı yerden girip kafasını karıştırmaya çalıştım. kenan doğulu'nun ex aşkım şarkısını söyleyip soner sarıkabadayı dansımı sergiledim. böyle zekiliklerim vardır. keskin zekam ve önlenemez yeteneğim sayesinde müziğin ve dansın gücünü kullanarak işlerimi yoluna koyarım. ne var oğlum? dedi. akşam babamın gelip beni döveceğini, babamın beni burcu esmersoy'un ayak parmaklarından bile daha fazla korkuttuğunu, gece evlerinde kalmak istediğimi belirttim. git oğlum işine deyip kapıyı yüzüme kapattı. oç ayda yılda bir işimiz düşüyor, yardım etsen gibiyorlar mı? gerçi gibseler yardım eder.
not: harun kolçak, burcu esmersoy'un ayak parmaklarından daha çekici.
bir sol direk dışında sağlam bir darbe almadan akşam dayağını atlattığım için mutluydum. bu olayı harun kolçak'ın gir kanıma şarkısında çıplak moonwalk yaparak kutladım. önder açıkbaş'ın nasıl ünlü olduğunu düşünüp daha sonra merve'nin odasına indim. kapıya how i met your mother'ın 7x12'sini izlemesi gerektiğini, çok duygusal bir bölüm olduğunu söyledim. kapıdan ses gelmeyince tıklattım, merve açtı. ne var abi? dedi. eğer gelecek haftaki doğum günüme kadar göğüslerini yeteri kadar büyütmezse sürpriz partime katılamayacağını söyledim. ne yapıyım senin partini? kimse gelmez zaten dedi. ağır konuşmuştu... duygusal havayı dağıtmak için david fincher'ın the girl with the dragon tattoo'su 13 ocakta sinemalarda dedim. gider misin abi, işim var dedi. mastürbasyon yapmak istediğini anladığımdan anlayışlı bir abinin yapması gerektiği gibi odayı terk ettim. fakat doğum günüm ile ilgili söyledikleri kanıma dokunmuştu. büyük bir parti yapıp onu sözlerinden dolayı utandırmalıydım.
not: joe biden'a david fincher yoluyla ulaşabilirim.
doğum günüme 6 gün vardı. inci'den, twitter'dan ve apartmandan herkes zaten benim için sürpriz bir şeyler hazırlıyordu, farkındaydım. ama merve'yi utandırmak için benim de bir şeyler yapmam gerekiyordu. facebook'a girip merve'nin sınıf arkadaşları ali can, ozan, ismail, tuğçe ve yeliz'in duvarlarına annem ve benim fotoğraflarımızı koydum. umarım ima ettiğim şeyi anlayacaklardı. daha sonra doğum günü üzerine 3-4 şarkı paylaşıp dikkati üzerime çektim. inci'deki panpeytalarımın hazırladığı sürprizi bozmamak için sadece off doğum günlerini de hiç sevmem vb.. başlıklar açtım. gibleyen olmadı ama beni olaya uyandırmamak için yaptıklarının farkındaydım. böyle zekiliklerim vardır. aklımın verimliliği ve zekamın kıvraklığı sayesinde her olayı kavrar, ona göre davranır ve insanları mutlu etmesini bilirim. twitter'dan joe biden'ı partime davet ettim. sosyal medyada gerekli çalışmaları yaptıktan sonra sıra apartmana gelmişti. enrique iglesias'ın hero klibini izledikten sonra işe koyuldum.
not: serkan inci'nin hediyesini kabul etmem. boşa yollamasın...
  1. kata indim, sarışın kadından başladım çalışmalara. tıkladım kapıyı, hemen açtı sağolsun. fabrikada tütün sarar, sanki kendi içer gibi diye bağırıp soner sarıkabadayı dansımı sergiledim. oğlum vallahi şimdi olmaz, çabuk söyle ne söyleyeceksen diye karşılık verdi. gelecek hafta doğum günüm var. eğer babamla aynı ortamda bulunmaktan rahatsız olmazsa eşiniz ile birlikte bekliyorum dedim. hiçbir şey demeden kapattı yüzüme kapıyı oç. zaman kaybetmeden firuze teyzenin kapısını çaldım. kapıyı açar açmaz konuya farklı yerden girmek için hegel'in evreni ''maddeleş bir fikir'' olarak gördüğünü ve bu yüzden heraklitos'un değil, hegel'in diyalektiğin babası sayılması gerektiğinden bahsettim. ne diyon oğlum sen? diye karşılık verdi cahil oç. eşiniz evde mi? dedim. yok dedi. eşiniz derken kocanızı kastediyorum hanımefendi. evde mi? diyerek sorumu tekrarladım. söyle ne söyleyeceksen bana dedi. gelecek hafta doğum günüm olduğunu, kendilerini de aramızda görmekten mutluluk duyacağımızı belirttim. annenin haberi var mı? diye sordu. sanane annemden oç deyip üst kata fırladım.
not: firuze teyzenin harun tekin ile olan ilişkisinden eşinin haberi yok. eşi derken kocasını kastediyorum.
sıra mehtap teyze ile ekşici sevgilime gelmişti. mehtap teyzeden başladım. açtı kapıyı buyur oğlum? dedi. gelecek hafta doğum günüm var gelirseniz beni mutlu edersiniz dedim. maalesef evladım, uygun değiliz dedi. ikna edebilmek için enrique iglesias'ın hero şarkısını söyleyip rihanna-rude boy dansımı yaptım. ne kadar eğleneceğimizi anlamasını istiyordum. böyle zekiliklerim vardır. aklım ve dans kabiliyetimin yardımıyla insanları daha çabuk durumdan haberdar eder, olayları lehime çevirmeye çalışırım. yok oğlum sağol deyince konuyu değiştirmek için ''ıııığğğağğğğğ'' lı hidayet türkoğlu taklit performansımı gerçekleştirdim. kapıyı yüzüme kapattı. sıra karşı dairedeki sevdiceğime gelmişti. açtı kapıyı oo buyur, yine ne var? dedi. sevişmenin zamanı değil, sana önemli bir şey söylemeliyim dedim. ilgilenmiyorum diye karşılık verince ortamı yumuşatmak için akasya durağı sinan esprileri patlattım. daha sinirlenmiş görünüyordu.. haftaya doğum günüm var, gelir misin? dedim. hayır deyip yüzüme kapıyı kapattı. insanın sevgilisinin bile ona böyle davranması gerçekten canını sıkıyor. hero'yu mırıldanıp üst kata çıktım.
not: i can be your heroooooo babyyy
  1. kata çıkarken benim hiç bir bilgisayarım olmadığını, facebook'u, twitter'ı sadece televizyondan duyduğumu farkettim. nasıl olabilirdi ki? kafam karışıyordu yine. sakallının dayağını yememek için sustum. 3. kata çıktım, yaşlı teyzeden başladım. açtı kapıyı sağolsun, ne var evladım? dedi. yaşlı olduğunu bildiğimden frank sinatra - new york, new york'u seslendirdim. soner sarıkabadayı dansımla da süsledim ki bu çağa da ayak uydurabilsin. böyle zekiliklerim vardır. insanları kendi koşullarında değerlendirir, beynimin odaları sayesinde durumu kontrol altına alırım. işim var oğlum, ayakta zor duruyorum sakallı gelecek yoksa söyle ne diyorsun? dedi. sakallı artık bana bir şey yapamazdı ama konuya girmeliydim. gelecek hafta doğum günüm var, gelir misiniz? dedim. bırakmazlar dedi.. ne diyor bu kadın amk neyin kafasını yaşıyor anlamıyordum. konuyu değiştirmek için ona biraz önder açıkbaş'tan ve nasıl ünlü olduğundan bahsettim. kapıyı yüzüme kapattı. ama önder sorununu çözdüğümden birinin haberi olması olumlu bir gelişmeydi. sıra kapıcı kılıklı kadındaydı. tıkladım kapıyı ne var? dedi açar açmaz kaba oç. fakir olmanıza rağmen gelecek hafta gerçekleşecek olan doğum günüme gelmeniz beni mutlu eder dedim. gelemeyiz, sağol deyip kapıyı yüzüme kapattı. bu insanlar ne kötü amk... ulan fakir ayda kaç kere pasta yiyorsun amk bir hayrımız dokunsun dedik. neyse..
not: sakallı adam yine beni bulursa bir daha televizyon izleyemezdim.
şükran teyzeye çıktım, fakat kapısı kapalıydı. açmadı da hiç.. sakallıyı gördüm alt katta fırladım eve. anne diye bağırdım, bakan olmadı. bembeyazdı her yer yine, 2 yıl önceki gibi. başım ağrıyordu.. baba neredesin? sakallı geliyor yine, biliyorum o değilsin sen dedim. yine kimse giblemedi. merve'nin odasına gittim, ne kapı vardı ne merve. oda da yoktu. hemen odama fırladım kapıyı kilitlemeye çalıştım, anahtar yoktu. bembeyazdı her yer, bilmeleri lazım sevmiyorum beyazı. televizyon izlemem lazımdı artık. televizyon izlemezsem aklımın keskinliği ve beynimin odaları beslenmiyordu. sakallının ayak sesleri geliyordu, ama ben bu dünyadan çok rahatsızdım. dönmek istiyordum, ama bu kez olmuyordu. sakallı gittikçe yaklaşıyordu. ağlamaya başladım. ağlayınca daha bir deli muamelesi yapıyorlar insana. sakallı girdi, o babam değildi, adı da salim değildi ilk defa kabullendim. sopasıyla yüzüme vurdu, ellerimi kanattı. tekmeledi her yerimi. sonra daha rahat edebilmek için odasına çekti beni. bıktım senden! çıkmayacaksın alanından, rahatsız etmeyeceksin diğerlerini, televizyon da yok artık diyerek vurmaya devam etti.
not: deli falan değilim ben.
işleri bitti, yazmak için şimdi vakit bulabildim. kağıt yine kan oldu. sopayla çok dayak yedim, yumruklar, 3 puanlar hepsi güzeldi. ama bıçaklanmanın acısını ilk defa yaşıyorum sanırım. ilk yazmaya başladığım günlerde de az daha bıçaklanıyordum ama hademe engellemişti sağolsun. babamdan dayak yemek güzeldi.. sakallı olunca kötü. şunu farkettim; sizi seven birinin dayak attığını düşündüğünüzde acıyı fazla hissetmiyorsunuz. o yüzden deli değildim bence ben, kendimi rahatlatıyordum. dünyamın içinden çıkmak kötü oldu. enrique iglesias, esra erol, önder açıkbaş kızgınlardır şimdi bana. ama çok canım acıyor.. bir daha televizyon izlemeyeceğimi söyledi sakallı. fakat bu kanamayla fazla yaşamayacağımı biliyorum, böyle zekiliklerim vardır. akşam oldu, kendime ait olan tek şey el feneriyle yazıyorum şu an. her yer çok sessiz.. kimsenin umurunda değilim. yalnız ölmek gibisi yok. edebiyat öğretmeni olduğum günlerin avantajını çok kullandım burada. neyse daha fazla yazmam, 1 saate ölmüş olurum hero klibinin finalini gerçekleştirmek istiyorum. sonun bu olduğunu bildiğimden yazdım bunları defterime. bulan okuyan olursa, 1 kişi tarafından da hatırlanmak güzel olur benim için. sanırım son satırlarım bunlardı..
not: baba, çok özledim çocukluğumu, 1 yaşında ölen kız kardeşimi, kanserden ölen annemi.. en çok da senin dayaklarını.
14.11.2011
alper
submitted by Cratix16 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.07.03 02:01 Cratix16 Annem Babama Nasıl Verdi Acaba Neler Hissetti! Part 4

çıktım odama kapıyı kilitledim. bu ekrem canavarıyla nasıl başedebileceğimi düşünmeye başladım. en iyisi 2 medeni insan gibi oturup konuşmaktı. üvey babam oç salona sokmadığından kapıyı tıklatıp ekrem'i çağırdım. geldi hemen.. bak dedim ekrem senle açık konuşacam. savaş istiyorsan, savaş olur. ayağını denk alacaksın bu evde.. bir kol saati için yaptığın mevzuya bak dedim. hiçbir şey demeden beni izliyor oç tam cin bu. bak dedim ekrem benden nefret ettiğinin farkındayım. fakat burası benim çöplüğüm adamım, anladın mı ha? dedim ve kendime harlem zencisi havası vererek korkmasını sağladım. böyle zekiliklerim vardır. beynimin kıvrımları kendimi farklı kalıplara sokup insanlara olduğumdan farklı görünmeme izin verir. ben senden nefret etmiyorum ki abi dedi. oç tırsmamıştı hiç.. rahatlayıp tedbiri elden bırakmam için elinden geleni yapıyor. bundan sonra bu evde dolaşırken çok dikkatli olmalıydım. ekrem'e hiçbir şey demeden odama fırladım. charles dickens'ın iki şehrin hikayesi eserine sarılarak ağladım. inci'de biraz takılıp durumu anlatıyım dedim, oçları taşak geçtiler hep. son olarak joe biden'a ve pentagon'a mailler atıp koruma istedim ama onlar da duymamazlıktan geldi. artık kendi başımın çaresine bakmalıydım. kurşun kalemlerimin ucunu sivriltip seksendört'ün son albümünü bilgisayarıma indirerek savaş hazırlıklarımı bitirdim. geleceği varsa göreceği de vardı. sakinleşmek için enrique iglesias'ın hero klibini izleyip sarah palin fotoğraflarını gezdim. bunlardan sıkılınca üst kattan sıvıştım şükran teyzelere gittim. kapıyı tıkladım mehmet amca açtı. amca birkaç gün sizde kalabilir miyim? evde beni öldürmek istiyorlar dedim. hayır dedi oç.. sanırım ela'dan dolayı hayır diyordu. ela ile aramızdaki samimiyetin sandığından fazla olduğunu belirtmek için ela bana sabahları balkondan göğüslerini gösteriyor dedim. bir hışımla beni itti oç yere düştüm. kapıyı kapattı sinirli sinirli girdi içeri. bu galiba bıçak getirecek deyip geldiğim gibi sıvıştım yukarı. ben geldikten 5 dakika sonra kapı çaldı mehmet amca geldi seslerden duydum. tam anlamadım ne diyordu da benle ilgili olabilirdi. hiç çıkmadım odadan. babam çıktı yukarı aç kapıyı gavat aç diye bağırdı. önder açıkbaş nasıl ünlü oldu? dedim cevap veremeyince açmadım tabiki. kapıyı yumrukluyor oç. gibtir git yoksa seksendört'ün bir parçasını dinletirim? dedim. hala gitmedi.. blöf yapıyorum sanıyor herhalde. neyse açtım rastgele bir seksendört şarkısı, sesi de açtım. benim kulağımda pamuk vardı, o yanacaktı haline.. şarkı bitince çıkardım pamukları gitmişti. böyle zekiliklerim vardır. aklımın odalarını kullanarak insanları müziğin gücüyle hizaya getiririm. artık uyumalıydım. her ihtimale karşı media playerda seksendört hazırdı. kurşun kalemlerimi de masanın üstüne dizip uykuya daldım.
not: i can be your herooooo babyyyyyyy
sabah erkenden kalkıp mandalina aşırmak için mutfağa indim. arkamı bir döndüm ekrem oç.. mandalinaları olduğu gibi düşürdüm. napıyorsun burda? derdin ne senin? joe biden ile şu an açıklayamayacağım bir kan bağı var aramda. ayağını denk al olm dedim korkması için. kahkaha atıp odalarına girdi oç. ben de fırsattan istifade hemen sıvıştım. fakat rahat edemiyordum.. koskoca evde uyanık olan sadece ikimizdik ve bana istediğini yapması için uygun ortam vardı. başka birileri uyandı mı diye günler önceden yatağımın altında sakladığım tepsiyi arkaürme bahanesiyle mutfağa indim. daha uyanan yoktu. konuyu burcu'ya açmak için merve'nin odasına gittim. önce kapıya durumdan biraz bahsedip tavsiyelerini sordum. takmadı hiç oç.. daha sonra 10 kere kapıyı tıklatınca merve açtı. ne var abi? dedi. işim senle değil sütyenini tak deyip içeri girdim. burcu uyuyordu. hemen uyandırdım.. bak burcu dedim kardeşin az önce kötü adam kahkahası atıp beni ölümle tehdit etti dedim. hiçbir şey demeden gözlerini ovalıyor oç.. bak dedim burcu eğer gerçekten aşıksan bana ona engel olursun, beni öldürmek istiyor dedim. döndü sırtını uykuya daldı. merve de mal mal bakıyor yüzüme. gergin atmosferi yumuşatmak için slash de ortam çocuğu oldu ha, utanmasa kibariye'ye çalacak oç dedim. biraz gülüştükten sonra ekrem oçna görünmeden odama çıktım. böyle çevikliklerim vardır. acil durumlarda vücudumun esneme payını kullanır, işleri lehime çeviririm. odama çıkıp kapıyı kitledikten sonra bir süre önder açıkbaş'ın nasıl ünlü olduğunu düşündüm. fakat hala ekrem'in nefesini ensemde hissediyordum.
not: i can kiss away the pain!
sonra aşağı kattan sesler duydum. anlaşılan manevi babam uyanmıştı. indim aşağıya baba konuşmamız lazım dedim. he söyle dedi rahat bir tavırla. konuya yumuşak girip kendisini şok etmemek için fabregas: real'den korkmuyoruz dedim. cevap vermedi suyunu içmeye devam etti. baba dedim ekrem'e söyle benim peşimi bıraksın, biliyorum beni öldürmek istiyor dedim. oğlum sen gerizekalı mısın? küçücük çocukla derdin ne senin? dedi. konuyu değiştirmek için inci'deki panpalarım annemin göğüslerinin capsini istiyor dedim. tepkisiz kalmayı tercih etti. baba bu çocuk beni öldürürse sorumlusu sensin haberin olsun dedim. gibtir git almayım ayağımın altına sabah sabah diye karşılık verdi. senin ben amk, halamı mehmet amcaya pazarlamayan oç dur diye bağırdım. hata yaptığımın farkındaydım ama bir anlık sinirle ağzımdan çıkıverdi işte. çatalı kafama fırlattı oç kalktı ayağa bir sol direk çıkartıp 7 puanı cebine koydu. halanlar burdayken bu saçmalıklarına bir son vermessen geçenkinden beter ederim seni dedi. halam girdi birden mutfağa noluyor bu sesler ne? dedi. fakir olan sizsiniz cefasını biz çekiyoruz o ekrem oç na söyle akıllı olsun deyip odama fırladım. kalbim çok hızlı atıyordu. youtube'a girip ''canlı yayında küfür'' videoları izledim, biraz kendime geldim. daha sonra çıktım balkona ela'yı beklemeye başladım. yine ekti beni amk.. bu kız kendini bulunmaz hint kumaşı zannediyor. haberi yok ki öğrenci kızla işi pişiriyoruz. fazla naz aşık usandırır amk. neyse şimdi karının kızın zamanı değil deyip ekrem'e karşı eylem planı ve gerekli yaptırımları düşünmeye başladım.
not: i will stand by you forever!
bir süre odamda bekleyip ekrem'i düşündüm, enrique iglesias'ın hero klibini izledim. herkesin uyandığından emin olduktan sonra aşağı indim. ekrem'e rahat görünmek için halama önder açıkbaş nasıl ünlü oldu biliyor musun? dedim. gülümsedi, bilmiyorum oğlum nasıl? dedi. valla ben de bilmiyorum.. dedim. yeniden güldü. ortamda tam bir barış havası vardı. böyle sempatikliklerim vardır. ortamda barış rüzgarları estirip insanların sevecenlikle başımı okşamasını sağlarım. babam oç kıskanmış olacak ki senin derdin ne lan bu bahsettiğin adamla? diye sordu. konuyu değiştirmek için neden fritz zwicky 1933'te astrofizikten bahsedince kimse giblememiş. insanlar oç dedim.. annem malı ağzını topla bak adam gibi duramıyorsun 2 dakika dedi. joe biden'ın izindeyim ayağını denk al dedim. ondan başka kimse ne dediğimi anlamamıştı tabi. neyse sonra olan oldu, birden ekrem oç çıktı odadan üzerime doğru koşmaya başladı. bir an korkudan gayriihtiyari it's rainig men diye bağırmışım. abi pepee açsana diyor oç.. hep bilerek yapıyor. güya bana gözdağı veriyor ailemin önünde. neyse konuyu değiştirmek için bu rasim ozan kütahyalı'nın uzmanlık alanı ne amk? dedim ve koşarak odama çıktım. yüreğim ağzıma gelmişti.. anlaşılan bu oç ile mücadelede evden destek alamayacaktım. farklı insanlara ihtiyacım vardı.
not: you can take my breath away.
belki apartmandan birileri bana destek olmayı kabul eder diye tüm apartmanı gezmeye karar verdim. 1. kattaki sarışın kadından başlamaya karar verdim ve dairesine gittim. kapıyı tıklatınca hemen açtı kapıyı he oğlum buyur? dedi. evimizde bir katil var ve kimse gerçek yüzünü göremiyor. bana yardım eder misin? diye sordum. cevap bile vermeden kapıyı kapattı. kocan benden hoşlanıyorsa bunun sorumlusu ben miyim amk? madem öyle tatmin et herifi. neyse zaman kaybetmeden firuze teyzenin kapısını çaldım. konuya farklı yerden girmek için geliyor, geliyor! bestelerin efendisi geliyor! selami şahin geliyor. bu sıcak sohbet perşembe günü saba tümer'le bugün'de diye bağırdım. oğlum deli misin sen? bağırma ne var? diye karşılık verdi. firuze teyzenin duvarlarını kolay kaldıramayan bir kadın olduğunu bildiğimden esra erol'un programında şarkı söyleyen kız sürekli detone farkında mısın? deyip sohbeti farklı bir boyuta taşıdım. böyle zekiliklerim vardır. çok yönlü bir beyne sahip olduğumdan herkesin aklına, bilinç dünyasına uygun çıkışlar yapar, onları kendi aklımın derin dünyasına davet ederim. bu firuze teyze nerede ne konuşacağını bilmiyor. annen mi bir şey istiyor? kapatıcam bak dedi. kapat oç annemden sanane deyip yukarı kata fırladım. aramızdaki samimiyete güvenerek önce mehtap teyzeye gitmeye karar verdim.
not: bestelerin efendisi selami şahin ile firuze teyzenin arasında duygusal bir bağ olabilir.
mehtap teyzenin kapısını çaldım, her zamanki gibi hemen açtı sağolsun. hatice hanım 33 yaşında, 1 evlilik yaptı, 1 kızı var. istanbul'da yaşıyor dedim. o kim oğlum, ne diyorsun yine? dedi. evimde bir katil olduğunu kendisinin ya da eşinin yardımı olmadan ekrem'i alt edemeyeceğimden bahsettim. yok oğlum, hadi bak işine dedi. eşiniz derken kocanızı kastediyorum hanımefendi. bu ciddi bir konu diye karşılık verdim. bir şey demeden kapıyı suratıma kapattı. insanlar çok kaba ve bencil. söyleyim babama msn'den silsin mehtap teyzeyi. neyse kaybedecek vaktim yoktu. karşı dairede düzeyli bir ilişki yürüttüğüm, adını şu an hatırlamadığım ekşici kız arkadaşım vardı. çaldım kapıyı açar açmaz ooo ben de seni bekliyordum, ne zamandır nerelerdesin? dedi alaycı bir gülümsemeyle. ekşici olduğunu bildiğimden suyuna gitmek için ehehe çeşitli şakalar komiklikler swf dedim. böyle zekiliklerim vardır. insanlara onlardanmış gibi görünüp aklımın odalarına hapsolmalarını sağlarım. ne var yine, ne oldu? dedi. beni öldürmeye çalışan pepee fan bir çocuk var, gel tutalım şunu, kıralım bacaklarını? dedim. yaa neyin kafası bu ne diyorsun yaağğ? dedi ağzını ayırarak. bozuntuya vermemek için ehehe ironiden anlamayan nesle aşina değilim asgdhejsufds dedim. neyse işim var deyip kapıyı yüzüme kapattı oç. hayat arkadaşımın bile bana sırtını çevirmesi gerçekten koymuştu. fakat duygularımın esiri olmadan işime bakmalıydım. sıra 3. kattaydı...
not: mehtap'ın kocasıyla ssg geceleri arka bahçede buluşuyorlar.
önce 3. kattaki yaşlı sinirli teyzeden başlayarak zor olanı önce atlatmayı düşündüm. kapıyı çaldım, yaşlı olduğunu bildiğimden kapıyı açınca allll weee areee sayiinnnggg isss giveee peaceee aaa channceeee, give peace a chance baby, give peace a chance diye bağırdım. ne var oğlum? ne diyorsun? dedi. daha fazla vietnam, ernesto'ya bin selam. değil mi azizim? diye karşılık verdim. böyle devrimciliklerim vardır. 68'in ve vietnam karşıtlığının asi duruşunu yüreğimde barındırır, duygularımı beynimle harmanlayarak insanları avucumun içine almaya çalışırım. oğlum kapatıyorum bir şey demiyorsan? dedi. dairemde bir çocuk var, kendisi katil. ondan kurtulmam gerek.. bir kere görünseniz kendisine? suratınızı görünce korkar? dedim. defol oğlum, hadi diye karşılık verip kapıyı kapattı oç. e be insaf teyzecim senle beraber olamam, çok yaşlısın. bu yüzden darılmanın ne anlamı var? darıldıysan duygularını bu meseleyle niye karıştırıyorsun? çıldıracam yahu, valla çıldıracam. insanlar ne garip... sakinleşmek için enrique iglesias'ın hero klibinin urlsini içimden tekrarladım ve karşı daireye geçtim. sıra kapıcı görünümlü kadın ve bıyıklı kocasındaydı. kocası açtı kapıyı.. buyur? dedi. bıyıklı, kel ve şişko olduğundan hacı batak çoluk çocuk oyunu yaaa king iyidir di mi? dedim. nasıl? dedi. adam mal galiba... neyse evimde bir katil var ve beni öldürmek istiyor dedim. nasıl yani? diye karşılık verdi. adam ağır mal galiba... 8 yaşında bir çocuk, pepeyi çok seviyor. içeride okey tahtalarınız vardır sizin. birisini getirseniz de şunun kafasına geçirsek? dedim. git akşam akşam yaaaa deyip kapıyı kapattı oç. embesil galiba... buradan da bir çok çıkmamıştı. tek umudum 2 numaralı sevdiceğimin annesi ve babası olan şükran teyze ve mehmet amcaydı. merdivenleri çıkarken led zeppelin'den kashmir'i mırıldanıyordum.
not: john lennon kel ve şişko bıyıklı amcayı görse yoko'ya şükrederdi.
şükran teyzelere çıktım, kapıyı çaldım. ela açtı kapıyı.. oha! oha! oha! şok olmuştum. heyecanla i can be youuurrr herooo babyyy diye bağırıp ağlamaya başladım. klibin final sahnesini canlandırmaya çalıştım fakat ela giblemedi. daha sonra toparlanıp neyin tribindesin kızım? 2. kattaki zaten veriyor dedim. ne diyorsun ya? deyip annesini çağırdı. şükran teyze ne var oğlum yine, açmayacaz artık kapıyı bak? dedi. gergin atmosferi yumuşatmak için kaley cuoco kadar sevimli bir varlık var mı dünyada? diye sordum. böyle hoşluklarım vardır. amerikan dizileri izleyip, oradaki tatlı hatunları hafızama alır, beynimin odalarında onlarla yeni hayatlara yelken açarım. şükran teyze anlamıyorum ben seni diye karşılık verdi. şükran teyze halamın oğlu ekrem, diyecek oldum lafımı kesti oç görgüsüz. aa evet halanlar gelmiş, gelicem ziyarete dedi. ekrem beni öldürmek istiyor, bu sorunu çözmeliyiz, kızınız dul mu kalsın? dedim. saçmalama oğlum yine, git annene söyle uygunsa bu akşam gelmeyi düşünüyoruz dedi. sanane annemden oç ağzın yok mu git kendin söyle diye bağırdım ve tabiki koşarak üst kata çıktım. üst kattaki kapıdan eve girdim ki ekrem fark etmesin. kimse bana yardım etmek istemiyordu ve bu durum biraz garipti.. bir süre düşündükten sonra ekrem'in tüm apartmanı örgütlediğine karar verdim. savaş baltaları şimdi tamamen çıkmıştı.
not: kaley cuoco geceleri beni görmeye geliyor.
kalça dansımın zirvesinde, hazın doruğundayken kapım çalındı. müziğin sesini kısıp kimsin? diye sordum. aç lan kapıyı itin dölü diye bağıran babam olmalıydı. yavuz bingöl'ün keşanlı ali'yi oynuyor oluşu hakkında ne düşünüyorsun? diye sordum. gibtirme, aç kapıyı diye bağırdı tekrar. gibtirme derken kerem alışık'ı kastediyor oluşunu düşünüp kapıyı açtım. açmaz olaydım... kapı açılır açılmaz klagib bir sağ direk ile puan peşinde koştu. sanırım burnum kanıyordu ve yere düşmüştüm. karın boşluğuma çıkardığı 2 tekmeyle nefesimi kesmeyi başardı. daha sonra eğilip elmacık kemiklerime 2 yumruk daha çıkarttı. genital bölgeme çıkarttığı son tekmeden sonra ayağa kalkacak halim yoktu. kulaklarımı ısıracağını korktuğumdan onları korumaya çalışıyordum. biraz sakinleşmesi için angela merkel ve nicolas sarkozy sence euroyu kurtarabilecekler mi? diye sordum. o sıra sesli bir şekilde küfür ediyor oluşundan duymadı sanırım. gelişimi takdire şayandı.. dayağına yeni boyutlar katmış, stratejilerini çeşitlendirmişti. bu da duyduğum acıyı daha fazla artırıyordu. böyle oçlikleri vardır. kas gücünü her geçen gün daha fonksiyonel kullanıp bu alandaki gelişimiyle takdir toplamayı başarır. bir süre beni rahat bırakması için ölü taklidi yapmayı denedim. fakat ellerimi kulağımda tutuyor oluşumdan yememiş olacak ki tekmelemeye devam etti. tamamen pestilimin çıktığından emin olunca senin gibi adamın kalıbını gibeyim. küçücük çocuktan ne istiyorsun avradını gibtiğim? diye bağırıp odayı terk etti. michelle rodriguez'e hakaret edişi biraz fazla olmuştu. fakat tepki koyacak gücü o an kendimde bulamıyordum. bayılmadan önce kulağımda yankılanan son ses yapma salim! anlayışlı ol, biliyorsun çocuğu.. ne yaptın? diye bağıran oç halamın sesiydi.
not: michelle rodriguez, angela merkel ile nicolas sarkozy'i yatakta basmış. kendisi söyledi...
uyandığımda yatağımdaydım. annem malı başımdaydı... her tarafım acıyordu. oğlum nasıl oldun? ağrın var mı? diye sordu. ''because destiny john, is a fickle bitch.'' diyerek lost'a olan özlemimi vurgulayan bir yanıt verdim. aç mısın? hazırlayım mı bir şeyler? dedi. eti cinlerimi küvete sakladığımı, ordan almasını rica ettim. abur cubur olmaz dur bir şeyler hazırlayım deyip gitti mal ya... doğrulmaya çalıştım fakat her tarafım acıyordu. aldım bilgisayarı kucağıma inci'ye girdim. serkan inci ve joe biden'dan ses yoktu.. birkaç ateist, birkaç şakirt başlık açıp gereksiz tartışmalara girdim. provokatif söylemlerde bulunup ortalığı karıştırmaya çalıştım. daha sonra enrique iglesias'ın hero klibini izleyip biraz kendime gelmeye çalıştım. vikipedi'den lüzumsuz bilgiler edindim. babam oç geldi.. onu görünce hatırladım kulaklarım yerinde mi diye kontrol ettim. uyandın mı lan? halini hatrını sormaya geldim bak itlik yapma dedi. konuyu değiştirmek için 2. dünya savaşı sırasında 4. enternasyonalde gerçekleşen kopmalardan bahsettim. halmla ekrem oç geldi o sırada... ekrem'in hemen odadan çıkmasını rica ettim. halam oğlum derdin ne bu çocukla? rahatsızsan eğer söyle gidelim bu evden? dedi. gitmeyin hala, giderseniz mehmet amca'ya ayıp olur dedim. fakat ekrem'in kendisine çeki düzen vermesi gerektiğinden bahsettim. manevi babam oç lan küçücük çocukla derdin ne senin? delirtecen lan sen beni diye çıkıştı. fikirlerini önemsemediğimi anlaması için cyndi lauper'ın time after time şarkısını mırıldandım. daha sonra annem elinde tepsiyle geldi ve hadi biraz atıştır dedi. anne tepsi fobim olduğunu bilmiyor musun? merve'nin kapısıyla arkamdan konuşuyorlarmış. getirme şunu odama diye bağırdım. fakat bir kez taviz vermekten zarar çıkmazdı. çünkü çok açtım... böyle uyumluluklarım vardır. beynimin derinlerinde, aklımın labirentlerinde çok özel şeyler yaşasam da insanlara ve tepsilere karşı gerektiğinde anlayışlı olur, durumu sorun etmemeye çalışırım. herkes odamı terk ettikten sonra karnımı doyurdum ve tepsiyi kapının önüne koydum.
not: benjamin linus ile troçki zamanında çok sevişmiş. eminim...
daha sonra ankaralı yasemin'nden şoför abi'yi dinleyip aşağı kata indim. ekrem oç ortalarda görünmüyordu. sanırım savaşı kazanmıştım. merve'nin odasına gittim. beni kapı karşıladı. sen benle ilgili tepsiyle ileri geri ne konuşuyomuşun birader? deyip sert durdum. böyle zekiliklerim vardır. beynimin gösterim hücreleri gelişmiş olduğundan istediğim an istediğim görüntüyü takınıp, insanların ve kapıların ona göre davranmalarını sağlarım. utanmış olacak ki cevap veremedi oç.. kapıyı tıklatıp merve'nin dışarı çıkmasını istedim. ne var abi? dedi. bu göğüslerin hali ne? bıktım senden.. ben sırf senin gelişimin için bu evden ayrılmıyorum. bu kadar dayağı o yüzden yiyorum. şu göğüslerini artık büyütmenin bir yolunu bul, yoksa elimle ben sündürecem dedim. burcu atıldı ordan ne diyorsun abi sen? diye. bu işten kendini sıyıramazsın burcu, seninkilerin de güdümlü füze olmadığı çok açık dedim. güdümlü ne abi? dedi. ben de bilmiyorum dedim. gerekli uyarıları yaptığımdan bir şekilde bağlayıp odama çıkmalıydım. lars ulrich dave lombardo'nun taşağını yisin di mi yaaaa?? dedim. cevap vermediler.. fırsattan istifade odama fırladım.
not: ankaralı yasemin dave lombardo ile dikmen'de buluşuyormuş.
babamı aldım karşıma. sen beni neden sürekli dövüyorsun oç? dedim patlattım bir tane. sonra bir kafa gömdüm, iyice mayıştı. yere yığılınca tekmelemeye başladım. acımıyordum... ağzı burnu her yer kan içindeydi. michelle rodriguez geldi, yapma aşkım değmez dedi. annemin neden çıplak oturduğuna anlam veremiyordum.. derken uyandım. baktım saat sabah 9 olmuş. gördüğüm rüyanın etkisiyle ter içindeydim. bir duş alıp kendime geldim. enrique iglesias'ın hero klibini harun kolçak'ın gir kanıma dansıyla süsledim. aşağı indim baktım halamlar valiz hazırlıyor. ekrem oç hiç yüzüme bile bakamıyordu, tek çaresi evi terk etmek olmuştu. böyle kuva-yi milliyeliklerim vardır. aklım ve yüreğim sayesinde girdiğim savaşlarda ustaca savaşır, kazanmak için elimden geleni yaparım. oo gidiyor musunuz hala? dedim. evet evladım, sağol her şey için diye karşılık verdi. gergin atmosferi dağıtmak için gidin tabi ya eniştem evde düz duvara tırmanıyodur ehehe dedim. hiç cevap vermeyip son hazırlıklarını tamamladı. babam arkaürecekmiş bunları terminale, bir an önce çıkalım deyip vedalaşarak gittiler. artık zaferim resmileştiğinden kutlamalar başlamalıydı. kapı kapanır kapanmaz telefondan quenn'den we are the champions açtım. ellerimi iki yana açtıktan sonra ortada kavuşturdum, kafamı yere koyup bir takla attım. daha sonra çoraplarımı çıkarıp halı üzerinde moonwalk yaparak figürlerimi tamamladım. müziğin ruhuna uygun olarak ağır çekimde ağlayarak seviniyor gibi yaptım. annem sanırım hareketlerime anlam verememişti. mal mal bakıyordu amk.. ruhsuz bu kadın.
not: freddie mercury ile harun kolçak arasında bir ilişki olabilir. çok meşgul olmasam bu durumu araştırabilirdim.
submitted by Cratix16 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.07.03 02:00 Cratix16 Annem Babama Nasıl Verdi Acaba Neler Hissetti! Part 3

akşam incide takılıyordum ki babam bini çıktı yanıma kapıyı tıklattı.. okan mı beyaz mı? diye sordum. ikisinin de amk aç kapıyı dedi. doğru cevabı verdiğinden açtım kapıyı. lan bu ne hal? diye bağırdı. ne var halimde? dedim. oğlum delirtme çıkar şunları diyor. taktığım sütyeni kastediyormuş amk.. bu herifin dar kafalılığı öldürecek beni. baba merve'ye aldım takmadı, o kadar para verdim. boşa mı gitsin? tasarruf yapıyorum dedim. tasarrufunu giberim diye bağırınca çıkarmak zorunda kaldım. tek tek tuvaletleri gezip boşa su akıyor mu? diye kontrol etmeyi biliyor oç. biz tasarruf yapınca suçlu oluyoruz. takacak ya bana, bahane arıyor. konuyu değiştirmek için zaman lerzan mutlu'yu ne kadar değiştirmiş, farkında mısın? diye sordum, giblemedi. böyle zekiliklerim vardır. aşırı bir tepki aldığımda olayı yumuşatmak için parlak zekamı devreye sokarım. ters ters bakıyor amk.. sen ne demeye geldin baba? dedim. demiyorum lan sana bir şey baba da deme bana amk dedi ve çıktı. oha amk itirafı kest. delirmek üzereydim.. babam kimdi benim amk? bu konuyu hemen açıklığa kavuşturmalı, incide arkamdan konuşulanları haklı çıkarmamalıydım.
not: lerzan mutlu annem olabilir.
hemen indim aşağıya sordum anneme. benim babam kim? dedim. mal mal konuşma git başımdan diyor. babam babam olmadığını iddia ediyor, kim benim babam cevapla çabuk, yoksa bida odama almam seni dedim. öyle deyince tırsmış olacak gitti babama sen ne dedin bu çocuğa? diye çıkıştı. ben biraz uzaklaştım, dayaktan korktuğum için. zaten duydum sonra babam yakışıksız ifadeler dillendiriyordu hakkımda. bunlardan bir gib çıkmayacaktı, kendi yöntemlerimle öğrenmeliydim. merve'nin yanına gittim. kapıyla küs olduğumuzdan ona bir şey söylemedim ve tıklattım. zaten onla harcayacak zamanım da yoktu. merve açtı kapıyı, ne var? dedi. önce benimle insan gibi konuşmasını, daha sonra göğüslerinin bir ara fotoğrafını çekmemiz gerektiğini, bir iş için lazım olduğunu tembihledim. git abi pff xs gibilerinden bir şey söyleyecek oldu, tuttum saçından. söyle, geçen saklayıp da söyleyemediğin şey neydi? benim gerçek babam kim? annem başka kimlere veriyor? dedim. sesi çıkmadı.. söyle çabuk yoksa nermin'in face profiline yine mesut yar'ın kilo vermeden önceki hallerinin fotoğraflarını atarım diye tehdit ettim, defol diye karşılık verdi. bu kız tam bir kevaşe.. artık anlaşılmıştı, aile içinden doğru cevap gelmeyecekti. bir an önce farklı yollara yönelmeliydim.
not: aradığım sorunun cevabı nermin'de olabilir.
sabaha kadar gözüme uyku girmedi. face'den, twitter'dan ve inci'den çeşitli duyurular yaptım. babamın kim olduğunu bilenlerin acil bana ulaşması gerektiğini yazdım. küfürle cevap verenlere gerekli tepkileri verip evden fırladım. 1. kata indim, yine o kadın çıktı. eşiniz evde mi? dedim. hayır dedi. oha bu saatte gelmedi mi hala? diye bağırdım. herif ağır tokmakçı amk evine bile uğramıyor. saçmalama işe gitti dedi. yemedim tabiki ama onla uğraşamazdım. sizin kocanız benim annemi gibmiş doğru mu? dedim. ne diyorsun sen defol git falan dedi küfür müfür bir şeyler saydırdı. dur kapatma kapıyı cevap ver dedim, kapattı huur kapıyı. annemin tadına varmış biri bu karıya katlanıyor olamaz deyip babamın bu adam olmadığına karar verdim. karşı komşu firuze teyzenin kapısını çaldım. eşiniz evde mi? diye sordum.. yok dedi. kocanızı kastediyorum, evde mi? dedim. yok evladım diye karşılık verdi. firuze teyze belanızı gibtirmeyin hepinizin eşi mi memur amk saat 8 buçuk deyince, bir şeylerden korkuyor olmalı ki kapıyı hakaret ederek kapattı. firuze teyzenin kocası ihtimalini aklımda tutmalıydım. firuze teyze bir şeyler saklıyor gibiydi. sıra 2. kattaki dairelere gelmişti.
not: 1. kattaki kadının adını hala bilmiyorum.
  1. kattakilerden birini tanıyorum da 4 numaraya hiç gitmemiştim. o yüzden önce tanıdığımdan başlayıp aradaki samimiyeti kullanmaya karar verdim. kapıyı çaldım, aramızdaki samimiyete olan inancından dolayı açtı kapıyı. aramızdaki samimiyete güvenerek nassın mehtap teyze görünmüyon? dedim. beni görmekten şaşırmış olacak ki ters ters baktı. kocanız annemi gibmiş doğru mu? diye sordum. sorgu tekniğidir bu, annem itiraf etmiş gibi yapıp lafı alacaktım ağzından. böyle zekiliklerim vardır. insanlara aklımla küçük oyunlar oynar, keskin zekam karşısında çırpınışlarını izlerim. lafı değiştirmek için terbiyesizlik yapma oğlum git işine hadi deyip kapıyı kapattı. bunların hepsi niye böyle davranıyor amk? 1 insan gibi sohbet edebilen olmaz mı koca apartmanda.. kocasından şüpheleniyor belli ki. bu ihtimali de cebe koyup 4 numaraya gittim. çaldım kapıyı benim yaşlarımda bir kız açtı. eşiniz evde mi? dedim. eşim yok benim, neden sordunuz? dedi. kocanızı kastediyorum hanımefendi, evde mi çabuk diye ısrar ettim. öğrenciyiz biz söyle ne söyleyeceksen diyor. bir an öğrenci ve kız olduğunu aklıma getirince çok heyecanlandım ve birkaç saniye aralıksız bakıştık. fakat benden hoşlanıyor olması, sorgu tekniğimden kaçabileceği anlsevgi gelmiyordu. babanız annemi bafilemiş doğru mu? dedim, gülüyor amk. oha bulmuştum galiba.. bu diğerleri gibi kapıyı kapatmamıştı. tabi bu benden hoşlanıyor olmasından da kaynaklanabilirdi ama gözlerinden babasını saklamak istediği gerçeğini okudum. bak dedim ayağını denk al, şahsi meselemizi sonra halledelim dedim ve babasının msn adresini istedim. uğraşamam senle deyip kapıyı kapattı. nihayet elime gerçekçi deliller geçmişti. ayrıca behzat ç'deki şule'den sonra ilk kez bir kızın benden hoşlandığını hissetmiştim. bu da olumlu bir gelişmeydi. neyse edindiğim bilgileri aklımda tutup 3. kattakileri sorguya çekmek vardı sırada.
    not: mehtap teyze ve erdal beşikçioğlu liseden sınıf arkadaşı olabilir.
  2. kattaki sinirli teyze biraz beni korkutsa da kapıyı çalmak zorundaydım. açtı ne var? dedi. olaya yumuşak girmek için natalie portman'ın léon'daki halini hatırlıyor musunuz? dedim. anlamadım? evladım işim var noldu? dedi. acelesi kendini ele veriyordu açıkçası. bu tavrı şüphelerimi artırmıştı. hanımefendi dalga geçmeyin benle, kocanız nerde? dedim. napacan kocamı? diyor. aklı sıra lafı değiştirecek oç. kadın biraz yaşlı olduğundan sorumu dikkatli sordum. muhterem beyefendinin validem ile vakt-i zamanında izdivaç ettiğini teferrüc ediyorum dedim. söylediğime cevap vermeyip lafı değiştirmeye çalıştı. annenin haberi var mı geldiğinden? dedi. sanane annemden oç deyip ondan önce kapıyı ben kapattım. sonra da açmadı oç. şüpheliler listeme eklenmekten kurtaramamıştı kocasını... karşı daireye geçtim. kapıyı tıklattım. kapıyı açan kadına ''oha siz burada mı oturuyordunuz? kapıcı sanıyordum sizi.'' dedim. ne diyorsun sen? falan bir şeyler geveledi. eşiniz evde mi dedim. yok bana söyle ne söyleyeceksen bebek içeride yalnız dedi. bebek kimden? diye sorunca biraz sinirlenip kapıyı kapattı. bu millet mal amk. babam tembihlemiş herhalde hepsine, konuşmayın demiş. bu adam tam bir oç, böyle bir şeyi benden saklayabileceğini nasıl düşünür? neyse şimdi gitmem gereken tek bir adres kalmıştı. firuze teyze.. fazla beklemeden bizim kata çıktım.
not: bebek önder açıkbaş'tan galiba.
bizim kata çıkıp firuze teyzelerin kapısını çaldım. firuze teyze kapıyı açınca bir şey söylemesine izin vermeden ''haykırmaaaak istiyoruoooğğmmmm konuşamıyorum'' eserini ilhan irem'in tarzıyla seslendirmeye başladım. bu daha samimi bir sohbet gerçekleştirmemizi sağlayabilirdi. noldu evladım yine? dedi. bakın firuze teyze sevişmek doğal bir şey ve insanın bir ihtiyacı. günümüzde yıldız tilbe bile sevişiyor dedim. oğlum git hiç sırası değil dedi. ne sırası değil? bu saatte görmeyin siz de şu işi kardeşim dedim. kapıyı kapatıyordu ki koydum ayağımı araya korkmasını sağladım. bildiğiniz gibi böyle çevikliklerim ve böyle zekiliklerim vardır. bu hareketimde iki yeteneğimi bir potada erittim. napıyorsun oğlum sen? git evine yürü dedi. eşiniz annemi emmiş doğru mu? dedim. anlamadığım birkaç arapça cümle söyleyerek kapıyı kapattı ve kafamı karıştırdığını sandı. fakat bu hareketleriyle kendini ele vermiş oldu. çünkü firuze teyzenin arapça bilme ihtimali çok düşüktü. böyle basit hamlelerle aklımı karıştırmayacağından şüpheliler listeme kocasını ekletmekten kaçamadı. yeterli bilgiyi toplamıştım. şimdi eve gidip taylor swift'in love story şarkısı eşliğinde bir durum değerlendirmesi yapacaktım. kapıyı çaldım, annem açtı. nereden geliyorsun? diye sordu. konuyu değiştirmek için defne joy foster öldü 3 gün yas tuttunuz, 30 şehit öldü şimdi neredesiniz? dedim. mal mal baktı, fırsattan istifade odamın yolunu tuttum.
not: ilhan irem, taylor swift'e kanye west'in yaptığı ayıbı yapmazdı.
harun kolçak posterimi ters çevirip duvara astım. şüphelilerin isimlerini, yaşlarını, duyabildiğim kadarıyla haftalık sevişme sayılarını yazdım. o sırada babam geldi, kapıyı tıklattı. gel lan kahvaltı yap dedi. yeterli eti cinim olduğunu, kapımın önünü derhal terk etmesse merdivenlerle konuşacağımı, bir daha onu üst kata çıkarmayacağımı söyledim. öyle deyince korkmuş olacak ki hiçbir şey demeden aşağı indi. elimdeki delilleri ve düşündüklerimi facebook, twitter, inci'de paylaştım. msn iletimi ''alem arka olmuş.'' yaptım. insanlardan yardım istedim. fakat herkes oçlik peşinde olduğu için gerekli küfürleri gerekli yerlere iletip sosyal ortamdan da umudumu kestim. neden herkes bana karşı amk bir anlasam... daha sonra kapım çalındı, gelen merveydi. şaşırdım amk hangi dağda kurt öldü? diye sorup biraz gülümsedim. abi açar mısın kapıyı? dedi. önce soruma cevap ver dedim. abi aç şu kapıyı diye bağırınca daha fazla sinirlendirmemek için kapıyı açtım ve hangi dağda kurt öldü? derken gerçek bir soru sormadığımı, kendisine bir espri yaptığımı belirttim. yoksa 12 yaşında kız nerden bilsin amk nerde kim öldü * böyle esprili anlarım vardır. sivri zekamla beklenmedik espriler yapar, insanları aralıksız güldürürüm. neyse derdin ne merve? sütyensiz birini odama almadığımı biliyorsun, acele et dedim. bir fotoğraf çıkarıp, abi bu iğrenç şeyi niye yatağımın altına koydun? dedi. o iğrenç dediği şeyin david fincher'ın 25 kare tekniği olduğunu ve fight club'ın final sahnesinde bulunduğunu belirttim. merve iyi kız, hoş kız da cahil biraz galiba.. bir daha yapma böyle şeyler yeter artık dedi. konuyu değiştirmek için bu yaşar nuri öztürk saba tümer'e neden bu kadar sinirli? diye sordum. aklı karışmış olacak ki cevap vermeden çıktı odadan. ben de işime bakmaya devam ettim.
not: helena bonham carter yaşar nuri öztürk'ten hoşlanıyor. ikisinin de 3 ismi var.
duvardaki yazdıklarıma bakarak bir süre düşündüm. daha sonra benden hoşlanan öğrenci kızla şükran teyzenin akraba olduklarını farkettim. bu da firuze teyzenin kocasının benim babam olma ihtimalini kuvvetlendiriyordu. indim aşağıya annem mutfakta bir şeylerle uğraşıyordu. anne firuze teyzenin kocasıyla nereden tanışıyorsunuz? dedim daha mevzuya girmeden. böyle zekiliklerim vardır. konuya farklı bir yerden girer, karşımdaki insanın aklımın oltasına düşmesini beklerim. fakat annem git başımdan, uğraşamam gibi basit kelimelerle beni başından atmaya çalıştı. yemedim tabiki, ama yine de çok üstüne gitmeden lafı ağzından alıyım diye kim kardashian'ın en küçük kız kardeşinin model olmak istediğinden bahsettim. yine aynı basitlikte cümlelerle lafı geçiştirmeye çalışınca kafasını karıştırmak için requim for a dream'in ne kadar overrated bir film olduğundan bahsettim ona. fakat kadına işlemiyordu. anlaşılmıştı, çözülmesi için biraz daha zaman vardı. ben de yukarı çıkıp biraz kafamı dağıtmalı, başka şeylere yoğunlaşmalıydım. bu kadar düşünmek bana bile fazla gelmişti. inci'ye girip semiha berksoy ferresi yolla diyene yolluyorum başlığı açtım. pek ilgi görmeyince twitter'a girip birkaç güldüren şaka yaptım. kimse rtlemeyince face'e girip liseden arkadaşım pelin'in duvarına halil sezai paracıklıoğlu senden hoşlanıyor yazdım. 2 dakika sonra kaldırdı gönderimi oç. herkes bana karşı amk böyle dünyanın necati ateş'ini gibiyim deyip uykuya dalmaya karar verdim ve yatağa yattım. bir an önce sabah olmasını ve planlarımı hayata geçirmeyi istiyordum.
not: pelin kim kardashian'ın erkek kardeşine veriyor. eminim...
sabah kalktım erkenden reserved ne demek ola ki amk? diye düşündüm biraz. daha sonra quentin tarantino'nun adını hatırlayamadığım bir filmine gönderme olduğuna karar verip işe koyulmayı tercih ettim. merve'nin odasına inip biraz kapıyla dertleşmek istedim, fakat cevap vermedi oç. tüm dünya bana karşı birleşmiş amk deyip eticin+cappy i mideye indirdikten sonra firuze teyzelerin daireye indim. kapıyı tıkladım, açan olmadı. fakat içerde ayak sesleri vardı amk uyuyor olamazlardı. böyle zekiliklerim vardır, şeytanı ayrıntıda arar, aklımı kullanarak yerinde gözlemler yaparım. açmaları için kapıyı daha sert vurmaya başladıktan sonra firuze teyze açtı kapıyı. bir şey dememe izin vermeden bak çıkacam söyleyecem artık sizinkilere yeter böyle oğlum, acıyorum ses çıkarmıyorum dedim. sen kimsin bana acıyorsun firuzan teyze? kocanı çağır dedim. adını firuzan olarak telaffuz ettim ki onu önemsemiyor gibi bir görüntü verip, karşımda ezilmesini sağlayım. böyle hınzırlıklarım vardır. kocamı çağırırsam dayak yersin, git bak dedi. babam değil mi? döver de, sever de.. karışmayın çağırın dedim. ne diyorsun oğlum sen, çık elimi belada koyma diyor oç. eğer kocasını çağırmassa zabıta ya da pakize suda'yı çağıracağımı belirttim. fakat kadın oralı olmadı.. yetmezmiş gibi kapıyı yüzüme kapattı. oğlunuz büyüyünce önder açıkbaş gibi olacak hepiniz oç siniz deyip bizim daireye çıktım. konuyu manevi babama açma vakti gelmişti.
not: reservedla ilgili filmde pakize suda oynuyordu galiba.
kahvaltı masasına oturup bir süre herkesin uyanmasını bekledim. o sırada abraham lincoln'ün annemle ne ilgisi olabilir? diye düşündüm. neyse ki ilk uyanan babam oldu. napıyon lan burda? uyumadın mı? dedi. uyuduğumu, çünkü beynimin en fazla uyurken geliştiğini belirttim. beynini gibiyim gibilerinden ucuz bir laf etti. bu adamın aklı sıra benle taşak geçmesi çok sinirlerimi bozuyor. manevi babam olduğunu öğrendikten sonra bıçaklamayı düşünmüyor değilim. neyse buna daha fazla takılmayıp onu popülasyon genetiğinin kurucuları ingiliz biyologlar ronald fisher ve j.b.s. haldane için 1 dakikalık saygı duruşuna davet ettim. giblemedi oç.. tabi ben hiç bozmadan duygulu bir 1 dakika yaşadıktan sonra konuya girmeye çalıştım. fakat bu oç döver diye yavaş yavaş bahsetmeliydim içimdekilerden. ilk insan ademse ya bu kızını gibti, ya da oğulları kız kardeşlerini? diyerek bir sohbet konusu açmaya çalıştım. sabah sabah sürünme yine.. diyince olayı mantık boyutundan şiddet boyutuna taşımamak için lafı uzatmadım. önce sevecen olmalıydım. bak dedim sen de bu yaşıma kadar büyüttün ettin, aç susuz koymadın eti cinim ekgib olmadı sağol dedim. ne diyon sen amk? diyor oç hala işin gırgırında. baba, bak hala baba diyorum sana. sen kim olduğunu söylemedin ama ben gerçek babamı buldum dedim. ilk başta şaşırdı, sonra zekama şaşırmış olacak ki hafif gülümsedi. kimmiş? dedi joe biden dedim. oç kahkaha atıyor karşımda. ne gülüyorsun amk baktım netten ben joe biden türkiye'yi başkan yardımcısı olmadan önce defalarca ziyaret etmiş dedim. oğlum bak sinirleniyorum, gibtir git diyor bana muallaknin evladı. hayır dedemi tanımasam manevi babama böyle söylememem gerektiğini düşünücem. ama biliyorum dedemi, kesin muallaknin evladı bu. az önce buraya gelip düşünmeye başlayana kadar firuze teyzenin kocası sanıyordum. o da bafiliyor annemi ama benim babam o değil, az önce düşününce farkettim dedim. ayağa kalktı bu hiçbir şey demeden üzerime yürüdü. şiddet çözüm değil, mantıklı ol. joe biden olmayacak da kim olacak? bunu daha önce düşünmemiş olmam saçma değil mi? diyecektim saç.. diyebildim. ağzıma burnuma daldı amk. bu kez farklı oldu biraz. 1 dişim kırıldı, gözüm 10 dakika içinde hafif morlaştı. elmacık kemiklerim çok acıyordu. vurdukça da kesmedi öncekiler gibi oç. neyse bıraktı gidiyordu sen benim maddi babam değilsin dövemezsin beni diye bağırdım. maddi o anlamda kullanılmaz gerizekalı diye yanıt verip odasına gitti. hmmmm bunu biraz düşünmeliydim.
not: ronald fisher, joe biden'ı duşta seyretmiş.
bir süre burnumdan yere damlayan kanları izleyip kafamda robert downey jr.'ın sherlock holmes performansını değerlendirdim. annem uyanmış amk o geldi ne oldu yine? ne bu halin? salim allah belanı versin deyip ağlamaya başladı. haltları sen yiyorsun, dayağını ben yiyorum anne dedim. ne yaptın yine gerizekalı? sorusuyla karşılık verdi. joe biden'ın babam olduğunu manevi babama söylediğimi belirttim. gözlerinden okudum bir yıllar öncesine gitti.. hiçbir şey demedi, ilk yardım gereçlerini getirdi. bunların yararı olmayacağını, acil bana merve'nin ojelerinin lazım olduğunu söyledim, takmadı. benim de kalkıp onları getirecek halim yoktu açıkçası. her tarafım acıyordu. daha sonra babam oç geldi annemle sırtladılar beni odama taşıdılar. güya şefkatli görünüp joe biden'ı aramama, onları terk etmeme engel olacak oç. ama yağma yok.. iyileştikten sonra ona gününü göstermeye karar verdim. gözlerim dolacak gibi oldu, kendimi tutmak için youtube'a girip harun kolçak'ın ''gir kanıma'' klibini izledim. biraz daha iyiydim.. biraz kafamı farklı şeylere odaklamam gerekiyordu yine. zeki insanların da dinlenmeye ihtiyacı vardır. o yüzden kafamdaki bir diğer önemli soru önder açıkbaş nasıl ünlü oldu? ya yeniden cevap aramaya çalıştım. kendisinin okan bayülgen ile eşit iq'da olduğunda bir kez daha karar kıldım ama dediğim gibi bunu zaten biliyordum. bana daha farklı argümanlar lazımdı.
not: babam oç önder açıkbaş'a kızıyor, sinirini bizden çıkarıyor.
neyse google görsellerden ibrahim erkal fotoğraflarına bakıp sakinleştikten sonra youtube'a girip mustafa karadeniz kamera şakaları izledim. artık iyiydim... şimdi joe biden'a ulaşmak lazımdı. twitter'da kendisini followlayıp birkaç mention attım. facebook duvarıma joe biden beni bul, konuşmamız gerek yazarak telefon numaramı paylaştım. son olarak serkan inci'ye pm atıp beni joe biden ile tanıştırmasını rica ettim. bu ikilinin liseden arkadaş olduğunu düşünürken keşfetmiştim. her tarafım ağrıdığından aşağı inemezdim. anneme seslenip gelmesini söyledim. gelince robert plant'in vokalistliğini yaptığı efsane ingiliz rock grubunun ismini sordum. bilemedi cahil oç... yine de içeri aldım çünkü durum ciddiydi. annem içeri girince manidar olsun diye youtube'dan metin ışık'ın lay lay lom eserini açtım. böyle zekiliklerim vardır. yaptığım eylemlerle insanlara mesajlar verir, onları beynimin labirentlerine davet ederim. ne diyorsun söyle çabuk? bir ihtiyacın mı var? dedi. anne joe biden'a acil ulaşmam lazım. telefon numarası vardır sende, versene.. dedim. hiçbir şey demeden çıktı odadan oç. beni peydahlamayı biliyorsun. o zaman bazı sorulara da cevap vereceksin amk. neyse ben yeteri kadar zekiydim, kimseye ihtiyacım yoktu. açtım yeniden twitter'ı baktım beni ne followlamış, ne sorduğuma cevap vermiş. bu beni biraz üzdü. herkesten sonra onun da bana sırtını dönmesi fazla ağır olmuştu. tavrımı anlasın, kendine çeki düzen versin diye son kez ''followa follow aqar agaaaaaaa'' yazıp kendisini unfollowladım. baktım facebook'taki çağrıma da cevap verdiği yok, dikkat çekmek için gönderimin altına ''a tempest of siblings, business and fame engulf olympic decathlete bruce jenner and paparazzi fave kim kardashian as their huge hollywood families collide.'' yazdım. hani adam ingilizce biliyor ya.. o açıdan. böyle zekiliklerim vardır. her bireyi kendi başına, kendi şartlarıyla değerlendirip onları aklımın kapanına sokarım. inci'deki inboxım da hala boş olduğuna göre biraz daha beklemem gerektiğine, bu sırada hegel şükran teyze akrabalığının ne anlama geldiğini düşünebileceğime karar verdim.
not: mustafa karadeniz hegel'i çok komik şakalardı.
sağ dizimdeki, dirseklerimdeki ve elmacık kemiğimin üst kısımlarındaki morluklara merve'nin daha önce kaçırdığım ojesini sürüp biraz dinlenmeye çekildim. 2-3 saatlik bir uyku çektikten sonra inci'ye girdim. inboxım hala boştu. serkan inci'ye sen git hala fakir gibi dilen, bir işimize yardımcı olma oç yazdıktan sonra balkona çıkıp ela'nın gelmesini bekledim. bir kere de sözünde dur amk kızı yaralıyız bir de. tam 45 dakika bekletti. ben de daha fazla beklemedim ki tavrımı anlasın. böyle zekiliklerim vardır. gerekli durumlarda sinirimi beynimin kıvrımlarıyla harmanlayıp ortaya akıl ürünü, zekice tepkiler çıkartırım. kapım tıklandı, gelen manevi babammış. steven spielberg mü? david lynch mi? diye sordum. gibtirme onları bana aç şu kapıyı dedi. bu adamda gelişme var amk. bu ara hiçbir soruyu kaçırmıyor. doğru yanıtı duyar duymaz açtım kapıyı. buyur ne vardı? dedim. oğlum bir an aşırı sinirlendim, böyle olsun istemezdim, kusura bakma dedi. joe biden'a ulaşacağımı anlayınca arkaü tutuştu oç nin. yine de asıl niyetini anlamamazlıktan gelerek olur böyle şeyler baba dedim. aferin bak, yarak yarak konuşma adam ol şöyle diyor. güzel ortamı bozmamak, lafı değiştirmek için dostoyevski'deki st. petersburg tasvirleri başka kimde var allasen? diye sordum. aval aval baktı. bak baba dedim, madem yapıcı konuşuyoruz. ben önemli değilim, artık düşünme beni.. ben bakarım başımın çaresine dedim. aferin oğlum dedi. ama merve adına endişeleniyorum baba, face'den sınıfındaki erkek arkadaşlarıyla konuştum kimseyle sevişmemiş dedim. daha lafa devam edecektim kalktı gidiyor saygısız oç.. dur dedim nereye gidiyorsun amk? almayım ayağımın altına bak zor tutuyorum kendimi diyor. bu adamın pgibolojik desteğe ihtiyacı var amk. olur olmaz yerde dayak atmaya çalışıyor. merdivenlerden inerken annen yemek hazırladı getirsin odana söyleyim de dedi. annemden sanane oç deyip kapıyı kapattım, üzerine kitledim.
not: ela'yı david lynch'e yar etmem. niyetlerinin farkındayım ama bu asla olmayacak.
baktım face'e, twitter'a joe biden'dan hala ses yok. bu annem de 1 kere olsun adam gibi adama vermiyor amk. babam olma ihtimali olan herkes oç. neyse çıktı annem yemek getirdim aç kapıyı diyor. önder açıkbaş nasıl ünlü oldu? dedim. oğlum aç kapıyı uğraşamam senle diye karşlık verdi. fakat yağma yoktu. şu sorularıma bu evde artık cevap verilecek amk. ciddi bir şey soruyorum, önder açıkbaş nasıl ünlü oldu? diyerek sorumu tekrarladım. buraya bırakıyorum yemeği alırsın dedi. açtım kapıyı pilav nohut var.. üzerine vişneli cappy döküp afiyetle yedim. tam hatırlayamadığım bir şeye sinirlenip boşların olduğu tepsiyi yatağın altına sakladım. harun kolçak'ın gir kanıma klibini izleyip sakinleştikten sonra yeniden joe biden'ı bulmanın yollarını aradım. birden joe biden'ın bizim apartmandaki öğrenci kızın akrabası olduğu aklıma geldi. o kızla hemen konuşmalıydım. evden çıkmama izin vermeyeceklerinden üst kattan sıvışmaya karar verdim. böyle zekiliklerim vardır. insanların benim üzerimde kurmaya çalıştıkları baskıya, onlara akıl oyunları yapıp, beklenmedik anda beklenmedik eylemlerde bulunarak cevap veririm. yürümekte zorlandığım için kızın katına inmem 15 dakikamı aldı. ama sonunda varmıştım. tıkladım kapıyı, açtı. konuya alakalı bir yerden girmek için bu model grubunun solisti neden spastik kız çocuğu taklidi yapıyor? diye sordum, gülümsedi. bu olumlu bir gelişmeydi, balık oltaya geliyordu. ne vardı? dedi. joe biden'ın telefon numarası lazım dedim. o kim? diyor amk. yeni nesil ecdadını akrabasını tanımıyor ayıp oç dedim. şaşırmış görünüyordu.. daha sonra anlamlı bir sosyal mesaj vermek için ''ecdad tarih yazmış, torun okumaktan aciz.'' diye bağırdım. ehehe ne kullanıyorsan aynısından istiyorum deyip kapıyı kapattı. oha! oha oha oha oha wowwww... ekşici lan bu dedim. espriyi kest dedim. telefon numarasını alamasam da kızın ekşici olduğu bilgisine ulaştım. bu da joe biden ile ekşiyi direk ilişkili kılıyordu. zaten daha önce şüphelendiğim bir durum olduğundan bir an önce odama çıkıp bunun üzerine düşünmeye karar verdim. yaklaşık yarım saat sonra kimseye farkettirmeden odamdaydım.
not: öğrenci kız geceleri evinde harun kolçak'ı misafir ediyor.
daha sonra odamda enrique iglesias'ın hero klibini izlerken joe biden-ekşi ilişkisini düşündüm bir süre. tüm bu karışıklığın arkasından roberto baggio'nun çıkabileceğini tahmin ediyordum. twitter'da ve facebook'ta durumumumu edit:imla diye güncellendim. birkaç film izledim beğenmedim, birkaç şarkı dinledim ağır eleştirdim. aralarına sızarsam belki daha kolay çözülürler diye düşündüm. böyle zekiliklerim vardır. insanlara yakın davranıp bana güvenmelerini sağladıktan sonra onları beynimin duvarlarına hapsederek istediklerimi vermelerini sağlarım. fakat 2 saat boyunca kimseden ses çıkmamıştı. merve'nin odasına inip konuyu kapıya açmaya karar verdim. indim aşağıya, bak dedim kapı; aramızda çeşitli gerginlikler, hoş olmayan olaylar yaşandı. gel geçmişe bir sünger çekelim. dedim. hiç cevap vermedi oç. yine de büyüklük bende kalmalıydı. eğer barışmak istersen ben odamdayım, harun kolçak dinleyip birbirimize el şakası yaparız dedim. tamam gibilerinden kolunu oynattı. merve açtı kapıyı.. napıyorsun abi burda? diyor. hiç dedim bir meseleyi hallettik. bak merve dedim kaç gündür babamı arıyorum ve kendisine ulaşmama ramak kaldı. ona ulaştıktan sonra sizi terk edecem. aklım sende kalarak gitmeyim, şu aldığım sütyenleri kullan artık dedim. bak çağırırım babamı? diye tehdit ediyor oç. hemen konuyu değiştirdim. bu egemen bağış ne komik adam değil mi? seviyorum vallahi dedim. o kim abi diyor cahil oç. hem sütyensizsin, hem cahil daha fazla muhattap olamam deyip odayı terk ettim. giderken kapıya selamımı çaktım. daha sonra apartmandaki daireleri gezip behzat ç. izleyip izlemediklerini sordum. verilen cevaplara göre apartmandaki oçlik oranını hesapladım. sonuçlar beni üzmüştü.
not: roberto baggio ve akbaba aynı kızdan hoşlanıyorlar.
ertesi gün akşsevgi kadar incide takıldım, eti cin yedim, ela'yı bekledim vs.. akşam olduğunda aşağı indim. herkes salondayken mandalina aşıracaktım. sesimi duymuş olacaklar ki manevi babam salona çağırdı, gittim. ne vardı? dedim. gel yanımızda otur, dizi izleyelim dedi. arkaü tutuştu oç nun.. yine de annemin hatırına oturdum. hiç ağzımı açmadan 20 dakika bekledim. daha sonra fatmagül'ün teyzesine sinirlenip masanın üstündeki bardağı televizyona fırlatınca babam elinin tersiyle suratıma bir tane yapıştırıp odadan kovdu. üvey baban mı var derdin var amk.. neyse odama çıkıp bir süre astrofizik üzerine düşündüm, hubble ultra derin alanını seyrettim. bundan da sıkılınca şükran teyzelerin kapısını çalmak için üst kattan sıvıştım. kapıyı tıkladım, şükran teyze açtı. oo nasılsın şükran teyze, mehmet amca yok mu? dedim. var içeride demeye kalmadı o oç da geldi. kapat kapıyı şükran diyor oç.. mehmet amca babam karınızı tokmaklıyorsa sorunu onla çözün, zaten kendisi öz babam bile değil dedim. git elimden kaza çıkacak diyor amk oğlu. neyse alt kata benden hoşlanan öğrenci kızın dairesine indim, kapıyı tıklatınca hemen açıyor. bu çok iyi bir özellik. insan ilişkilerinin etik kuralları gereği naber? dedim. iyi canım sen diyor. bu da hemen atacak kapağı oç.. ağırdan al kızım. evlenecez demedik. canım manım ne ayaksın? neyse kardeşimin pedi bitmiş de sizden alabilir miyiz? dedim. tabi dedi. ama mümkünse kullanılmış olsun diye rica ettim. öyle deyince bir döndü kaç yaşında senin kardeşin? diyor. ne alakaysa amk bu kızın kafada bir kırıklık var. 12 ne oldu da? dedim. kapıyı yüzüme kapattı. amk sen bana naz yapacan diye kardeşim zor durumda kalacak bencil oç. ilişkimizle ilgili meseleleri bire bir halledelim kızı niye mağdur ediyorsun? bunları söylemek için kapıyı bir kez daha tıkladım, yine açtı sağ olsun. konuya farklı yerden girip tepkisini azaltmak için plüton'a da çok ayıp ettiler ha.. dedim. ya arkadaşım ne istiyorsun benden? dedi. 1 ped rica ettik küfretmediğin kaldı. aramızdaki sorunları baş başa halledelim, şimdi pedi ver dedim. annenle tanışıyoruz, ona bir bir söyleyecem bunları deyip kapıyı kapattı. sanana annemden oç deyip kapıya bir tekme attım ve ben de yukarı çıktım. manevi babam çağırdı yanına, gittim. he dedim, noldu? haftaya azize halanlar geliyormuş, 1 hafta kalacaklar dedi. burcu bakireyse almam eve deyip odama çıktım. azize halam ilginç bir kadındır.. daha önce mehmet amca ve 1. kattaki kadının kocasıyla kısa süreli ilişkiler yaşadı, yürütemedi. gençliğinde mehmet demirkol ile 2 yıllık bir beraberlik yaşamış. şimdi bizim süleyman enişteyle evli görünüyor.
not: benim manitanın babasıyla süleyman eniştenin sık sık öpüştüğünü duydum.
halamların geleceği gün erkenden kalktım. vücudumun kıldan muzdarip yerlerini tıraş ettim. duşumu alıp, kolonyamı sürdükten sonra artık hazırdım. annemler aşağıda hazırlıkları tamamlamıştı. annem geleceklerinden dolayı baya sevinçli görünüyor ama eniştemin gelmediğinden haberi yok herhalde. 2 yıl önce yazlıklarına gittiğimizde eniştemle mutfakta buluşuyorlardı. gözlerimle gördüm.. neyse kapı çaldı indim hemen aşağı. halamlar geldiler falan, burcu ve ekrem de gelmişti. ekrem oç benim hasmım.. benden nefret ediyor biliyorum. yine de burcu'nun hatrına ona katlanmak zorundayım. neyse halamın elini öptüm burcu'yu öptüm falan. tokalaşma merasimi vs.. merve malıyla burcu bir garip hareketler yapıyorlar, ilginç sesler çıkarıyorlar falan. ne yapmak istediklerini tam anlamadım ama sonunda sarıldılar da olay tatlıya bağlandı allahtan. neyse salona geçtik biraz sohbet etmek için. annem açlığınız var mı? diye sordu. ne biçim soru soruyorsun anne, yıllardır giriş katında kirada oturuyorlar? dedim. sen sus diye yanıt verdi. bu kadın tam mal ya.. neyse sen nasılsın oğlum? diye sordu halam. iyiyim hala kız arkadaşım ve yeterli eti cinim var. sen nasılsın? dedim. biz de iyiyiz çok şükür dedi. nasıl iyisin hala? burcu'nun hala göğüsleri büyümemiş. ne rahat insanlarsınız? dedim. babam gibtir ol git gelme buraya diye kolumdan sürükleyerek odadan kovdu. oç 2 dakika hasret gidermemizi de kıskandı. gerçek babam olmadığını sanırım halam da bilmiyor. telaşı ondan... neyse merve'lerin odasına gidip burcu ile merve'yi beklemeye karar verdim. beraber yatacaklardı çünkü.. onlarla etraflıca bu göğüs meselesini konuşmalıydım. gittiğimde kapı kilitli değildi, girdim içeri. kapıyla 5 dakika kadar sohbet ettikten sonra merve ile burcu geldi. kevaşe merve abi ne işin var burda? çık diyor oç. bekle dedim burcu'ya bir şey sormam lazım. sor abi dedi burcu. ekrem hala kızgın mı bana? dedim. niye ki? dedi. ben ten kol saatini cinsel uzvuma taktığımdan beri bana hep ters davranıyordu dedim. yok abi seviyor seni dedi.. oç ekrem o imajı yaratmış ailesinde bilerek.. böyle şeytanlıkları vardır. asıl düşündüğünü son ana kadar söylemeyip, olayların istediği gibi şekillenmesini ister. açıkçası ekrem'den korkuyordum ve bu konuyu annem benim için çözmeliydi. gittim mutfağa annemi yanıma çağırdım. korkumu belli etmemek için konuya farklı yerden girerek okul filmi vardı taylan biraderlerin, sinem kobal oynuyordu. ne korkmuştuk değil mi? dedim. cevap vermiyor oç.. bak anne dedim bu ekrem beni üzüyor. garip hareketleri var deli gibi bir çocuk bu. ayrıca biliyorum ki benden kurtulmanın planlarını yapıyor, benden nefret ediyor dedim. saçmalama oğlum 8 yaşında çocuğun senle ne derdi olsun? diyor oç. ölsem gitsem umurlarında değilim.
not: ekrem okul filminden daha korkunç.
submitted by Cratix16 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.07.03 01:59 Cratix16 Annem Babama Nasıl Verdi Acaba Neler Hissetti! Part 2

annem ''bugün pgibiyatra gidicez oğlum 2 gibi hazır ol.'' dedi. 2 de dilara gönder'in programının başlıycağını eğer izlemessem odamdaki boş cappy kutularının beni yadırgayacağını söyledim. fakat annem oralı olmadı. onu kırmak istemediğimden 1 seferlik ferhat beye görünmeyi kabul ettim. ferhat bey bence benden hoşlanıyor ve bu tüm kargaşanın sebebi bu. beni biraz daha fazla görebilmek için annem ve babamı kullanıyor. onu daha önce görmesem de ona karşı aynı duyguları paylaşamayacağım açık. çünkü pokemon'daki ashten sonra kalbime asla bir erkek almadım. bence bir erkeğin bir erkekten hoşlanması gaylik gibi bir şey.. arada benim de kendimi edward norton, cristiano ronaldo, ankaralı yasemin gibi isimlerle hayal ettiğim olur ama asla bir erkeğe karşı derin duygular beslemem. ferhat beye bunun yanlışlığından bahsetmeye karar verdim ve saat 2'yi beklemeye başladım. bu süre zarfında biraz incide takılmak mantıklı olabilirdi.
not: fight clubın sonundan hiçbir şey anlamamıştım.
saat 2 oldu ve üstümü başımı giyip aşağı indim. annemin kendisine ait bir arabası olmadığından otobüsle pgibiyatrın kliniğinin bulunduğu caddeye gittik. otobüste 70 yaşlarında bir amca sürekli bana bakıyordu. ayakta zor duruyorsun yaşına başına bakmadan neyin peşinde koşuyorsun dedim sessizce. duyan olmadı tabi. kliniğe girdik oç ferhat bizi 15 dakika bekletti. bir görüşme yapıyormuş.. artık ferhat'ın bana duyduğu hislerin gerçekliğine kesin inanıyordum ama ben onla ilgili ne düşünüyordum? bu biraz kafamı karıştırıyordu. sanırım onla ilgili kararımı tipini görünce karar verecektim.o sırada sekreterle hanımla sohbet ettik biraz. bana nasıl olduğumu sordu ben de kız kardeşim merve nin göğüslerinin kendisinin göğüslerinden daha küçük olduğunu belirttim. cevap vermek istemedi.. ama yapabileceğim bir şey yoktu gerçek bu. neyseki ferhat'ın işi bitti ve bizi içeriye çağırdı. acaba nasıl biriydi? ondan hoşlanabilecek miydim? tüm bunlar kafamdan geçerken heyecanla odasının kapısına doğru yöneldim.
not: sekreterin şükran teyzeyle bir alakası olabilir bence.
içeri girdiğimde ferhatın beklediğim kadar yakışıklı olmadığını gördüm. nedenini anlayamasam da buna biraz üzüldüm. ferhat gözlerimin dolduğunu görünce nedenini sordu. lafı değiştirmek için okan bayülgen'in sistem karşıtı durup da nasıl sistemin göbeğinde yer aldığından bahsettim. anlamsızca gülümsedi ve annemin odadan çıkmasını istedi. başbaşa kalmamız için elinden geleni yapmıştı. fakat onla olamayacağımızı uygun bir dille belirtmem gerekiyordu. bana biraz kendinden bahset deyince bunu fırsat bildim ve gay olmadığımı belirttim. yine gülümsedi.. bu adamda bir şeyler vardı. şükran teyze ya da mehmet amcayla bir ilgisi olabileceğini düşündüm. fakat ciddi olmam gerekiyordu. karşımda bir bilim insanı vardı. kardeşimin 12 yaşına gelmiş olmasına rağmen göğüslerinin neden gelişmediğini sordum. bunu neden merak ettiğimi sorunca ömer çelakılın saçlarından söz ederek lafı karıştırdım. bildiğiniz gibi arada böyle zekiliklerim vardır. daha sonra doktor çok ileri gitti. annenle ilgili ne düşünüyorsun? diye sorunca sanane annemden oç dedim ve kapıyı çarpıp koşarak uzaklaştım. salak annem arkamdan bağırarak koşturmaya başladı. ilişkilerinin açık vermesinden rahatsız olmuş olmalı. ben de diyorum babamın tokmakladığı yok yanan amını nasıl serinletiyor bu kadın?
not: babam ömer çelakıl'a boş değil.
o caddede bir park var gittim orda bir banka oturdum. annem peşimden geldi hemen. noldu evladım? dedim. şefkatli tavrından cesaret bulup anne madem bir ilişkin var neden bana bahsetmiyorsun? böyle şeyler tabi olucak, amın var, alımlısın dedim. sokağın ortasında rezillik çıkarttırma bana yürü eve diyor. merak etme annecim benim için önemli olan senin yalan söylememen dedim. sevecen tavrım onu rahatlatmış olmalı ki hiç cevap vermedi. eve gidene kadar konuşmadı. eve gidince sanırım pgibiyatrdan kaçtığımı babama anlatmış. emektar oklavayla çıktı yukarı oç. hayır oklava, sopa, levye türü bir şey kullanmasa da dövebiliyor zaten beni. neden desteğe ihtiyaç duyuyor anlamıyorum. aç kapıyı dedi prensip gereği kuala lumpur'un nerenin başkenti olduğunu sordum. aç kapıyı gibtirme kafanı diye bağırdı. fakat taviz veremezdim. hep böyle yapıyor amk sorumu cevaplamadan odaya girmeye çalışıyor. hala prensiplerime, ritüellerime saygı duymuyor. senin ecdanını gibiyim deyip uzaklaştı. insanın kendi ecdadına küfredebilmesi takdir edilesi bir durum. bu yüzden 1 saniye kapıyı açsam mı diye düşündüm fakat dayak yemeyi göze alamazdım.
not: babamın arabasındaki levyeden annemin haberi var mı acaba?
yeterli eti cinim ve cappy'm olduğundan odadan çıkmak ve dayak yemek zorunda değildim. sabaha kadar incide takıldıktan sonra sabah 5 gibi merve'nin oda kapısının yanına gittim. halini hatrını sordum fakat cevap vermedi. bu evde herkes bana karşı zaten.. kapıyı sessizce tıklattım. merve uyuyordu sanırım. sabah 5'te mastürbasyon yapamayacağına emin olduğumdan ısrarcı oldum ve uyanması için yaklaşık 10 dakika kapıyı vurmaya devam ettim. neyse ki babam ayısı uyanmadı. merve açtı kapıyı günaydın demeden defol dedi. bu kıza ben naptım da bana böyle davranıyor anlamadım. herkesten çok onu düşünüyorum oysa. kırmızı ojelerini alabilir miyim? dedim napacaksın? diyor amk. oje napılır arkaüme sokucam dedim içimden. fakat dıştan söylemedim çünkü merve böyle kötü ifadelerden etkileniyor. neyse bir an önce ojeyi vermesi gerektiğini yoksa gitmeyeceğimi söyleyince çaresiz ojeyi getirdi. mehmet coşkundenizi hiç yatağında hayal ediyor musun? diye sordum ve cevabını beklemeden uzaklaştım. sanırım cevap da vermek istemiyordu. odama çıkıp kırmızı ojelerle burun deliklerimi boyadıktan sonra biraz uyumaya çalıştım. başlarda burnumu biraz rahatsız ediyor ama o halde uyuyunca uykumu daha iyi aldığımı hissediyorum.
not: ela, mehmet coşkundeniz'e vermezdi bence.
sabah erken kalkıp duşa girdim. duşta aklıma ela geldi ve ne zamandır görüşmediğimizi farkettim. uyanınca her zamanki gibi annemin çiçekli bornozunu aldım ve elaların kapısını çaldım. kapıyı yine oç mehmet amca açtı. neden ben gelince kapıyı hep bu herif açıyor anlamıyorum. oğlum bu ne hal? dedi. ıslak bedenimi annemin çiçekli bornozunun sarmasından keyif aldığımı söyledim ve ela evde mi? diye sordum. napacaksın ela'yı? dedi. niyetimi yanlış anlamaması için tiger woods'un bir golften bu kadar parayı nasıl kırdığını merak ettiğimi ve bunu ela'yla tartışmak istediğimi belirttim. böyle zekiliklerim vardır. lafı bir anda istediğim yere çeker, karşı tarafı şaşırtırım. ela yok evde oğlum sen de git üstüne başına adam akıllı şeyler giy dedi. sanırım mehmet amca beni pek sevmiyor. hep ters bana karşı davranışları.. neyse ona karşı olgun davranmaya karar verdim ve eve girdim. annem ve merve kahvaltı yapıyorlardı. yanlarına gidip merve'ye siyah kilotlu çorabın çok yakıştığını söyledim. annem allah senin cezanı versin bu ne kılık? diye bağırdı. amk sanki ilk defa görüyor. her defasında ne bu aşırı tepki.. merve ile bir an göz göze geldik, fakat gözlerini kaçırdı. fakat önce üstümü değiştirmem gerekiyordu. sıra ona da gelecekti.
not: duşta bazen mehmet amcayı düşünüyorum.
akşama kadar odamda incide takıldım. akşam olunca babam geldi. odamdan hiç çıkmadım çünkü bu ara bana karşı sinirli pgibiyatra gitmediğimden dolayı. bu yüzden merve gelene kadar odamdan çıkmadım. kapı sesini duyunca fırladım hemen karşıladım kardeşimi. her zamanki gibi kezban eteği ve boğazına kadar ilikli okul gömleği üzerindeydi. hayır anlamıyorum 12 yaşına gelmişsin artık çocuk da değilsin. insan neden göğüslerini sergilemez? bacaklarının dolgunluğuyla sınıf erkeklerinin dikkatini çekmez? güzel de kız. neden böyle davrandığını anlamıyorum. yemeğini yemeden babamın salonda olmasını fırsat bilip merve'yi yanıma çağırdım. bacak aranı tıraşlıyor musun? diye sordum. abi bak çağırırım babamı diyor. beni böyle tehdit edince çok sinirlendim ve babamın da duyabileceği tonda bir yüksek sesle sen ne biçim insansın? bir kadın kendini bozacak erkeğe bedenini hazırlamaz mı? hadi beni eziyorsun, amını ıslatacak adama da mı saygın yok? dedim. genel anlamda tutarlı ve bilinçli bir insan olsam da arada böyle fevri çıkışlarım oluyor. babam muallaksi fırladı salondan ''öldürücem bu çocuğu kaçarı yok.'' diye üzerime gelmeye başladı. yumruğu yeyince kafamı duvara vurdum. sen nasıl insansın baba? insan bu kadar mı ilgisiz olur evladının sevgi, arkaüne, göğüslerine? dedim. mutfağa bıçağa sarılmaya koştu. durumun ciddileştiğini farkedince hemen odama çıktım ve kapıyı kilitledim. yerli yersiz sinirleniyor iyice yaşlandı artık bu adam amk.
not: merve bazen evin içinde şortla geziyor.
ertesi gün annemin gün arkadaşı hatice teyze bizdeydi. eteği dizinin 2 karış altında olduğundan sadece ayakları ve ayak bileği görünüyor hep. ve bu onu çok çekici yapıyor bence.. bunu kendisine de söylemek için aşağı indim. salona girince annem yüzünü astı, hatice teyze nasılsın oğlum? dedi. konuya hemen giriş yapıp düzeysiz görünmemek için üniversitedeki kızının nasıl olduğunu sordum. çok iyi sağol dedi. tutamadım kendimi üniversite ortamı da iyidir haaaa deyip pis pis gülümsedim. annem gitmemi işaret edince kafamdaki konuya sonra giriş yapmaya karar verdim. hınzır bir adamım açıkçası.. biraz zeki olduğumdan kafamdan çok fazla düşünce geçiyor ve söylemeden edemiyorum çoğu zaman. bu tespitlerim gelen misafirleri/arkadaşları/akrabaları memnun etse de sebebini anlayamadığım bir şekilde ailem çok rahatsız oluyor.o da onların bana karşı besledikleri ön yargı ve kin duygusuyla alakalı sanırım. neyse o gün kafamda daha önemli bir mesele vardı ve bu annemle konuşulacak dert değildi. o yüzden dolaptan biraz mandalina çalıp odama çekilmeli, babamı beklemeliydim. mandalinaları zulaladıktan sonra zaman geçirmek için biraz inci'ye girdim.
not: hatice teyzenin kızı ferhat'ın eski sevgilisi galiba.
inci'de ateistlere dinci gibi görünüp, dincilere ateist gibi görünüp yaklaşık 38 kavgaya karıştıktan sonra babamın sesini duydum. apar topar inip baba ciddi bir meselem var konuşmamız lazım dedim. senin ne ciddi meselen olur lan puşt? gibi seviyesiz bir cevap verdi. şu adam 2 dakika insan olamıyor. ayaküstü olmaz gel benim odamda konuşalım dedim. odam kilot koktuğundan gelmek istemedi ve salona yöneldik. bak baba dedim, aramızda hır da çıksa, kavga da olsa sen benim babamsın. seni severim.. dedim. ee? dedi yine gibik bir ifadeyle. adam tam bir oç. hayır babaannemi tanımasam haksızlık mı ediyorum lan acaba? diyecem ama eminim amk tam bir oç. bak baba dedim kulaklarını iyi aç şimdi söyleyeceklerimi iyi dinle.. dinliyorum oğlum dedi. beni çok rahatsız eden bir mevzu var dedim. he söyle söyleyeceksen diyor oç. baba dedim dün gazete okuyordum selena gomez adlı bir kızın fotoğrafı vardı. kız 11 yaşında ünlü olmuş ve o zaman da gayet sexymiş. benim kardeşim 12 yaşında ne zaman sütyen giyecek bu çocuk baba? gözüme uyku girmiyor dedim. tam ''girmiyor'' derken elindeki çayı üzerime fırlattı oç. yandı her yerim amk.. gibiyim senin gibi babayı artık dövemezsin beni dedim ve tokadını savurup odama çıktım. göğüs bölgem çok acıyordu amk.. zaten bu babamın 2 şeyle derdi var. biri ben diğeri de kız kardeşimin göğüsleri. hasta oç 2 dakika mantıklı olamıyor.
not: kız kardeşim inci sözlüğü biliyor mu acaba?
sabah kalktım ve 2. kata, firuze teyzelere indim. mevsimler nasıl oluşur? diye sordum, cevap veremedi. çabuk pakize suda soruyor mevsimler nasıl oluşur? dedim. oğlum git sabah sabah diyor.. manyak mıdır nedir amk. insan gibi bir şey soruyoruz neyin havasındasın? şükran teyze kocanla yatıyor diye sinirliysen git hıncını ondan al bana niye patlıyorsun? neyse indim bahçeye baktım ziyalar yok tekrar yukarı çıktım. bahçe dışına tek başıma çıkmama ailem pek sıcak bakmıyor. beni düşünerek böyle söylediklerini bildiğimden ben de pek diretmiyorum bu konuda. neyse odama çıkınca eti cinlerimin bittiğini farkettim ve babamı uyandırmaya karar verdim. ''salim kalk bak kaç oldu.'' dedim belki annem sanır da hemen uyanır diye. arada böyle zekiliklerim vardır. insanları aklımın labirentine sokar, orada kaybolmalarını sağlarım. baktım uyanmıyor kelinden öptüm ve baba uyan eti cinlerim bitmiş dedim. bu kez açtı gözlerini ne var oğlum? diyor. 40 kere mi söyleyecez bir şeyi amk. eti cinlerim bitmiş baba kalk al da gel dedim. hamalın mıyım lan oç? bu saat ne? 7 buçukta adam mı kaldırılır? diyor. amk bütün derdi benle muallaknin. mutlu olmayım diye elinden geleni yapıyor.
not: mehmet amca firuze teyzeye neden bu kadar soğuk bir türlü anlamıyorum.
neyse gittim odama merve'nin sınıf arkadaşlarının facebook profillerine baktım. ne paylaştılarsa beğenip, duvarlarına sinan erdem spor salonunun fotoğraflarını attım. biraz da incide hassas konularda provakatif başlıklar açıp ilgiyi üzerime çektikten sonra merve'yi uyandırmaya gittim. kapıya hiç yüz vermedim ki tavrımı anlasın. yaklaşık 10 dakika tıklattım açmadı bu kez. göğüslerinin en çok günün bu saatlerinde geliştiğini bildiğimden fazla üstelemedim ve ne zamandır üzerinde çalıştığım bir fikri eyleme geçirme kararı aldım. yerel disk (c:)> windows > help > mui klasöründe sakladığım annemin 2004 kemer tatili fotoğraflarını yazıcıdan çıkarttım. normal fotoğrafları cama, bikinili olanları apartmanın girişine astım. amk 3. kattaki adını hatırlayamadığım oç geldi tam o sırada. oğlum napıyorsun sen? bunlar ne? annen mi o? falan gibilerinden birkaç laf etti. sanane annemden ne biçim konuşuyon oç dedim ve hızla uzaklaştım. o gittikten 5 dakika sonra inip kontrol ettim resimler yerlerinde duruyordu. konuşacağı lafı seçemeyen bir adam olsa da emeğe saygısı varmış, takdir ettim. neyse aşağıyı kontrol ettikten sonra odama çıkıp bir cappy açtım ve olacakları beklemeye başladım. fakat oç babam eti cinlerimi almadığından karnım çok açtı. aşağı odaya inip bu sefer annemi uyandırmak mantıklı olabilirdi. ''anne irfan değirmenci ile günaydın türkiye'ye sormak istediğin bir soru var mı?'' dedim, sesi çıkmadı. amk bu evde niye kimse adamdan saymıyor beni.
not: irfan değirmenci annemin bir arkadaşının sınıf arkadaşıymış.
neyse ki yarım saat sonra annem kalktı da bir şeyler hazırladı. çok nadir onlarla aynı sofraya otururum ama bu kez çok açtım yapacak bir şey yoktu. kahvaltıdan sonra odama çıkıp saba tümer'in bugünki konuklarını merak etmeye başladım. tadı çıksın diye 15 dakika tv yi açmadım ama en sonunda dayanamadım. tv sıktıktan sonra youtube'a girip enrique iglesias'ın hero klibinin url sini ezberledim. ben ezberimi pekiştirmeye çalışırken kapımız çalındı. koştum ben açtım gelen oç 1. katmış. unuttum adını muazzez mi ayşe mi ne öyle bir ismi vardı kadının. oğlum annen evde mi? dedi. normalde bu tip soruları hoş karşılamam ama sabır gösterip noldu? diye sordum. o resimleri kaldırdım da sen asmışsın belli ki, annenle konuşmam gerekiyor dedi. ayıp zeliha teyze bu saatte insan rahatsız edilir mi? deyip kapıyı kapatmaya yeltendim. ama annem sanırım duymuş konuştuklarımızı ne resimleri, ne oldu? diye yanımıza geldi. ben olayın nereye varacağını anlamıştım. böyle zekiliklerim vardır. geleceği insanlardan önce öngörüp ona göre tedbirimi alırım. buna çok şaşırırlar. odama sıvıştıktan sonra annemin bana bağırdığını duydum ama ne dediği anlaşılmıyordu. şimdi bir de 1. kattaki kadın çıktı amk. ona ne yaptım? o niye şimdi kuyumu kazmaya çalışıyor? anlamış değilim. sesten babamın uyanması an meselesiydi. merve uyanmazdı herhalde çünkü göğüsleri gelişiyordu.
not: i can be your herooooooo, baabbbbyyyyyyyy
babam uyandı ve olayı duyar duymaz merdivenleri ikişer ikişer çıkarak odama geldi. adama kilo verdiricem amk.. lan şerefsiz, lan ahlaksız yine mi yaptın lan? seni bela mı gönderdi allah lan? falan gibi 1-2 laf ederek yumruğu suratıma yerleştirdi. kapıyı kitlemeyi akıl edemeyen beynimi gibiyim. yerde 1-2 dakika tekmeledikten sonra kündeye geçip 3 puan da oradan çıkardı. baba sessiz ol merve'nin göğüsleri büyüyüor dedim ama dinleyen kim amk. verdi veriştirdi.. annem geldi de ayırdı allahtan. durum bu kez ağırdı biraz.. sol gözümü açamıyordum bu babam tam bir oç. ben uyardım amk yaparım dedim anlamadınız. sinyallerini vermiştim bunun. kalk dedi gibtir olup gidiyorsun bu evden. gibtir falan ne biçim konuşuyon baba? deyip konuyu dağıtmaya çalıştım. arada böyle zekiliklerim vardır. beklenmeyen anda beklenmeyen tepkiler vererek karşıdakinin beynini ikileme düşürür, durumdan faydalanırım. fakat bu kez işe yaramadı. kalk gidiyorsun falan dedi tutuyor kolumdan oç. eti cin almassan gitmem deyip dışarıda kalacağım sürenin erzağını garanti almaya çalıştım fakat eticinini giberim diye karşılık verdi. kolumdan tuttu apartman bahçesinin dış kapısına kadar sürükledi oç millet bize bakıyor. o sırada millet beni teorik devrimci sansın da rezil olmayım diye ''baskılar bizi yıldıramaz.'' sloganı attım. dediğim gibi böyle zekiliklerim vardır. insanlara durumun aslında göründüğü gibi olmadığını anlatıp onların kafalarını karıştırırım. bu onları şaşırtır. babam bahçe kapısını da kapattı. bu kez gelmeyeceksin bir daha dedi. çok duyduk amk haziranın ortasında merve duş alırken banyo kapısını kırdım diye de atmıştı evden. yer miyiz biz? yemeyiz. geçiririm 1 gün bahçede nolacak amk dedim. tek sorun eti cin yetersizliğiydi.
not: ela teorik devrimcilerden hoşlanıyorsa bu iş ekmeğime yağ sürdü.
günü bahçede geçireceğim belliydi. babamın siniri kolay kolay geçecek gibi görünmüyordu. durumu kabullenip merdivenlerin başında beklemeye başladım. 1-2 saat sonra ela geçti önümden. merhaba ela dedim, noldu napıyorsun burda? dedi. bu konu onurumu incittiğinden spiritüalizmin ve ona inanan insanların gereksizliğinden bahsederek konuyu dağıttım. bilirsiniz vardır böyle zekiliklerim. ben anlamıyorum seni dedi arkasını döndü ve yürümeye devam etti. arkasından fatih ürek ve sahrap soysal hafta içi her gün “8 numarada şenlik var!” diyor… tv8 diye bağırdım. ses etmedi.. yukarı çıkmaya cesaret edemiyordum. bugünlük biraz beklemeli babamın sinirinin geçmesini beklemeliydim. firuze teyze geldi al oğlum çorba yaptım sana da getirdim dedi. eti cin var mı? diye sordum yokmuş. tamam teşekkür ederim firuze teyze dedim. hah oğlum şöyle konuşsan herkes çok sever seni diyor, yüz buldu oç. yine de kabalık etmeyip konuyu değiştirmeye çalıştım. mustafa karadeniz yıllardır bıkmadı di mi saçma sapan kamera şakaları yapmaktan? dedim, cevap vermedi. fakat gitmesi gerektiğini anlamıştı. ben de çorbaya yumuldum. bitirince de kapısının önüne bıraktım tepsiyi.
not: mustafa karadeniz'in orta dişi çürük.
öğlene doğru hava biraz ısındı da işim kolaylaştı amk. oç babamdan ses seda yok.. gelse almaya çalışsa gönlümü affederim ha, kızgınlığım da geçti. ama cesaret edemiyor olabileceğini düşünüp akşamı beklemeyi tercih ettim. bir baktım merve geliyor, okul kıyafetleriyle. saat de öğlen olduğuna göre kesin okula gidiyor bu dedim. böyle zekiliklerim vardır. ilk bakışta görülemeyecek şeyleri herkesden önce farkeder, ona göre pozisyon alırım. neyse baktım etek yine bileklere kadar amk.. merve sizin okulun çıkışında jöleli dik saçlı yakışıklı çocuklar bekliyor mu? dedim. yok abi dedi.. oha amk nasıl okul ora? bir ara gelip hocalarınla ve nöbetçi öğrenciyle görüşmem lazım dedim. niye beklesinler abi? ne diyorsun sen? falan dedi amk gerizekalı bu kız bir gibten çakmıyor. bak dedim eğer öyle çocuklarla karşılaşırsan onlara taqıl hayatını yaşa xd dedim. xd ne abi diyor sonra bana mal derler. şunu arkaürsünler doktora amk. mağarada yaşıyor sanki.. lafın bir yere varmayacağını anladığımdan konuyu bağlamak için sporda şiddet yasasından rahatsız mısın? dedim. off abi gidiyorum ben dedi. farkında olmadan tartışmayı istedğim noktaya getirdim. böyle zekiliklerim vardır.
not: nöbetçi öğrenci ile aziz yıldırım tanışıyorlar... eminim.
  1. katın bankacı büyük kızı indi merdivenlerden. baktım fular takmış. edit: imla dedim bir gib anlamadı amk. ironiden anlamayan nesle aşina değilim dedim, hala takmadı amk yürümeye devam ediyor. bugün de herkes garip diye düşünmeye başladım içimden. oturmuş önder açıkbaş'ın nasıl ünlü olduğunu düşünürken şükran teyze'nin salon camlarını silmekte olduğunu farkettim. seslenmeden dikkatini çekmeli, cool görünmeliydim. çocukluğumdan beri üzerinde çalıştığım ankaralı yasemin dans figürlerini sergilemeye başladım. böyle zekiliklerim vardır bildiğiniz gibi. dikkatini çekmeyi başarmıştım. oğlum napıyorsun, açlığın var mı? dedi. anne şefkati göstererek bacaklarını izlememe engel olamassın dedim. girdi içeri.. hepten sıkılmaya başlamıştım amk. babamdan da ses seda yok. bari 1. kata çıkıyım da eti cin'i var mı soruyum dedim. babamın msn'den görüştüğünü kadın açtı kapıyı.. eti cininiz var mı dedim? bir şaşırdı, yok dedi. babama söyleseniz de beni eve alsa keşke, sizi dinler dedim. oğlum bak git.. annene söylerim söylediklerini, rahatsız etme beni dedi. annemi karıştırma oç deyip bahçeye kaçtım.
not: 1. kattaki kadın babamı mehmet amcayla aldatıyor olabilir.
neyse amk hava karardı da oç babam daha fazla dayanamayıp indi aşağıya. utandırmamak için o bir şey söylemeden tamam geliyorum dedim. çıktım yukarı baktım annem çorba yapmış, yumuldum sofraya. sonra odama çıkıp inci'ye girdim. birkaç provokatif başlık açıp, biraz illüminatiden bahsettikten sonra tetrisin başına oturdum. babam geldi o sırada kapıyı tıklattı. kill bill 3'ün vizyon tarihini sordum, bilemeyince almadım içeri. ne halin varsa gör amk deyip aşağı indi. onun salona girdiğinden emin olduktan sonra sessizce aşağı inip merve'nin odasına gittim. kapıya önder açıkbaş'ın nasıl ünlü olduğunu sordum, cevab veremedi. merve sesimi duymuş olacak ki açtı kapıyı. buyur abi ne var? dedi. önemli'in facede paylaştığını gördün mü koptum * dedim. abi önemli de mi ekli sende? diyerek konuyu değiştirmeye çalıştı. merve hala abisinin kim olduğnu anlayamamış. yemedim tabiki.. böyle zekiliklerim vardır. benim silahlarımı bana karşı kullananların cezasını aklımla veririm. önemli'in babasıyla annem tanışıyor mu? dedim. yok nereden tanışsınlar diyor. bu annem çok fena kadın. kızı da tembihlemiş amk ağzından laf alınmıyor.
not: illüminati ve önemli'in babası annemin peşinde olabilir.
gittim anneme dedim anne bugün 1. kattaki kadına gittim. ne diller döktü babamla msnde görüştüklerini sana söylememem için dedim. ne olursa olsun o benim annem. bilmeye hakkı var.. saçmalama oğlum git başımdan diyor amk. bu kadın ağır gerizekalı. neyse üstelemeyip yarın alışverişe gitmemiz lazım anne dedim. niye? dedi. cevap vermemek için bugün ne giysem'in program müziğini mırıldanmaya başladım. böyle zekiliklerim vardır. tartışma istemediğim noktalara kayınca aklımla olaya müdahil olur, işleri yoluna sokarım. neyse yarın gidicem ben gelirsen 1 buçuk gibi hazır ol dedi. bir şey söylemeden gidiyor görünmemek için ''kim, kiminle, nerede, ne zaman ve nasıl yakalandı? ünlüler dünyasından çok özel haberler, flaş gelişmeler, müthiş ayrıntılar! meral kaplan'ın sunduğu "süper kulüp" pazar 23.30'da fox'ta!'' diye bağırdım ve koşarak odama çıktım. eti cinim yoktu, inci de sıkıyordu. ben de uykum gelene kadar oturup rasim ozan kütahyalı'nın ne gibime derman olduğunu düşünmeye başladım.
not: meral kaplan ve barbaros şansal tanışıyorlar.
eve gittiğimizde merve'nin okuldan geldiğini gördüm. çünkü kapıyı bize o açtı. nasılsın merve? dedim. iyi abi dedi. bana nasıl olduğumu sormayacak mısın? dedim. öğrensin böyle şeyleri amk.. kaç yaşına geldi hala adama hal hatır sormayı bilmiyor. of peki abi nasılsın? dedi neyseki. filistin gibiyim işte... biraz sürgün, biraz yaralı, hep endişeli. dedim. cevabım onu etkilemiş olacak ki gözleri doldu, bir yutkundu sanki. arkasını dönüp gidiyordu ki gergin atmosferi dağıtmak için gel dedim bak sana ne hediyeler aldım. aman abi istemiyorum diyerek odasına yöneldi. görgüsüz bu kız.. babamdan korkuyor herhalde. geçen sene doğum gününde merve'ye sigara tabakası, çakmak ve permatik aldığımdan beri kıza hediye almamı yasaklamıştı oç. ama duramadım işte.. hemen koşarak kapıyı kapatmasına izin vermedim ve araya ayağımı koydum. böyle çevikliklerim vardır. beklenmeyen anda 1-2 adım hızlı atarak insanlardan öne geçerim. dur dedim hele bir gör hediyeleri.. istemiyorum abi dedi. kızım görgüsüzlük yapma bakmazsan birkaç sorumu cevaplamak zorundasın deyince aldı içeri. o sıra kapı bir şey diyecek oldu, daha önemli bir meseleyle meşgul olduğumdan cevap vermedim. neyse ayşin shoptan aldığım her renkten, her zevkten hanımlara uygun 8 çeşit sütyeni çıkardım poşetlerinden. abi bunlar ne? sen nasıl bir manyaksın? diyor amk. benle eddie murphy dublajı gibi konuşma patlatırım ağzına dedim. abi sanane benim göğsümden, sütyenimden yeter diye bağırıyor kevaşe. bak dedim her rengi, çeşidi var. seni düşündük aldık ayıp ediyorsun dedim, bağırmaya başladı. annem ne var yine? diyerek odaya yönelince kapı çabuk kitlen, kapı hadi, kapı nolur dedim. oç beni dinlemedi, annem içeri girdi kovdu beni odadan. bu kapı da ayrı bir alıngan oldu amk. herkes bir garip.. 2 dakika daha önemli meselemiz vardı cevap veremedik oç neyin tribindesin? herkes bana karşı zaten. neyse çaresiz odama çıktım.
not: ayşin shoptaki kızla kavga ettiğime de değmedi amk.
submitted by Cratix16 to kopyamakarna [link] [comments]


2020.07.01 18:07 mertiy hiç durma reyiz

hiç durma reyiz, her şeyi yasakla, her şeye el at. at ki daha dün karşı çıktığın statükonun tam da kendisi ol. sana karşı çıkan recep tayyip erdoğan’lar yarat. hiç durma reyiz, elinden ne geliyorsa yap, twitter’ı yasak eyle, facebook’u viran et, youtube’n anasını belle. neden yapmayasın ki? ne engelleyebilir ki seni? hiçbir şey. katiyen durma. statükonun tam da kendisi oluver. oluver ki bu millet demokrasinin ne demek olduğunu iyice anlasın.
anlasın ki, atatürk’ün seneler önce tepeden armağan ettiği şeyin ne kadar kıymetli olduğunu idrak etsin. etsin ki gelecek nesillerden bir kimse çıkıp kolay kolay “keşke yunan galip gelseydi,” diyemesin.
öğret herkese reyiz, milleti inim inim inlet. gerekirse anasını da alıp gitsin herkes.
ama kendi çevren dışındaki herkese yap bunları. üç beş kodomanı zengin et, geri kalan kim varsa seni destekleyen anasından emdiği sütü burnundan getir. hakkındır reyiz, getir valla, anadolu’daki çifçinin oğlunu nasıl okutamadığına, kızını nasıl everemediğine, işçilerin üç beş kuruşuna “devletin” nasıl el koyduğuna, batık kredileri ödeyemediğinden intihar edenlere şahit olalım. ben enseyi kararttım reyiz, yirmi beş yaşında ben enseyi kararttım, sevdiklerimi/seveceklerimi kaybedeceğimi gönlüme kabul ettirdim. dün kurtuluş savaşında öldülerdi, bugün de demokrasi mücadelesinde yitip gidecekler, ben kabul ettim. durma reyiz, ha gayret, vücuduna kuvvet, herkesin, yediden yetmişe hepimizin anasından emdiği sütü burnundan getir.
doğayı eksik bırakma, ağrı’dan erciyes’e, kaz dağlarından toroslara kadar delik deşik etmediğin yer bırakırsan darılırım. yaylalara gökdelen dikip araplara, katarlılara satmazsan öteki dünyada elim yakanda olur. salda’ymış, fethiye’ymiş, marmaris’miş tozunu dumana kat reyiz, kum al, her gün yazlığının havuzuna oralardan su çek, köklenmedik tek bir dikili ağaç bırakma. hepsinin köküne kibrit suyu dök. ben hazırladım kendimi, hepsinin yerle bir olacağını biliyorum, bugün değilse yarın, anası bellenecek onların. olsun ben zihnen hazırım, gıgım çıkmayacak söz veriyorum. elinden geleni ardına koyarken şüpheye düşme reyiz. gözünü karart ve yap, yap ki gelecek nesillerden bir allah kulu miting meydanlarında elinde kur’an sallayanların, ağzından ayet düşmeyenlerin, başını secdeden kaldırmayanların ne olduğuna dair şüpheye düşmesin, geleceğimize büyük bir örnek olarak kal.
ülke yıkılır gider mi, bilmem. yıkılsa da yenisini kurarız. türk obası devletsiz, türk çadırı direksiz kalmaz. yeniden inşaa ederiz. ölür müyüz, bilmem, ölsek de türk töresinin soyu budanmaz, körelmez. ama benim geleceğimden bir kişi daha senin bana/bize yaşattığını yaşasın istemem. biz yaşadık, ben umudumu kestim, başıma gelenlerin hepsi kabulüm, yeter ki sen durma reyizim, anamızdan emdiğimizi burnumuzdan getir, toplumun hafızanda ve kafasında büyük travmalar bırak. bırak ki gelecek nesillerden bir kimse çıkıp kolay kolay atatürk için “olmasaydın da olurduk,” diyemesin.
şimdiden yaptıkların için teşekkür ederim. yapacaklarının teminatının yaptıkların olduğunu biliyorum. onlar için de teşekkür ederim
submitted by mertiy to kopyamakarna2 [link] [comments]


2020.06.28 18:17 bosypion Porçay'ın son videosuna kendimce verdiğim cevap

Ben hala daha autotune kullananların kalitesiz müzik yaptığını düşünüyorum. Neden mi? Öncelikle Porçayın argümanında şöyle bir açık var. Teklonoji ile sanatı aynı doğrultuda tutuyorsun oysa bunlar bambaşka şeyler. Dediğin bardak örneği sanata uyarlanınca çok saçma oluyor çünkü sanat zaten ayrıntılarıyla güzel olur. Tutup sanat için öyle kalıplar halinde orantılar kurarak işin içinden çıkamazsın. Benim kulağıma kötü gelen tek şey autotune değil direkt bilgisayar efekti sesler duyunca irite oluyorum. Bu arada iddiam da hiçbir zaman şu olmadı. Autotune ile şarkı yapmak herkesin yapabileceği bir şeydir. Kesinlikle yanlış bir argüman olurdu bu durum ama diğer şarkılara nazaran trap de mutfaktaki iş yoğunluğu azaldığı için kalite de düşüyor. Ben niye fl studio da enstrüman kullanılmadan yapılan, seslere autotune basılmış şarkılar dinleyeyim ki; Diğer tarafta pedallarını, enstrümanlarını, vokallerini ince ince ayarlayan başka sanatçılar varken. TRAP çöp müdür nedir bilmem ama şunu kesinlikle biliyorum ki birçok müzik türünden çok daha kalitesizdir. (Thrash Metal,Power Metal, Nu Metal,Grunge,Jazz'ın tüm türleri,,hard rock,progressive rock,pyschedelic rock gibi milyon tane tür) Trap ve pop ise (2000 sonrası rock tan kopan pop) kesinlikle diğer müzik türleriyle yarışamaz. En başta sıradan insanlara (meme dilinde normie'lere) hitap eder bu müzikler ve bu yüzden herkesin kulağında kalacak kadar basittirler. Bu basitlik de başta dediğim gibi sanat için kötü bir özelliktir çünkü bardak örneğindeki gibi ikisine ödenecek bütçe farklı değildir. trap dinleyenlerle diğer türleri dinleyenler arasında bütçe bakımından bir farka gerek yok ve bu durum bardak örneğini işlevsiz kılar. Sonuç olarak vereceğiniz aylık maksimum para 14.99 tl (spotify veya youtube music için). Böyle bir durumda asla işciliği az olan bir şeyi tercih etmem ve tercih edenlere de basit müzikler dinlediklerini yüzlerine yüzlerine söylerim.
Bu arada sorun müziğin basit olmasında değil kalıplaşmış bir şekilde aynı temelleri kullanmasıdır. Yoksa smoke on the water, iron man, we will rock you gibi şarkılar kaliteli olmazdı. Bunlar az melodi kullanarak dahi orijinal bir ürün bulabildikleri için başarılıdırlar. Bu da her yiğidin harcı değildir.
submitted by bosypion to burdurland [link] [comments]


2020.05.25 14:56 DyonoSuS Günlük Kullandığımız Bazı Şeylerin Özgür Yazılım Karşılıkları

Merhaba, bu sefer günümüzde kullandığımız yazılımların özgür yazılım alternatiflerinden bahsedeceğim.
1.Google-DuckDuckGo
ddg.gg adresinden ulaşabileceğiniz arama motoru hiçbir verinizi tutmuyor, çünkü verinizi tutabileceği bir sunucusu yok. Ayrıca tarayıcınıza kurabileceğiniz eklentisi sayfalardaki izleyicileri önlüyor.
Biraz da özelliklerinden bahsetmek gerekirse:
A-Bang! Bang özelliği binlerce siteyi destekliyor. Örnek vermek gerekirse !tureng(tureng), !yt(Youtube), !g(Google) gibi bir sitenin bang'ini kullanarak arama yaparsanız aradığınız şeyi otamatik olarak o sitede aratıyor.
B-Herhangi bir reklam yok, arama yaparken reklam görmüyorsunuz, ancak destek olmak isterseniz reklamları açabilirsiniz.
C-Karanlık modu var. Bu özellik Google'da var mı bilmiyorum ancak DuckDuckGo'da kullanabiliyorsunuz.
2.Windows/MacOS-GNU/Linux
Bunun özelliklerini saymakla bitiremem ancak, genel yanlışlardan ve bir kaç özellikten bahsetmek gerekirse:
A-Oyun oynuyabilirsiniz, düşündüğünüz aksine bir çok oyunu Linux'ta sorunsuz oynuyabilirsiniz.
B-Daha performanslıdır, Windows'daki gibi arkada çalışan kullanmadığınız şeyler ram tüketmez.
C-Ücretsizdir, korsan yazılımlarla veya para vermekle uğraşmazsınız.
vb bir çok özelliğe sahiptir, başka bir postta daha detaylı bahsedeceğim.
3.Photoshop-GIMP
Çok fazla kullandığım programlar olmadıkları için detay veremeyeceğim. Özelliklerini şu şekilde özetleyebilirim:
A-Ps'de yapıp GIMP'te yapamayacağınız bir şey yok.
B-Buradaki hepsi gibi gene açık kaynaklı.
C-Ps'yi cracklemekle uğraşmak veya uğraşırken virüs kapmak gibi şeylerle karşılaşmazsınız, ücretsizdir.
4.Internet tarayıcınız-Firefox/Icecat/Chromium/Brave/Waterfox
Burada benim kendi kullandığım tarayıcı Firefox. Ancak aranızda Chrome'a alışkın olanlar Choromium kullanabilir.
Bunun özelliklerinen bahsetmeye çok gerek yok. Zaten çoğu size yabancı değil.
5-Twitter-Mastadon
Twitter'a benzer bir platform.
Özellikleri:
A-Karakter sınırı 500.
B-Reklam içermiyor.
Çok fazla kullanmadığım için bilmiyorum ancak İngilizce olarak bir sürü şey bulabilirsiniz.
6-Text/Code Editörleri-VSCodium/Atom
Bunların farklı versiyonları da vardır ancak benim kullandığım 2 editör bunlar. Özetle bahsetmek gerekirse Visual Studio Code'un açık kaynaklı hali VSCodium. Atom iste GitHub'un geliştirdiği bir şey. Atom'u fazla kullanmadım(şuan kullanmaktayım). İnternette bir sürü bilgi bulabilirsiniz.
7-Discord-Matrix
Discord'u çoğumuz kullanıyoruz. Matrix'in Discord'dan geri kalır yanı ise popülerliği. Bir çok arayüzle Matrix'i kullanmak mümkün. Bunun çok fazla artısı yok hemen hemen Discord'la aynı, hatta bazı noktalarda geri kalıyor ancak daha yeni gelişmesinden kaynaklı olduğunu düşünüyorum.
Aklıma gelen tek özelliği:
-Bunu farklı arayüzlerle kullabilirsiniz. Discord'a benzeyen arayüz Riot şeklinde geçiyor. Ben ise terminalden bağlanıyorum.
Aklıma gelmeyen daha bir çok alternatif var. Youtube'un bile bir alternatifi var. Umarım beğenirsiniz. Postların uzun olduğunun farkındayım fakat kısaltıp, bilgiden kısmak istemiyorum.
8-Microsoft Office-LibreOffice
Gene birebir aynı işlevi görüyor. Üstelik ücretsiz. Bunu da 2016'dan beri kullanıyorum ama çok işim olmadığı için çok detay bilgim yok.
submitted by DyonoSuS to AAAL_sana_REDDIT [link] [comments]


2020.04.28 20:37 masterquintus Ifade özgürlüğü, EGMciler ve devlet hakkında(yorumlardayim, soru sorabilirsiniz)

Herkese merhaba. Bu postun amacı başta Reddit ve Twitter olmak üzere herkesi etiketleyen, sacma sapan oraya buraya şikayet edenler için yaziliyor. Ozellikle yaşı 14-20 arasindaki genç arkadaşlarimiz okusun bu yazdiklarimi
Öncikle şunu birakayım buraya:http://imgur.com/gallery/ZzDKwcm
Linkte de görebileceginiz gibi, bir mv'nin aile üyesiyim. Kendimi ifşa etmemekle beraber şu bilgileri vereyim: Covid den önce meclise çok gidip gelirim ve ailemin elinin biraz uzun olmasından kaynaklı olarak normal vatandaşlarin bilmediği 1-2 sey biliyorum siyaset dünyası ile alakalı. Bunun yanında ozellikle baskent de savciları ve cimer sikayeti ve EGM ile kimin ilgilendiği hakkında az çok bilgim var.
Simdi bu bilgiler bir kenara asil konumuza dönelim. Ozellikle son günlerde yok belediyelerin bagıs alması, yok Soylunun istifası veya LGBT hakları vb. konularindan sonra bazı düşünceleri "yanlış" olarak görüp bunu yok EGM olsun, twitter olsun sikayet ermeye calişan bir grup var. Şimdi beyler ve bayanlar bu grup ikiye ayrılıyor
  1. Botlar ve Troll hesaplar: Evet bunlar cidden var. Malum partilerin gençlik kolları başta olmak üzere twitterı tarayıp EGM spam edenler var ve bundan maaş bile alıyorlar. Son yıllarda çikan Varlık fonu sağ olsun bazı vakifların giderlerini takip edemiyoruz ama o "örtülü giderlerin" bir kismi buraya gidiyor. Benim kişisel olarak gördüğüm bir yapilanma bile var. Daha inanmayan insanlar varsa Ankara Bağdat civarına veya Gazi Ünideki topluluklara bakabilirler.
  2. Grup ise konumuzun ana fikrini oluşturuyor. Ciddi ciddi sikayet eden ve hicbir alakası olmayan BÜYÜK bir topluluk var internette. Ve genellikle yaşları genç oluyor. Simdi evladım sen onlardan biriysen sana bir sey söyleyim
Buyük kazık yiyorsun hem de çok büyük.
Şikayeti gönderdiğin adamlar kimler biliyor musun?
Ellerinde 60k $ degerinde saat olan kisiler. Audi ve bmw lerine çakir takan kisiler. Sen devlette bir hastanede randevu almaya çalişirken bunlar o yukarıda gösterdiğim kart ile randevusuz prof ile görüsebilen kişiler.
Ve daha acisini söyleyim mi?
Size popoları ile gulüyorlar. Sen bir PS4 oyunu almayı kafanda "lüks" haline getirmisken o şikayeti gönderdiğin insanlar TBMM restoraninda kilosu 1-2 TL ye et yiyen kişiler. Annen ve babanın bir yillik toplam.maaşini yeğenlerine harçlık olarak veren kisiler. Ummana tatile giden kisiler( Bak bu biraz insider info, ummanın sahilleri meşhurdur ve çok güzeldir)
Bak size tek bir sey söyleyim. Çok safsiniz çok. Aşirı safsiniz hatta. Sen burada aptal youtube kanallrindan ogrendiğin "solcu/sağcı kudurttum" şakası yapıp insanlari şikayet ederken onlar sana gülüyorlar. Acınası bir durumdasın çünkü.
Son olarak ifade özgürlüğü ve devlet hakkinda bir iki sey söyleyip birakacağım, birde bu sub ile alakalı. Oncelikle burada insan haklarıni red etme dahil olmak uzere nereden ögrendiğini bildiğim bazı aşirı ideolijileri yaymaya çalişan var. O kişilere tek soyleyeceğim sey şu: Uyuşturucu baronlarına çalışmak istiyorsan bunu internetten yapmak yerine sokakta yap. Ne demek istediğimi anlayan anladı, anlamayan soru sorabilir, yorumlardayim.
Bu devlet size bakmıyor gençler ama siz bu devleti savunma konusunda baya kararlisiniz. Haa bakın AKP den falan bahsetmiyorum. Turkiye son 50 yildir boyle. Sizin gibi saflari bulup bulup harcıyorlar ve hayatinizda göremeyeceğiniz paraları çöp niyetine harcıyorlar. Bilin istedim
En son olarak bu suba da bir iki lafım var. Ifade özgürlügü olayinizı anlıyorum ama elleri kanlı militanları dolastirmayin subda. Bu tiplerin en son hali bir mv'ye şoförlük ederken uyuşturucu satmak oluyor çünkü( Alın size 2. Insider info)
Hepinize iyi gunler, yorumlarda beklerim
submitted by masterquintus to Turkey [link] [comments]


2020.04.20 00:52 goklerdengelen AC Odyssey İnceleme

AC Odyssey İnceleme
AC Odyssey İnceleme - Eleştiri
Bu başlık altında AC Odyssey hakkındaki düşüncelerimi tartışmak isteyenleri bekliyorum.
bir miktar da olsa SPOILER VARDIR.
Oyunda şu an için 110 saat kaydım var. Ana hikayeyi 70. saatlerde bitirdim, Atlantis DLC'si 35 saat sürdü. Şu an diğer DLC'yi oynuyorum. Eleştirime sadece ana hikaye ve atlantis dlc'sini dahil edeceğim. Öncelikle +/- 'leri konuşalım
Artılar:
  • The Cult of Cosmos'u teker teker araştırma ve öldürme olayı.
Ben bu mekaniğe saygıyla eğilmeden duramayacağım. Seviye atladıkça üyeler hakkında ipucu elde edişin ve tahmin yürütmeler (gerçi tarikat yöneticisinin dışındaki üyelere ait ipucuların konum belirtmek dışında işe yaradığı bir durum yoktu galiba.), Baş kötüyü(!) ortaya çıkarmak için daha çok kendini oyuna vermen ve eşyalarını geliştirmek için ciddi bir sebebin olması, Sırf bu mekaniğin yarattığı merak bile ayrı bir zevkti. Unveil tuşuna her bastığımda ayrı zevk yaşadım.

  • Yeni Diyalog Elementleri
Bu da AC serisinin yöneleceğini belirttiği bir diğer elementti zaten. Başarılı mı ? Kısmen hayır, Ama bir seçenek. DND seviyesi diyalog mekanikleri yok. Yumuşak veya sert cevaplar verebiliyorsun, succession chance yok. (Merchant görevleri sonrası teşekkür ederken çıkan Alçakgönüllü veya kendini beğenmiş cevaplar gibi). Bu seçeneklerin (finale doğru olan kısımlardaki diyaloglar hariç) hikayeye büyük bir etkisi yok (en bariz örnek 2 sparta kralından hangisini suçlarsan suçla aynı cutscene giriyor). Ben kendi karakterimi diyalog sonu kavga çıkmasın diye alçakgönüllü şekilde oynadım. 2. defa oynarsam herkese dalmayı seçerim galiba.

  • Sanatsal Detaylar
Bunu konuşmaya bile gerek yok. Sync yapmak için bir sütunu tırmanırken, şehirde normal gezerken etraftaki binalara bakıp etkilenmemek, ulan adamlar harbi çizmiş dememek için ruh hastası olmanız lazım. Oyunu bitirince exploration (veya her neyse, ismi tam hatırlayamadım) modunu oynamayı sabırsızlıkla bekliyorum.

  • Tarihsel karakterler
Sokrates, Aspasia, Perikles, Hipokrat ve daha nicele büyüklerle oyunda karşılaşmak paha biçilemez bir zevkti. Bazı yerlerde durup ciddi ciddi oha lan ben sokrates ile simülasyon üzerinden karşılıklı konuşuyorum dediğim oldu. Ana hikayeye çok iyi uyum sağlamışlar. Daha fazla karakter görmeli miydik ? Atlantis dlc'sinde var olan tanrı ve yarı tanrıları saymazsak Belki de evet. Ama aynı tarihlerde var olan tanıdık yüzleri bulamamış olabilirler. ekstra yorum yapamayacağım.

  • Kassandra Ses Aktörü
Bence Mellissanti Mahut kassandra karakteri ile harikalar yaratmış. O kadar iyiydi ki ana karakteri Alexios olarak oynayıp Deimos olarak Kassandra'yı gördüğüm bir youtube videosunda aşşşırı garibime gitmişti. Bu oyun kassandra ile oynanmalı arkadaşlar.
Eksiler:
  • Oyuna çok büyük bir yüzeysellik hakim
her ne kadar yeni AC eski oyunlarının tarzını geride bırakmaya başladıysa da bazı elementler cidden çok yüzeysel geldi bana. Öncelikle meydan savaşları. oyunda oynadığım bütün meydan savaşları düz bir alanda bana aynı anda saldıran 5 adamı birden dövmek üzerine kuruluydu. ekstra hiçbir şey yaşanmadı. oyuna ilk başladığımda görev olarak yaptığımız savaşta birkaç kez ölmem dışında hiçbir meydan savaşında zorlandığımı hatırlamıyorum. bir yerden sonra ben bu savaşları sol tık'a abanmak için mi yapıyorum derken buldum kendimi. Gemi savaşlarını AC Black Flag ile karşılaştıranlar var. black flag'ı yıllar önce oynamıştım o yüzden karşılaştırma yapamayacağım fakat aynı şekilde adrestia (oyundaki kendi gemimiz) ile yaptığımız savaşların mekanikleri olabilecek en kolay düzeye indirilmiş. sağ tık ok sol tık mızrak, r ye basarsan ateşli ok/mızrak ve hızlanırsam ram atarsın. bu mekanik cidden sadece bana mı yüzeysel geliyor ? boarding bile o kadar eğlenceli değildi.
Devam:
  1. olarak harita. aşırı büyük bir harita var arkadaşlar. kelimenin tam anlamıyla aşırı büyük. 110 saattir oynuyorum ve hala ziyaret etmediğim 1 ada (galiba sephiros) ve tamamını keşfetmediğim birkaç tane ülke var. FAKAT şehirler dışında görülecek büyük yerler yok. bakın tekrar söylüyorum şehir modellemesindeki sanatsal çalışmaya saygıyla eğiliyorum fakat birkaç şehir dışında siz de kendinizi ya bu şehirler de birbirine benziyor demediniz mi? sadece bu da değil, şehirler dışında etkileşime girebileceğiniz 2 yer var: 1- outpostlar(ki onlar da (nation chest'ler bulunan fortlar dışında) neredeyse birbirinin aynısı, özellikle etrafı duvarlarla çevrili olmayan kamplar) 2- sync ve alpha animal lokasyonları. Haritanın büyüklüğü ciddi anlamda bir yerlerden sonra sıkıcı olabiliyor. çünkü şehirler dışında başınıza bir şey gelmiyor, random event ile karşılaşmıyorsunuz, sizi meraka sokan bir yapı yok, kısacası yapacak bir şey yok. ya gidip yeni bir görev alacaksınız, ya da hikayenize devam edeceksiniz. veya silahınızı güçlendirmeniz için materyal eksikse geyik, ayı avlayacaksınız. Anlayacağınız haritada o soru işaretlerini açığa çıkarmak yapılabilecek en iyi şey. Çünkü başka bir şey yok.
Kısaca
Benim oyundaki en büyük zevkim yeni şeyler keşfedişim oldu. Mızrağa seviye atlattığımız ilk zamanki o mağara, aynı şekilde cyclop'lar ve atlantis kapısı, medusanın ini ve minatorun labirenti. Simetrik pürüzsüz taşlara her rastlayışımda ulan burada bir şey var yaşasın diyerek her birinde ayrı ayrı heyecanlar yaşadım. Fakat beni üzen olay gizem elementlerinin kısıtlı oluşuydu. Daha fazla mistik yaratıklar, daha derin ve araştırmaya değer yer altı oluşumları görmeyi isterdim. Oyunun çok büyük potansiyeli vadı/mış bence, en baştaki Thermopylae savaşı güzelliği diğer meydan savaşlarına da yansıtılsaydı keşke. Flashback sahnelerle leonidas'ı oynamak isterdim. Başka başka arazilerde meydan savaşı yapmak, pusular kurmak isterdim. fakat oyun bunları elinin tersiyle itmiş ne yazık ki. Stealth görevleri hiç yok bu arada. azazinlik yaklaşımı keyfekeder. God of War tarzı Puzzle'ımsı bölümler de hiç ama hiç yok. Oyundaki eğlenceyi bir yerden sonra kendi kendinize verdiğiniz challenge'lar ile çıkarmanız lazım. (Örneğin ben oyun boyunca hiç staff kullanmadığımı fark ettim. şimdi onu kullanarak dövüşmeye çalışıyorum.)
Ana hikaye gayet güzeldi. Atlantis hikayesi aşırı merak edeni için güzel sayılabilir, ben çok tatmin olmadım. 3 yeni harita açıyor ( haritalar büyük olmamakla beraber Atlantis, Underworld ve Elysium ). DLC'leri tekli olarak almayın, season pass indirimde yakalarsanız 2 dlc birden + ac 3 remastered ile satın alın.
Benim oyuna genel puanım 6.5/10. Fakat sanatsal emeğe büyük bir saygıyla eğiliyorum.
Son karar: AC'nin yöneldiği bu yeni tarzdan memnunum, umarım bir sonraki oyunda (yüksek ihtimal viking olacağız) bu kadar yüzeysel bırakmazlar oyunu. 100 TL altında yakalarsanız üzerine atlayın, pişman olmazsınız.
Yeni başlayacak olanlar:
Oyunu Kassandra ile oynayın, pişman olmayacaksınız
DLC ler için ana hikayeyi bitirmeyi bekleyin. Acelesi yok.
Oyun zorluğunu Nightmare'de oynamanız Dark Soul zevki yaratabilir. Hitpoint dışında gelişen özellikleri olduğunu kendi gözlerimle gördüm. En azından oyuna alıştıktan sonra normal zorlukta oynamaya devam etmeyin.
Her türlü loot'u alın. Eşyaları satmak yerine daha fazla kaynak elde etmek için dismantle edebileceğinizi de unutmayın.
Ancient Steele'ler size yetenek puanı sağlıyor. Hızlıca yeteneklerinizin seviyesini yükseltin bu sayede.
Ainigmata Ostraka denilen kil tablet yazıları bir çeşit bilmece. Eğer çözerseniz size silahınıza takabileceğiniz yeni engrave'ler veriyor. Bazıları gayet işe yarar.
Seviye 50 olmadan gerekmedikçe diğer adaları gezmeyin. Seviyenizin yetmediği yerlerde canınız yanar. Bırakın sonraya, hikaye bitirdikten sonra keşfedersiniz.

https://preview.redd.it/fvaksnojtut41.jpg?width=1280&format=pjpg&auto=webp&s=17f4d5efcfecd09f08bf599d4197c79b3a68b6da
submitted by goklerdengelen to veYakinEvren [link] [comments]


2020.04.05 13:25 SpectreVile Merhaba, sen her kimsen. Öncelikle bu videoyu izleyen insanlara şunu söyleyeyim, bu video sadece tek bir kişi için çekiliyor. Şimdi nerden girsem konuşmaya diye düşünüyorum. Bir iki gün önce kapım çalındı. Kapımı açtım böyle bi arkadaş biley uzattı bana böyle bir zarf ben de dedim hani bu nedir nerd

Merhaba, sen her kimsen. Öncelikle bu videoyu izleyen insanlara şunu söyleyeyim, bu video sadece tek bir kişi için çekiliyor. Şimdi nerden girsem konuşmaya diye düşünüyorum. Bir iki gün önce kapım çalındı. Kapımı açtım böyle bi arkadaş biley uzattı bana böyle bir zarf ben de dedim hani bu nedir nerden geliyor kimdir diyene kadar bi baktım herif yok. Arkadaş bir anda fırladı kaçtı. Zarfın içinden bir kağıt çıktı böyle bir not. Ahan da bu bilmiyorum şu anda okuyabiliyor musunuz. Okuyamıyorsanız da ben sizin için okuyayım. “Sana Dead Space i oyna diye gönderdim”. Şimdi sapıklığın çok ciddi anlamda zirvesine ulaştığını bu arkadaşın öncelikle belirtmem gerekiyor. Neden? İlk başta ciddiye almadım. Bunu gördüm a dedim yine aynı manyak bu. Çok fazla takmadım açık konuşmak gerekirse hani bana dead soace i biri gönderdi demiştim ya kimin olduğunu bilmiyorum gönderici ismi yazmıyor vesayre cart curt falan filan dediğimi dead space izleyen arkadaşlar bilir. Dead space 2 den bahsediyorum bu arada. Bu aynı arkadaş mı gerçekten emin değilim ama bana aynıs aynı kişi gibi geldi. Gene aynı şekilde hiçbir gönderici bilmem ne falan filan yok. Sadece bir not dead space i sana oyna diye gönderdim. Arkadaş bildiğiniz atar yapmış ben kanala ara verdim diye. Neyse. Şimdi, bu olay hafife alınacak bir olay değil arkadaşlar. Çünkü birkaç şey oldu sadece değil. Bu kağıdı ilk başta ben şeye almadım ciddiye almadım. Umursamadım hani yani manyağın biri dedim hani şeylik yapıyo dalga geçiyor taşak geçiyor falan filan. Ama velakin bu buldum.mp4 denen videoyu görene kadar. Arkadaşım, şimdi öncelikle bu videoyu ç mm sana mm adıyorum. Mutlusundur umarım bu kadar manyakçasına benim peşimdeysen eğer. Şimdi öncelikle video linkini description a koyacağım bu sayede neden bahsettiğimi bilebilirsiniz. Manyağın biri beni takip ediyor. Bu buldum.mp4 videosunda da beni çeşitli yerlerde çekmiş evime dönerken, işten eve dönerken çekmiş beni. Yok işte şeye giriyorum bilmem ne falan filan. Şimdi bunun şöyle bir problemi var, şöyle bir noktası var problemli olan kısma geçeyim öncelikle. Benim adresimi şu anda bilen kimse yok. Eski adresimi de kimse bilmiyordu ama bu herif bana dead space 2 yi ulaştırmayı başardı. Şikayet etmedim açık konuşmak gerekirse işime geldi çünkü. Ya biri bana oyun hediye etmiş bu güzel bişeydi ilk başta güzel bişey olduğunu düşündüm. Hani bu adam benim adresimi nerden bildiğini takmadım kafaya önemsemedim. Bir şekilde bulmuştur göndermiştir dedim. Peki bu yeni adresimi nerden buldu bu adam? Ben bu eve bir ay önce taşındım. Antalya dan dönüştün- dönüşte taşındım ben bu eve. Bu arkadaş benim adresimi nerden buldu? Bu arkadaş beni gittiğim her yerde takip mi ediyor? Yani şimdi böyle bir durum var ortada. Ve gerçekten ne diyeceğimi bilmiyorum hani. Ya bu evin adresini şu an annem babam bilmiyor daha hani daha onlara hani evin adresini bilmiyorlar sadece mekanı söyledim hani şurda oturuyorum dedim sadece. Hani adresi detaylı olarak bilmiyorlar gelip bulamazlar yani evi hani bulma şansları yok. Ara sokaklarda bir yerlerde bu ev bulamazlar. Ama bu arakdaş evimin yerini biliyor geliyor bana not bırakabiliyor ve üzerine zaten videodan videoyu izlerseniz göreceksiniz herif beni takip ediyor gittiğim her yerde. Arkadaşım beni korkutuyorsun çok ciddi anlamda korkuyorum yani şu an senden ve yaptığın şey çok büyük bir suç anladın mı? Yaptığın şey ciddi anlamda çok büyük bir suç. Eğer seni ihbar edersem ve yakalanırsan çok ciddi anlamda cezalar alırsın anladın mı? Akıllı ol ya akıllı ol şansını zorlama bu işe devam etme eğer chuckle böyle bir şey bidaha görürsem yemin ediyorum ihbar ederim seni. Ve bu işin peşini bırakmam yani seni yakalatıp ciddi anlamda ceza almanı sağlayana kadar bu işin peşini bırakmam. Adam ol tamam mı çok ciddi söylüyorum adam ol sakın sakın ha bir daha böyle bir şey yapma böyle bir video sakın bir daha görmeyeyim ben öyle takip ediliyorum bilmem ne falan filan hiç hoş şeyler değil. Ve bir de işin şu kısmı da var ben ihihi evde yalnız kalma fobimi daha yeni yeni yeniyorum hani daha yeni yeni üstesinden gelmeye başladım böyle manyakça işler yapıp beni korkutma daha fazla. Söylemek istediğim şeyler bu kadar arkadaşlar. Yani üzgünüm bu video size değil sadece bu sapığa bu manyağa artık kimse bu neyin nesiyse ona yöneltilmiş bir videoydu sadece. Ya ama bunu hani görmesini sağlamak için kanalıma yüklemek zorundaydım mecburen kim olduğunu bilmiyorum çünkü o yüzden kanalıma yükledim bu videoyu. Bu arkadaş sırf görsün diye zaten video respose olarak koyacağım onun o lanet videosuna bunu. Aynı zamanda tabii ki youtube'a da şikayet edeceğim bana karşı bir salıdırı ve ya ne bileyim taciz olduğuyla ilgili o videoyu. Her neyse görüşmek üzere...
submitted by SpectreVile to kopyamakarna [link] [comments]


2020.03.09 09:40 makibar Gün56 #hergün50sayfakitap Gelişmeler

Herkese selamlar,
Senenin başlangıcından beri yaptığım bu etkinlikte geldiğim noktayı sizlerle geniş olarak paylaşmak istiyorum.
Gariptir ki her gece yatmadan önce kitap okuduğum için artık vücudum gece 11 gibi yatağa geçip kitap okumak istiyor, gerçek anlamda bir alışkanlık haline geldiğinin göstergesi bence. Artık her gece okumaya tüm sene devam etmeye çalışacağım.
Okuduğum kitaplarla ilgili belli bir düzende gitmiyorum. Sadece staj sonu sınav dönemlerinde 150-200 sayfayı geçmeyecek kitapları tercih etmeye çalışıyorum. Elimde bulunan tüm kitaplardan tek tek seçerek belli bir liste oluşturmadım ama kitap tercihlerimi genelde elimdeki kitaplardan yapıyorum. Yeni kitap almaya pek paramın bulunmadığı bir dönemdeyim ve açıkçası elimde çok fazla okunmamış kitap var.
Okuduğum kitaplarla ilgili şuanda yapmıyorum ama ilerleyen günlerde bir dizi özet ve düşündüklerim ile ilgili blog yazıları yazacağım. Geçtiğimiz 2018 senesinin yazında yazmaya başladığım bir blogum vardı, büyük ihtimal ordan devam etmeyi düşünüyorum. Aklımda bir aralar video şeklinde youtube kanalıma atmak vardı ama bu izleyeciği ve kalite açısından benim gözümü korkuttu.
Son olarak eğer sizde bizimle bu etkinlikte yer almak isterseniz, hepinizi hergun50sayfakitap subredditinde kitap paylaşımı ve yardımlaşma yapıyoruz. Tüm mesajlara ve postlara elimden geldiği kadar yardım ve yorum yapmaya çalışıyorum. Bu aralar her ay 1 kitap belirleyip (bu ayın kitabını belirledik) bu kitapla ilgili tartışmayı düşünüyoruz.
Okuduğunuz için teşekkürler ! BOL KİTAPLI GÜNLER !!
submitted by makibar to KGBTR [link] [comments]


2020.02.25 02:37 blogmodu Evden Para Kazanma Yolları 2020 Türkçe

Evden para kazanma yolları özellikle son yıllarda, internetteki mecraların da giderek artmasıyla, internetin başında olan birçok kişi tarafından sıkça aratılan cümlelerden biridir. Günümüzde interneti sıkça kullanan herkes “İnternetten nasıl para kazanılır?” Sorusunu sorar hale geldi. Hâl böyle olunca birçok blog ve websitesi de bu konular üzerine yazılar yayınlayarak bu insanlar için rehber olmaya çalıştılar. Evden Çalışarak Para Kazanma
Ben de “Evden para kazanma yolları” adlı bu yazımda internet üzerinden para kazanma yollarından kendi tecrübelerimle edindiğim kısımları sizlere aktarmaya çalışacağım. Bu yüzden sizler için bir liste hazırladım. Bu liste ile online para kazanma yollarının birçok farklı versiyonu ile sizleri tanıştıracağım.
Şimdi eğer hazırsanız, daha fazla lafı uzatmadan bu listeye birlikte bakalım:
  1. Anket doldurmak
  2. Domain ticareti
  3. Captcha çözmek
  4. Online ürün satışı
  5. Makale yazmak
  6. YouTube kanalı
  7. Udemy eğitimi satmak
  8. Blog açmak
  9. Stok fotoğraf satımı
  10. Affiliate marketing
  11. Yorum satışı
  12. Backlink satışı
  13. E-Kitap yazarlığı
  14. Dropshipping
  15. Mobil mining
Gördüğünüz gibi internet ortamında bizlere para kazandırabilecek birçok farklı yol bulunmakta. Ancak burada ufak bir hatırlatma yapmak istiyorum: Bu yollardan size uygun olan birinde karar kılın ve ona odaklanın. Çünkü bu yolların 5-6 tanesini aynı anda yapmaya çalışırsanız, kuvvetle muhtemel başarısız olursunuz.
evden çalışarak para kazanma
“E liste güzel hoş ama bunlardan nasıl para kazanacağız?” diye düşünüyorsanız, endişelenmeyin… Şimdi her bir yöntemi tek tek resimlerle anlatarak sizlere nasıl para kazanabileceğinizi anlatacağım.
Hazırsanız hemen başlayalım…
Anket Doldurarak Para Kazanma İnternetten para kazanma denildiğinde birçok kişinin aklıma anket doldurma gelecektir. Bunun nedeni aslında bu yöntemin oldukça eski ancak hâlâ geçerli bir yöntem olmasından kaynaklanmaktadır.
Anket doldurarak kazanç elde etme, özellikle online ortamda, oldukça dikkatli yapılması gereken bir iştir. Burada dikkatten kastım, anket dolduracağınız platformu seçerken ki dikkattir. Çünkü internette birçok web sitesi anket ile kazanç sağlama adı altında ödeme yapmayabiliyor. Bu yüzden anket sitelerini seçerken ince eleyip sık dokumak gerekiyor.
Benim bildiğim ve gerçekten sağlam şekilde çalışan bazı anket siteleri var. Bunlar:
Anket doldurarak para kazanmak Wordapp görevler
Wordapp Wordapp sitesi hem anket doldurabileceğiniz hem de içerik üreterek yani makale yazarak para kazanabileceğiniz güvenli bir platformdur. Ancak bu sistem de maalesef kusursuz bir mecra değil…
Bunun en büyük nedeni anket sıklığının, verdiğiniz bilgilere göre, yetersiz olması. Genellikle 2-3 günde bir 1 anket gelmektedir. Bu anketlerin ücretleri ise minimum 0,10 euro ile 1 maksimum 1 euro arasındadır. Ama çoğunlukla anket ücretleri düşüktür.
Anket doldurarak kazanç sağlama Wordapp profil soruları
Sitede derecelendirme sistemi bulunur. Dereceniz yükseldikçe size makale yazma görevleri gelmeye başlar ve bunlardan euro olarak kazanç elde edersiniz.
Wordapp’in başka bir problemi ise anketlerin bazılarında anketin ortasında “Bu ankete devam edemiyorsunuz” yazısının çıkarak devam etmenize engel olmasıdır.
Anket doldurarak para kazanma Wrodapp Anketi Görüntülemiyorsunz
Bu durumu yetkililer, sisteme kayıt olurken verilen bilgilerle he anketin ilk kısmında sorulan kişisel bilgilerin uyuşmaması olarak açıklıyorlar. Bu nedenle sisteme tutarlı bilgiler girmek gerekmektedir.
Wordapp görevleri yaparak para kazanma Wordapp görevler
Son olarak Wordapp sitesi ödemelerini 50 euro eşiğine ulaştıktan sonra yapmaktadır. Ancak banka hesabına EFT yaptığı için %8’lik bir kesinti de yapılmaktadır.
MarketAgent Bir başka köklü ve çok sayıda üyesi olan sistem ise MarketAgent’tır. Bu sistemde siteye ilk üye olduğunuzda ilk makaleniz için 3 euro ödeme yapılmaktadır. Ancak daha sonra makale sıklığı oldukça düşük olarak seyrettiğinden dolayı bu siteden para kazanmak için referansınızla siteye yeni üyeler getirmelisiniz.
MarketAgent sitesi ödemelerini Skrill üzerinden yaptığından, sisteme üye olmadan önce mutlaka bir Skrill hesabı oluşturmayı unutmayın.
ClixSense ClixSense, dünyada adını duyurmayı başarmış olan güvenli anket doldurma sitelerinden bir diğeridir. Bu sitenin diğer anket sitelerinden en önemli farkı, ankete ek olarak farklı görevlerle de kullanıcıya para kazandırmasıdır.
Bu sitede, eğer anketlerin giriş kısmında birbiriyle çelişen yanıtlar verilmesi durumunda anketi iptal ediyor. Bu yüzden yaş, medeni durum, cinsiyet ve gelir durumunuzla ilgili ilk verdiğiniz cevapları bir yere not etmenizde fayda var.
ClixSense, ödemelerini Payoneer üzerinden yaptığından, hesabınızda en az 50 dolarlık bir meblağ olması gerekmektedir. Tabi bunun içine Payoneer’in yaptığı komisyon kesintisi dahil değildir.
Bu sistemde de diğer pek çok anket sitesinde olduğu gibi referans ile kazanç sistemi de mevcuttur. Eğer bir kişi sizin referans linkiniz ile bu siteye kayıt olursa, siz bu kişinin kazancıdan %20’lik bir paya sahip oluyorsunuz.
Benim bildiğim ve güvenli olduğuna inandığım anket doldurma siteleri bunlardı. Eğer yeni bir site öğrenirsem yazımın bu bölümüne eklerim. Şimdi diğer yönteme geçelim…
Domain (Alan Adı) Ticaretiyle Para Kazanma
Domain alım-satım yaparak para kazanma üzerine konuşmadan önce sizlere domainin ne olduğundan kısaca söz etmek istiyorum. İnternet üzerinde girdiğimiz her websitesi, forum, blog vs. mecraların bir alan adı vardır. Örnek vermem gerekirse www.ornekdomain.com bir domaindir. Yani domain, internette 7/24 açık olan sunucularda barındırılan tüm sitelere girerken kullandığımız adreslerdir.
Domaini, bir eve ait olan kapı numarası veya bir apartman adı gibi de düşünebiliriz.
İnternet alemindeki domainlerin büyük kısmı, subdomainler hariç, süreli olarak kişilere kiralanır. Bu süre genel olarak 1-10 arasında değişmektedir. Kullanıcı bu alan adını ne kadar süre kullanırsa, bu süre (yıl) için para öder.
Yukarıda domainlerin bir süresi olduğunu söylemiştim. İşte bu domainlerin süreleri sonlandığında GoDaddy gibi domain ve hosting şirketleri bu domainleri tekrardan satışa çıkarırlar.
Burada bir konuya açıklık getirmem gerekiyor. Bir domainin süresi dolduğunda hemen silinmez. Domaini satan şirket bu alan adını son kullanan sahibine 45-60 gün arasında bir sürede aynı domaini tekrar satın alma hakkı sunar. Bu süre zarfında domain expired olmuş olur. Yani bir anlamda 45-60 gün arası başkalarının satın alımına kapalı olarak beklemede kalır. Expired süresi dolduğunda ise domain deleted (silinmiş) pozisyona geçer.
Bir domain deleted (silinmiş) pozisyona geçtiyse, bu domain için herkes teklif verebilir ve satın alabilir.
Domain ticaretinde domainleri takip amaçlı en sık kullanılan sitelerden biri expireddomains.net adlı sitedir. Sitede expired ve deleted olarak domainlerin ikiye ayrıldığını görebilirsiniz.
Yine bir başka expired olmuş alan adlarını takip edebileceğimiz site de expired-domains.co websitesidir.
domain ticareti ile para kazanma expireddomains web sitesi
Yukarıda söz ettiğim expired domain ve deleted domain kavramları, domain alım-satımı için önemlidirler. Çünkü bir domain expired olduğunda takip süreci başlar. Domain alıp satan kişiler bu takibi kendileri yapabildikleri gibi, backordering hizmeti veren aracı şirketler vasıtasıyla da bu işlemleri yapabilirler. Böylece hem işlemin takip yükünden kurtulunmuş hem de alım kolaylaştırılmış olunur. Ancak dediğim gibi backordering hizmeti almak şart değildir. Tamamen tercihe bağlıdır.
Diyelim ki yukarıda söz ettiğim bu web sitesinden birinde hoşumuza giden bir domain bulduk. Ancak domain expired bir domain. Yani direkt satın alamayız. Süresinin dolmasını beklememiz gerekecek. Ancak bunu bizim yerimize bir backordering şirketi de yapabilir. Hem de süre sonunda istediğimiz domaini satın alamazsa da bizden para istemez.
Bu nedenle örnek olarak bir domain seçiyorum sizlere göstermek için.
domain ticareti ile para kazanma expired-domains.co web sitesi
Sarı ile vurguladığım bu alan adına bakmak için GoDaddy websitesine giriyorum ve bu alan adını aratıyorum.
GoDaddy ile backordering yapma GoDaddy backordering
İşaretli alanları tıklıyorum ve site beni yönlendiriyor.
GoDaddy backordering hizmeti GoDaddy ile Backordering
Expired süresi olan 45-60 gün arasında GoDaddy, istediğim domaini almaya çalışacaktır. Ancak alamazsa benden para istemeyecek.
Aklınıza şöyle bir soru gelebilir. Neden GoDaddy böyle bir işlem yapıyor? Cevap basit aslında: Komisyon almak için.
Bu arada GoDaddy’i rastgele seçtim. GoDaddy dışında pek çok backordering hizmeti veren domain şirketi de bulunmaktadır. Ben GoDaddy’i sektöründe güvenilir bir küresel marka olduğu için verdim.
Peki, diyelim ki bu alan adını satın aldık. Sonra ne olacak? Cevap yine basit: Domaini kaç yıl için aldıysak bu kadar süre satılmasını bekleyeceğiz. Tabi bize ait olan bir domain için istediğimiz fiyatı istememiz mümkün. Ancak fazla uçmamak da önemli.
Satın aldığımız bu domain veya domainleri de Flippa, Sedo ve yine GoDaddy üzerinden satışa çıkarabilir ve para kazanabiliriz.
Captcha Çözerek Para Kazanma
Captcha’nın ne olduğunu sanırım herkes biliyordur. Ben yine de kısaca açıklayayım. Captcha herhangi bir online platforma giriş yaparken sürekli olarak karşımıza çıkan ve istenilen resim veya rakamları, insan olduğumuzu kanıtlamak için, seçmemizi isteyen bir sistemdir.
Captcha’nın temel amacı, bir platformu ziyaret eden kişinin bir bot mu yoksa insan mı olduğunu anlayarak, muhtemel bir Ddos ya da siber saldırıya karşı korumaktır.
Bazı web siteleri ise özellikle çalışanları sisteme girerken Captcha ile uğraşmamaları için, Captcha sistemini tamamen kaldırmak yerine, dışarıdan üçüncü taraf sitelerle anlaşarak bu kodları inşalara çözdürürler.
Bir diğer nedeni de Captcha sitelerinin satacakları Captcha kodların doğruluğunu ancak belirli bir doğruluk yüzdesinin üzerinde olduğundan emin olduklarında kendi müşterilerine satabilmesidir.
İşte bu siteler sayesinde internetten Captcha çözerek para kazanma diye bir uğraşı ortaya çıkmıştır. İnternet ortamında Captcha çözdüren birçok site olsa da her site maalesef ödeme alabilmek için o kadar güvenli değildir. Ben de bildiğim bir Captcha platformunu sizlerle paylaşmak istiyorum.
2Captcha.com
2Captcha.com sitesinden para kazanma 2Captcha.com sitesinden para kazanma
Bu siteye öncelikle bir mail adresi ile kayıt olun. Siteye girdikten sonra worker seçeneğini seçmeniz gerekiyor ki para kazanabilin.
2Captcha 2Captcha
Start butonuna bastığınızda karşınıza 42 soruluk bir eğitim çıkacak. Bu eğitimde size küçük detaylardan söz ediyor. Bu yüzden dikkatlice yapın. Eğitim bittiğinde yeniden start butonuna basarak Captcha çözmeye başlayabilirsiniz.
Bu sitenin en güzel yanı 0,5 dolara ulaştığınızda (2-3 bin Captcha çözmeniz gerekir) ödemenizi aşağıdaki ödeme yöntemlerinden herhangi birine yapmasıdır.
2Captcha ödeme kanıtı 2Captcha ödeme kanıtı
Eğer aşağıdaki ödeme yöntemlerinden birine sahip değilseniz, birine üye olmanızı tavsiye ederim.
Captcha Çözerek Para Kazanma 2Captcha.com ödeme yöntemleri
Captcha çözerken dikkat etmeniz gereken son nokta ise fazla hata yapmamaktır. Eğer çok fazla hatalı giriş yaparsanız site hesabınızı şüpheli hesap kategorisine alabilir.
Şimdi bir diğer evden para kazanma yoluna geçelim…
Online Ürün Satışı ile Para Kazanma
Günümüzde alış-veriş anlayışı geçmişe göre oldukça değişti. Artık milyonlarca insan hem fiyatların daha ucuz olması hem de daha rahat olduğu için internet üzerinden birçok ürünü satın almakta. Durum böyle olunca internetten ürün almak kadar ürün satmakta oldukça revaçta bir gelir yöntemi haline geldi.
Ortada devasa bir pasta var. Bu pastadan aslan payını büyük e-ticaret platformları alsa da bizim gibi ufak satıcılara da bu alanda ekmek var.
Örnek vermek gerekirse, Dropshipping yöntemi bunları şu an en popüleri. Amazon, eBay ve gittigidiyor benzeri büyük pazar yerlerinde bireysel olarak dahi satış yapmak mümkün. Dropshipping bu noktada stoksuz satış olanağı verdiği için satıcıların işini çok daha kolay hâle getiren bir sistem. Ancak benim size önerim bu satış yöntemiyle ilgili olarak Udemy gibi eğitim platformlarında ucuz bir eğitim bulun ve satın alın. Daha sonra konuya iyice hâkim olun ve online ürün satışına başlayın.
Buraya kadar anlattığım konu sadece Dropshipping ile ilgiliydi. Eğer “Ben Dropshipping falan anlamam. Daha kolay bir yolu yok mu?” derseniz de yazımı okumaya devam edin.
Online satışın bir başka boyutu da sadece emeğinizi koyarak para kazanmaktır. Nasıl mı olacak o? Yine bir örnek üzerinden gitmek istiyorum. Diyelim ki çiçeklere karşı ilginiz var ve az çok bir şeyler biliyorsunuz. O zaman balkonunuzda veya alanınız varsa evinizin bir odasında sukulent veya kaktüs üreterek bunları fiziken ya da instagram gibi sosyal medya alanlarından satabilirsiniz.
Bunun dışında eğer bir el işi sanatıyla uğraşıyorsanız, ahşap üzerine isim yazma veya maket ev yapımı gibi, bunları da sosyal medya üzerinden ya da ETSY gibi platformlardan satarak kazanç elde etmeniz mümkün. Yalnız şunu unutmayın ETSY, online mağaza için aylık bir ücret istemektedir.
Eğer bu bölümde anlattıklarım sizin için uygun değilse, aşağıdaki bölümlerde anlattıklarıma da bir bakın derim…
Makale Yazarak Evden Para Kazanmak
Son yıllarda giderek yaygınlaşan bir diğer online kazanç yöntemi de makale siteleri için evden makale yazarak para kazanmaktır. Eğer bu konuyla ilgili olarak daha önce herhangi bir şey duymadıysanız, daha detaylı bilgi almak için şu yazımı okuyabilirsiniz.
iyimakale ile para kazanma iyimakale ile para kazanma
Ben yine de kısaca sizlere işin mantığını anlatayım. Öncelikle bir makale alım-satım sitesine girerek üyelik oluşturmanız gerekiyor. Yazımda da belirttiğim gibi bu alanda en güvenilir sitelerden iki tanesi aşağıdadır:
➤iyimakale.com ➤icerik.net
makale yazarı olmak icerik.net ile para kazanma
Bu sitelerde üyelik oluşturduktan sonra yapmanız gereken ilk şey “SEO uyumlu makale nasıl yazılır?” şeklinde Google’da aratarak internetten bilgi edinmenizdir. Bunu öğrendikten sonra, istediğiniz bir konuda SEO uyumlu bir makale yazın ve bu iki siteye de yazarlık başvurusunda bulunun. Sonucu 1-2 gün içerisinde size e-mail yoluyla bildireceklerdir. Ancak bu ilk makalenizi yazarken dikkat etmeniz gereken bazı önemli noktalar var.
Bunları şöyle sıralamak mümkün:
➤Öncelikle söylemeliyim ki bu iki web sitesine makale göndermeden önce en azından SEO uyumlu 3-4 makale yazarak alıştırma yapın.
➤Başvuru için göndereceğiniz makale 300-600 kelime uzunluğunda olsun.
➤Anahtar kelimelerinizi mutlaka bold yapın.
➤Makalenizde mutlaka, SEO açısından, uzun kuyruklu anahtar kelimeleri kullanın ve bold yapın.
➤Makalenizi yazdıktan sonra mutlaka 1-2 kez okuyun ve yazım-imlâ hatalarını düzeltin.
➤Makalenizde aşırı uzun cümleler kurmayın.
➤Mümkünse akıcı ve okuyucuyu yormayan bir dil ile makalenizi yazmaya çalışın.
Bu önerilerin size yardımcı olacağını düşünüyorum. Eğer aklınıza takılan bir soru olursa yorumlar veya iletişim bölümünden bana ulaşabilirsiniz.
Yazarlık başvurunuz kabul edildikten sonra hemen siparişlere başvurmayın. Çünkü ilk zamanlar usta olmadığınız için olumsuz yorumlar alabilirsiniz. Bu da hem makalelerinizin satılmamasına hem de moralinizin bozulmasına neden olabilir. Bu yüzden ilk 1 ay sadece sisteme konusunu kendinizin belirlediği hazır makaleler yüklemenizi tavsiye ederim. Bundan sonrası zaten kendiliğinden gelecektir. Bol kazançlar…
YouTube Kanalı Açarak Para Kazanma
YouTube ile para kazanmak birkaç yıl öncesine göre bir hayli zorlaşsa da hâlâ iyi paralar kazanmanın mümkün olduğu bir sistem.
Yapılan son güncellemelerle birlikte YouTube’dan para kazanma 1000 abone ve 4000 saatlik izlenme koşullarına bağlandı. Bu nedenle YouTube kanalı açarak gelir elde etmeyi daha uzun soluklu bir iş olarak düşünmek artık daha doğru.
Benim siz okurlara tavsiyem, mutlaka bir YouTube kanalı açmanız olacaktır. Bu kanala ilgi alanınıza göre video içerikler yüklemeye başlayın. Tabi bu konu söylendiği kadar basit değil maalesef. Bir video içeriğin üretim aşaması, konuya göre, oldukça zorlu olabilir. Fakat koşulları sağladığınız takdirde gerçekten güzel bir pasif gelir kapısı oluşturmuş olacaksınız.
Eğer YouTube kanalı açmak ile ilgili olarak hiç bilginiz yoksa, YouTube üzerinde bununla ilgili kanallar mevcut. Hatta öneri olarak YouTube Hocam kanalının içerikleri oldukça başarılı. Buradan faydalanabilirsiniz. Yok ben daha detaylı öğrenerek iyi bir YouTuber olmak istiyorum derseniz de yine Udemy üzerinden uygun fiyatlı bir eğitim alarak başlayabilirsiniz.
Benim bu konudaki tavsiyelerim ise şöyle olacaktır:
➤Eğer eğlence kategorisinde videolar üretmiyorsanız videolarınızın süresi çok uzun olmasın
➤Videolarınızı mutlaka YouTube için SEO kurallarına uygun şekilde yapın
➤Videolarınızda video yaptığınız yazılımın filigranı asla olmasın. Bu nedenle Shotcut gibi kaliteli ve açık kaynak yazılımları tercih edin.
➤Video thumbnaillerinize büyük önem verin. İlgi çekici, kaliteli ve renkli olması video tıklamalarınızı arttıracaktır. Bunun için ücretsiz bir site olan Snappa’yı kullanabilirsiniz.
➤Sadece PC veya mobil ekran görüntüsü kaydı alarak video üretecekseniz, yine yukarıda dediğim gibi filigransız bir yazılım kullanın.
➤Videolarınızda ses kaliteniz iyi olsun. Bunun için Google Play Store’dan Easy Voice Record uygulamasını kullanmanızı öneririm. Bir telefon kulaklığı işinizi görecektir…
➤Son olarak eğer mümkünse videolarınızı 2K ve 4K olarak yükleyin. Eğer olmuyorsa da 720p veya 1080p kalitede olmasına özen gösterin.
➤Ve tabi özgün olun!
Udemy ile Para Kazanma
Udemy, şu an için birçok kişiye göre dünyanın en büyük online eğitim platformu. Özellikle yazılım, web, kod bilgisi, yabancı dil gibi alanlarda eşi bulunmaz bir hazine. Çünkü alınan eğitim saati ve elde edilen verim, verilen eğitimin ücretiyle kıyaslanamayacak kadar fazla.
Hâl böyle olunca Udemy’nin Türkiye’de faaliyette olması, belli alanlarda yetkin olan insanlar için bir gelir kapısı oluşturdu. Birçok kişi eğitimi ve tecrübesiyle ilgili alanlarda Türkçe eğitim setleri oluşturarak platforma yükleyerek kazanç elde ettiler. Tabi, ben de Blogger alanındaki tecrübelerimi bu platforma aktararak, şu an için toplam 7,5 saatlik bir eğitim olan “A’dan Z’ye Blogger Eğitimi” adlı eğitim setimi hazırladım. Dileyenler göz atabilirler…
Gelelim sizlerin Udemy üzerinden nasıl para kazanabileceğine? Öncelikle spesifik bir iş üzerinde bir tecrübenizin olması şart. Örnek vermek gerekirse, ben 2011 yılından beri Google’a ait olan Blogger platformu üzerinde pek çok blog oluşturdum, tema düzenledim, yeni kodlar ekledim ve ciddi bir birikime ulaştım. Sizlerin de herhangi bir alanda eğitimi veya tecrübesi varsa, siz de kendi eğitimi videolarınızı kişisel bilgisayarınızda çekebilir ve Udemy’e yükleyerek bir eğitim seti oluşturabilirsiniz.
Son olarak şunu ifade etmek isterim: Udemy eğitmeni olmanız için illa üniversite mezunu veya yazılımcı olmanıza gerek yok. Sadece kendinizi gerçekten yeterli ve birikimli gördüğünüz bir alan olması yeterli. Ancak eğer herhangi bir alanda yetkin değilseniz, sadece para için eğitim oluşturmanızı önermem. Çünkü siz eğitiminizi Udemy’e yükledikten ve insanlar eğitiminizi satın alıp başladıktan sonra size bol miktarda soru soracaklardır. Eğer bu sorulara yeterince doyurucu ve çözüme ulaştırıcı yanıtlar verememeniz durumunda, öğrencileriniz size düşük puan verebilir veya 30 günlük iade haklarını kullanabilirler. Bu da eğitiminizin para kazanmasına ve Udemy tarafından yeterince ön plana çıkarılmasına engel olur. Bu nedenle, bir eğitim seti oluşturmadan önce üzerinde iyi düşünmenizi tavsiye ederim.
Blog Açarak Para Kazanma Blog açarak para kazanma, YouTube sonrasında, eski kadar olmasa da hâlâ para kazandıran bir online iş. Tabi eskiden daha az tıklanmayla daha fazla kazanmak mümkünken, şu an bu giderek daha da azaldı. Peki, blog yazarak nasıl para kazanabiliriz? Şimdi buna değinmek istiyorum.
Eğer daha önce bu konu üzerine bir şeyler yapmadıysanız, konuya yabancısınız demektir. Ben de öyle varsayıp konuyu en temelden anlatacağım.
Öncelikle blog açabileceğim hazır platformların neler olduğuna bakalım.
➤Blogger
➤Wordpress
➤Tumblr
➤Wix
➤Weebly
➤Medium
En çok bilinen blog ve web site servisleri bunlar. Ben bunlar arasından Blogger, Wordpress ve Tumblr’ı kullandım. Ancak diğerleri hakkında da az çok bilgim var.
Blogger ile başlamamız gerekirse, kimilerine göre lider Wordpress olsada, ben Blogger platformunun bazı özellikleriyle Wordpress’e göre daha önde olduğunu düşünüyorum. Bu özelliklerin başında ise, güvenlik ve platformu tam özellikleriyle kullanabilmek gelmekte.
Blogger’da ücretsiz bir blogspot alt alan adı olan bir blog açsanız bile, sistemin tüm özelliklerini kullanabilir ve ücretli bir tema satın alarak tema görünümü değiştirebilirsiniz. Bunun yanı sıra web trafiği ve server yükleme sınırı da yoktur. Ayrıca Google’a ait bir platform olduğu için onun güvenlik şemsiyesine altındadır. Yani ekstra bir güvenlik önlemi almamıza gerek kalmaz.
Wordpress ise bazı açılardan, doğal olarak, üstündür. Bunlara hız, eklenti desteği, SEO avantajı gibi özellikleri sıralamak mümkündür. Ancak eğer yeterli bütçeniz yoksa, Wordpress sistemi biraz külfetli olabilir. Çünkü SEO, güvenlik, server kurulumu, SSL sertifikası ve temalar için ücret ödemek gerekir. Tabii Wordpress’in de ücretsiz versiyonu olan Wordpress.com’da var. Ancak bu platformda Wordpress server depolaması sınırlıdır. Dolayısıyla ek ödeme yapmak gerekebilir.
Gördüğünüz gibi her iki platformunda kendine göre eksi ve artıları vardır. Eğer ilk kez blog açacaksanız ve bütçeniz kısıtlıysa ben Blogger ile başlamanızı tavsiye ederim.
Tumblr platformuna baktığımızda ise, blog ve sosyal medya karışımı bir yapı karşımıza çıkar. Bloğunu sosyal medya gibi kullanmak isteyenler için oldukça uygun olsa da benim için çok uygun bir yapıda olmadığı için çok tercih ettim bir mecra değil açıkçası. Ama yine de tercih sizin…
Gelelim Wix ve Weebly platformlarına. Açıkçası bu sistemlerin ikisini de kullanmadım. Ancak birçok blogger’dan okuduğum kadarıyla, bu platformların bazı eksilerinin çok baskın olduğunu biliyorum. Bu sistemlerin güzel tarafı, sürükle bırak yapıları sayesinde istenilen şekilde özelleştirilebilmeleri. Ancak bu sistemlerin büyük oranda ücretli olması ve üstüne yavaş olmaları, artılarını götürmektedir. Diyebileceklerim şimdilik bunlar.
Medium platformuna baktığımızda ise oldukça hoş bir görünüm ve hızlı bir sistem karşımıza çıkmakta. Ancak standart bir blogtan biraz farklı bir sistem Medium. Nasıl farklı? Derseniz şöyle söyleyeyim: Medium size standart bir alan adı sunmuyor. Bunun yerine medium.com/sayfaadınız gibi bir sistem bulunmakta. Bu da açıkçası ben kullanırken bana çok uymadığı için bir süre sonra Medium kullanmayı bıraktım açıkçası. Ayrıca Medium bloğuna reklam yerleştirmemiz de mümkün olmuyor. Bunlar da Medium’un artı ve eksileri. Tercihi yine size bırakıyorum.
Eğer bu bölüm sizler için yeterli olmadıysa “Blog Nasıl Açılır?” yazıma bakmanızı öneririm. Bu yazımda ve ikincisinde birçok teknik ayrıntıdan söz ettim.
Stok Fotoğraf Satarak Para Kazanma
Stok foto satarak para kazanmak için de son yıllarda giderek ilginin arttığı bir online kazanç şekli olduğunu söylemem mümkün.
Bu kazanç şeklinde yapılması gereken aslında oldukça basit. Fotoğraf makinesi veya kaliteli çekim yapabilen bir telefon ile çektiğimiz fotoğrafları Dreamstime, istockphoto ve Shutterstock gibi büyük stok foto sitelerinin mobil uygulamalarına yüklemek.
Tabi çektiğimiz fotoğrafların görüntü kalitesi her platform için farklı da olabilir. Genellikle bu sitelerin sıkça sorulan sorular bölümünde bu koşulun ne olduğu belirtilir.
Peki istenilen kalitede fotoğraflar çekeceğiz ama neyle ilgili? Her kategoride fotoğraf kabul eder bu siteler ancak en çok satılanlar özel durumlara ait fotoğraflardır. Örneğin ameliyat eldiveni giymiş bir el ya da dekupe edilmiş nesne fotoğrafları gibi fotoğraflar en çok satılan türlerdir.
Bu sitelerin her birinin GooglePlay Store’da katılımcı (contributor) uygulamaları vardır. Çektiğimiz fotoğrafları yükleyebilmek için bu uygulamaları indirmemiz gerekir. Eğer fotoğraflarımızdan satılan olursa zaten uygulama bize bildirim gönderecektir.
Bu sitelerin bazılarında çekim sınırı 50 dolar bazılarında ise 100 dolardır. Yani bu sınıra ulaşmadan siteler ödeme yapmazlar.
Kazandığımız parayı çekmek için ise Payoneer gibi ödeme platformlarını kullanmamız gerekir. Bilginize…
Affiliate Marketing ile Para Kazanma
Affiliate marketing en kısa tanımıyla satış ortaklığı ile gelir elde etmeye verilen isimdir. Biraz daha açmamız gerekirse, affiliate marketing internet üzerinden başkasının ürününü satarak para kazanabildiğimiz bir sistemdir. Kazancımız ise bize ait olan komisyon tutarıdır.
Örnek vermek gerekirse, diyelim ki ben bir e-kitap yazdım ve bu kitabın başkaları tarafından da pazarlanmasını istiyorum. Böylece daha fazla gelir elde edebilirim. Bunun için web sitem üzerinden ya da Clickbank gibi bir platform üzerinden satış ortaklığı açıyorum. %3-5 gibi bir rakamla satıcılar için komisyon oranı belirledikten sonra tek yapmam gereken satışların gerçekleşmesini beklemek.
Birçok affiliate marketing olarak çalışan blogger ve online yazarların benim adıma bu ürünü pazarlaması sayesinde, hem ürünü satan ürün başına komisyonunu alacak hem de ben e-kitabımdan kazanç elde etmiş olacağım. Kısaca affiliate marketing sistemi bu şekilde çalışmakta…
affiliate marketing Clickbank ile affiliate marketing yapmak
Affiliate marketing için dünyada en çok tercih edilen web platformu Clickbank’tır. Bunun dışında Admitad gibi oldukça sağlam satış ortaklığı platformları da vardır.
Bu bölümü bitirirken, şunu da ekleme istiyorum: Affiliate marketing sistemi kolaymış gibi görünse de aslında ustalık isteyen online bir meslektir. Bu nedenle eğer bu işle uğraşacaksanız kendinize zaman tanımalı ve online eğitimlerle kendinizi geliştirmelisiniz. Ancak bu şekilde iyi miktarlarda paralar kazanabilirsiniz.
Yorum Satışı ile Para Kazanma
Yorum satarak para kazanma son birkaç yıldır gittikçe popüler hale gelen bir online kazanç yöntemi. Özellikle yeni YouTube kanalları, web siteleri, Apple Store ve Google Play Store gibi online uygulama indirilebilen platformlarda tercih edilebilmektedir.
Yorum satışını her uygulama, web sitesi ve YouTube kanalı yaptırmasa da yapıldığı da bir gerçek. Yani birileri bu işi yaparak para kazanabiliyor. Dolayısıyla biz neden bu pastadan ufakta olsa bir pay almayalım.
Yorum satabilmek için Bionluk ve SadeceOn gibi çevrimiçi pazar yerlerini kullanabilirsiniz.
Bu arada tabi yorum satışının ne kadar etik olduğu da ayrı bir tartışma konusu. Bu yüzden tercihi size bırakıyorum.
Yorum satışı yaparak para kazanmayla ilgili şu yazımda daha ayrıntılı bilgiye ulaşabilirsiniz.
Backlink Satarak Para Kazanma Backlink Nedir?
Backlink Satarak Para Kazanma
Backlink satışından önce sizlere backlink’in ne olduğunu kısaca anlatmam gerekiyor. Backlink kavramı web siteleri için yapılan SEO çalışmalarına ait terimdir. Buna göre backlink’in en net tanımı, başka bir web sitesi ya da platformun, kendi sitesinde sizin web siteniz veya bloğunuza ait bir link vermesidir.
Backlink, esas itibarıyla arama motorlarının botları için yapılandırılmış bir referans sistemidir. Arama motoru botları bu linkleri referans olma olarak algılar ve pagerank’i yüksek olan sitenin düşük olan siteyi verdiği linki backlink olarak tanımlarlar. Bu sayede Google gibi arama motorlarının gözünde değerli backlink alabilen blog ve web siteleri değerlenirler. Tabi bu da SERP sonucunda yükseliş olarak backlink alan siteye yansır.
Her ne kadar çok kısa bir açıklama olmasa da uygun şekilde açıkladığımı düşünüyorum.
Peki, biz backlink satarak nasıl para kazanabiliriz?
Öncelikle en baştan şunu söyleyeyim: Backlink satışı, özellikle kaliteli backlink satışı, birkaç günde öğrenebileceğiniz bir şey değil maalesef. Bu konu SEO alanı içinde değerlendirildiğinden, SEO hakkında derinlemesine bilgiye sahip olmak gerekir.
Tabi, internette 20 TL gibi rakamlara backlink sağlayan freelancerlar da var. Ancak bu backlinklerin kalıcılıkları ve etkilerinin ne yönde olduğu tartışmaya açık bir mevzudur.
Eğer bu işten para kazanmak istiyorsanız, öncelikle kendinize bir blog açın ve kendi bloğunuz üzerinde SEO bilginizi elinizden geldiğince geliştirin. Site içi SEO ve site dışı SEO kavramlarına hâkim olun. Bunun ardından zaten backlink gibi terimler sizin için son derece anlaşılır hale gelecektir.
Ardından online pazar yerlerinde değerli backlink hizmeti vererek iyi miktarda gelir elde edebilirsiniz.
E-book yazarak para kazanma E-kitap yazarak kazanç
E-Kitap Yazarak Para Kazanma
E-kitaplar internet çağını son hız yaşadığımız şu günlerde, giderek artan bir ivmeyle kullanılan bilgi hazineleridir. Artık neredeyse internet aleminde birçok blogger ve web editörü e-kitap yazarak da gelir elde edebilmekte ve adını sanal dünyada daha duyulur kılmaktadır.
Peki, biz bu pastadan e-kitap yazarak nasıl pay alabiliriz?
E-kitap yazarak para kazanma konusu, aslında biraz da sahip olduğumuz bilgi ve donanımlarımız ve tabi bu bilgileri yazılı olarak aktarabilme becerimizle ilgili.
Örneğin bir bloggersanız, blog yazma, Blogger veya Wordpress ile ilgili bir e-kitap yazabilirsiniz.
Youtubersanız “Nasıl Youtuber Olunur?” gibi bir konuda e-kitap yazarak hem tanıtım hem de kazanç sağlayabilirsiniz.
Ya da örneğin tarih mezunuysanız, tarihle ilgili bir e-kitap yazabilirsiniz. Aslında e-kitap yazmak için herhangi bir sınır yok. Tamamen sizlerin beceri ve hayal gücüne kalıyor gerisi…
Şimdi bazı kişiler şöyle düşünebilirler: “İyi de benim herhangi bir yeteneğim yok. O zaman ne yapacağım?” Bu durumda yapılacak şey, internet üzerinden ücretli veya YouTube üzerinden ücretsiz sunulan eğitimlerle kendinizi geliştirmektir. Unutmayın, e-kitap ile sunulan şey bilgidir. Dolayısıyla ne kadar nitelikli bilgi sunarsanız, bunun size dönüşü de o kadar verimli olur.
Peki, diyelim ki e-kitabınızı yazdınız. Bunu nereden satacaksınız? Mutlaka aklınızda bu soru vardır.
Google Play Book Yazarlık Başvurusu Google Play Book Yazarlık Başvurusu
Bunun için Google Play Books’u kullanmanız gerekiyor.
Öncelikle şu bağlantıdan yayıncı olmak için Google Play Books’a başvurmanız gerekiyor. Başvurunuz kabul edilirse, mail adresinizle pdf dosyanızı yükleyerek satışa açabilirsiniz.
Bunun dışında Amazon, KOBO ve D&R gibi mağazalarda da başvurarak e-kitabınızı satışa çıkarmanız mümkün.
Dropshipping ile para kazanma Dropshipping ile Para Kazanma
Dropshipping Yaparak Para Kazanma
Dropshipping terimini daha önce duymadıysanız kısaca şöyle açıklayabilirim: Amazon, ETSY ve Ebay gibi büyük web siteleri üzerinden stoksuz olarak yapılan ve yaptığınız her satış için size önceden belirlenmiş bir komisyon ödeyen sistemdir diyebilirim.
Ben daha önce dropshipping sistemiyle pek fazla çalışmadığım için burada bu konunun uzmanıymışım gibi cümleler kurmayacağım. Yine bu nedenle de nasıl dropshipping yapmanız gerektiğini sizler internetten kendiniz araştırarak bulmalısınız.
Dropshipping’in özelliği dediğim gibi stoksuz bir ticaret yapısına sahip olması. Örneğin siz AliExpress’ten bir ürün seçersiniz. Bu ürünün rekabeti zor ve ender bulunan bir olmasına dikkat ettiğinizi varsayıyorum. Ardından ürünün dokümanlarını ve fotoğraflarını AliExpress’ten alarak, Türkiye’de ürünü satacağınız platforma koyarsınız.
Eğer bir sipariş gelirse, siz kendi paranızla ürünü AliExpress’ten satın alır ve teslim adresine ise size sipariş veren müşterinin Türkiye adresini girerek satışı gerçekleştirirsiniz. Böylece ürün sipariş veren kişiye gider, para ise sizin hesabınıza… Sistem kabaca bu şekilde işliyor.
Eğer ben tam anlamadım derseniz de Udemy gibi platformlarda dropshipping ile ilgili birçok Türkçe eğitim bulunmakta. Bu eğitimlerden de destek alabilirsiniz.
Mobil Mining (Madencilik) ile Para Kazanma
Evden para kazanma yolları arasında sizlere son söz edeceğim yöntem is mobil madencilik yapmaktır. Ancak mobil madencilik ile ilgili bilginiz olmadığını düşünerek öncelikle mobil madencilik nedir? Sorusunu cevaplayarak konuya başlamak istiyorum.
Hepimizin bildiği üzere bundan tam 10 yıl önce hayatımıza bitcoin denilen bir kripto para girdi. Bunun ardından da bu kripto paranın mining yani madenciliğini yapan kişiler çıktı ortaya. Çünkü bir kripto para, adından da anlaşılacağı gibi aslında şifreli bir para sistemidir. Bu şifreler çözüldükçe de para transferi gerçekleşir. İşte bitcoin gibi kripto para madencileri güçlü donanıma sahip cihazlarla tam olarak bu şifre çözme işlemini gerçekleştirerek bundan bitcoin olarak kazanç elde ederler.
Aradan geçen zamanla birçok kripto para birimi ortaya çıktı. Bunlara ise altcoin adı verildi. Tabi altcoinlerin de madenciliğini yaparak birileri şu anda bile kazanç elde etmeye devam ediyorlar.
Son birkaç yılda ise kripto para madenciliği teknolojisi öylesine ilerledi ki artık akıllı cep telefonlarından dahi madencilik yapılabilmeye başlandı. Bu altcoinlerden en bilineni ve binlerce madencisi olan Electroneum adlı kripto paradır.
ELECTRONEUM Electroneum madenciliği yapabilmeniz için tek ihtiyacımız olan şey ise İOS veya Android işletim sistemine sahip bir telefon. Şu an için kripto para borsalarının bir kısmında yer alan bu para birimi oldukça düşük madencilik kazancı verse de (1 etn = 0,025 TL) gidişatı umut verici olduğu ve ileride değerlenme ihtimalinden dolayı kazım yapmaya değer bir altcoin.
Her 100 ETN kazdığınızda uygulamada yer alan cüzdanınıza otomatik olarak kazancınız aktarılır. Tek yapmanız gereken şey ise haftada 1 kez uygulamaya girerek madencilik sürenizi uzatmak. Hepsi bu! Ödeme kanıtı için kendi hesabımdan bir görüntüyü aşağıya ekliyorum.
Electroneum ödeme kanıtı Electroneum ödeme kanıtı
Eğer daha fazla ETN kazanmak isterseniz de benim referans kodum olan E6B43B kodunu girebilirsiniz.
Şimdi bir diğer kripto paramıza geçelim…
Pi ile para kazanma Pi coin
PI Pi, şu an için hâlâ test aşamasında olan ve 2020 yılın içerisinde borsalara girmesi beklenen bir başka kripto paradır. Şu an borsalarda olmadığı için herhangi bir değere sahip olmayan Pi, testnet sürecini başarılı olarak tamamlarsa mainnet aşamasına geçecek. Bundan sonra borsalara girmesi söz konusu olabilecektir.
Her ne kadar şu an için bir değeri olmasa da geleceğe yönelik bir yatırım olarak telefon üzerinden madenciliği yapılabilecek bir altcoin olduğunu düşünüyorum.
Google Play Store üzerinden pinetwork yazarak bulup indirebileceğiniz kripto para biriminde, uygulamayı ilk açtığınızda mail adresi ve şifre oluşturmanızı isteyecek.
Uygulamaya girdikten sonra ise ayarlardan telefon numarası veya facebook ile doğrulama yapmanız gerekiyor. Hepsi bu kadar!
Pi uygulamasına 24 saatte bir girerek şimşek butonuna basmanız gerekiyor. Bu sayede kazım periyodu devam edecektir.
Son olarak şunu da eklemek istiyorum: Hem Electroneum hem de Pi telefonunuzun işlemcisi üzerinden kazım yapmazlar. Bu nedenle telefonunuzun donanımına herhangi bir zarar vermezler.
Kullanımlarından gördüğüm kadarıyla batarya üzerinde de olması gerekenden fazla bir etkisi yok. Bu açıdan bu 2 uygulamayı sizlere tavsiye edebilirim.
Bu arada Pi ağına referansınız olmadan girebilmeniz mümkün değil. Yani uygulama izin vermiyor. Eğer isterseniz “ozansen” yazarak benim referans kodumla da uygulamayı kullanabilirsiniz.
Evet, evden para kazanma yolları adlı yazımın burada sonuna geldim arkadaşlar.
Son olarak eklemek istediğim şey, internet üzerinden para kazanmanın da tıpkı normal bir işte çalışır gibi emek ve zaman istediğini unutmamanız gerektiğidir.
İnternette gördüğünüz ve evde oturarak 3000 TL kazanın gibi yalanlara asla inanmayın. Bunlar gerçek dışı.
Eğer yazıyı buraya kadar okuduysanız çok teşekkür ederim. Umarım işinize yarayan bilgiler verebilmişimdir. Herhangi bir sorunuz olursa yorum bölümünden bana iletebilirsiniz.
Herkese saygılar, sevgiler…
submitted by blogmodu to u/blogmodu [link] [comments]


Benim Kuaförüm 74. Bölüm Tek Parça FULL HD Benim Dünyam (Uğur Yücel, Beren Saat) - Tek ... - YouTube Benim Adım Melek - YouTube O Hayat Benim 32.Bölüm - YouTube Benim Kuaförüm 59. Bölüm Tek Parça FULL HD - YouTube Benim Tek Hikayem O Hayat Benim 99. Bölüm - YouTube Benim Kuaförüm 94. Bölüm Tek Parça FULL HD O Hayat Benim 100. Bölüm - YouTube

Benim Adım Melek 29. Bölüm izle 2 Eylül 2020 - diziizlep ...

  1. Benim Kuaförüm 74. Bölüm Tek Parça FULL HD
  2. Benim Dünyam (Uğur Yücel, Beren Saat) - Tek ... - YouTube
  3. Benim Adım Melek - YouTube
  4. O Hayat Benim 32.Bölüm - YouTube
  5. Benim Kuaförüm 59. Bölüm Tek Parça FULL HD - YouTube
  6. Benim Tek Hikayem
  7. O Hayat Benim 99. Bölüm - YouTube
  8. Benim Kuaförüm 94. Bölüm Tek Parça FULL HD
  9. O Hayat Benim 100. Bölüm - YouTube
  10. Benim Senden Tek bi Dileğim var

Tibetan Healing Sounds: Cleans the Aura and Space. Removes all negative energy - Duration: 34:20. Meditation & Relaxation - Music channel Recommended for you Hiçbir suç cezasız kalmaz! Adalet artık Efsun, Nuran ve İlyas’ın yakasına yapışmıştır. Sakine de kendini aynı girdabın içinde bulur ve ahretliğinin yanında d... Mix Play all Mix - Benim Kuaforum YouTube; Benim Kuaförüm Yarışmasında Kuaföre Kuaförlük Öğreten Model! ... Benim Kuaförüm 124. Bölüm Tek Parça - FULL HD - Duration: 1:29:06. Benim ... Yıllar önce babasının kararını hiçe sayarak yuvasını terk eden Melek, yaşadıklarını taşıyamayacak hale geldiğini, amansız bir hastalığa yakalandığında anlar.... Bahar’ın kaçışı ve Efsun’la Arda’nın onu yalnız bırakmayışı, iki kız kardeşi hiç olmadığı kadar yakınlaştırmaktadır. Herkes adına büyük fedakârlıklar gerekti... Bahar ve Efsun bir yol ayrımındadır! Efsun’un acısı kaldıramayacağı kadar büyüktür ve bebeğini kaybettiği için Bahar’ı suçluyordur. Bahar ise mahkemenin hakk... Idiots Tree Felling Fails with Chainsaw Machine - Tree Falls on Head and House - Duration: 8:11. Woodart Presents Recommended for you Mix Play all Mix - Benim Kuaforum YouTube; Dr Ian ... Benim Kuaförüm 1. Bölüm Tek Parça - FULL HD - Duration: 1:15:07. Benim Kuaforum 65,076 views. 1:15:07. Kanala abone olun; http://bit.ly/2bNTJWq للانتقال إلى القناة الرسمية على اليوتيوب اضغط هن: http://bit.ly/2bNTJWq Subscribe ... Benim Dünyam; sadece karanlığı görebilenlere, karanlığın anlamını baştan yazdıranların hikayesidir. 1950'li yıllarda Büyükadası'nda geçen hikayede, 2 yaşında...